Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '15

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
1297
 

Alibeyköy'ün Adaleti

Alibeyköy'ün Adaleti
 

Eski topçulardan...


Süreyya Paşa, Osmanlı Paşası iken 1914 yılında ordudan ayrılır ve İstanbul'un Balat semtinde bir iplik fabrikası kurar. Kuruluşunun hemen ardından kumaş da üretmeye başlayan fabrika, kendi ismi ile anılır; 'Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası'.

Türk Hava Kurumu'nun da kurucularından olan Süreyya Paşa, aynı zamanda çok da varlıklıdır. Daha sonra Darüşşafaka'ya bağışlayacağı Kadıköy'deki Süreyya Paşa Sineması, Kartal Belediyesi'ne bırakacağı Süreyya Paşa Plajı ve yine devlete vereceği Anadolu Yakası'ndaki Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve Süreyya Paşa Sanatoryumu'nun arazileri hep Süreyya İlmen'e aittir.

Ne var ki herkesin de bildiği gibi hazıra dağ dayanmaz ve teknolojik gelişmeleri izlemeyen bir sanayi kuruluşu da çok uzun ömürlü olamaz. Şimdi biraz o günlere dönelim isterseniz.

Savaş zamanlarında rekabet de olmadığından, tekelci bir zihniyetle bol bol kar elde edildikten sonra 1930'ların ilk yıllarıyla beraber fabrikada sıkıntılar baş gösterir. Süreyya Paşa, ''Ya satalım ya da olmuyorsa kapatalım kurtulalım'' der ancak eşi bu duruma şiddetle karşı çıkar ve Paşa'nın tüm ısrarlarına karşı durarak fabrikayı ne sattırır ne de kapattırır.  

1937 yılında da hükümet nezdinde yapılan girişimlerin ardından, devlet fabrikayı kurtarmak için bir teklif sunarak, Bursa İpek-İş'e işletme hakkını verir. Bu arada fabrikanın mülkiyeti değişmez ve İlmen'lere de düzenli olarak her ay bir 'kira bedeli' ödenir.

Aradan 5-6 yıl geçer. 1943 yılında sağlam bir finansal yapı ve teknoloji ile donatıldığı düşüncesi ile günün hükümeti fabrikanın işletim haklarını  yeniden aileye verir.

Süreyya Paşa'nın mühendislik okumuş olan ve babasının işleri kendisine devrettiği oğlu Vedii İlmen, zamanında fabrikanın kapanmaması için babasına karşı duran annesinin ismini fabrikaya verir ve Süreyya Paşa Mensucat Fabrikası da o günden sonra Adalet Mensucat Fabrikası olur.


http://goo.gl/mX2Fiv


  Adalet Gençlik Kulübü 1950 yılında İstanbul'da kurulduğunda, kendisine kırmızı-beyaz renkleri seçer. Kulüp Başkanı Vedii İlmen takımın başına hem oyuncu hem de antrenör olarak Vefalı Galip'i getirmek istese de, 'vefa' o zamanlar henüz sadece bir semt adı olmadığından, Galip Haktanır bu teklifi reddeder.

1952-1953 sezonunda 3 maçta (Vefa, Beşiktaş ve İstanbulspor) maçlarında Adalet'in kalesinde Fecri Ebcioğlu (1927 - 1989) 3 maça çıkar. 3 maçta kalesinde tam 8 gol gören Ebcioğlu bir yıl sonra yine Adalet kalecisi olarak bu kez Emniyetspor ve Galatasaray maçlarında Adalet'in kalesini koruyacaktır ama bu kez de yediği 4 gol nedeniyle olsa gerek kalesini Erdoğan Akın'a  (1935) devreder ve daha sonraları yabancı parçalara Türkçe sözler yazarak Türkçe Pop'un babası olur. Top sahalarında yakalayamadığı başarıyı müzikte bulan Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı ilk sözlerde de sanki bir mesaj saklıdır, ''Bak bir varmış bir yokmuş...''

Adalet 1955 yılında, liglerdeki ilk yabancı futbolcu transferini gerçekleştirip Arjantinli Oscar Lucas Garro'yu takıma transfer eder.  Arjantin'in Estudiantes, İtalya'nın Sampdoria ve İspanya'nın da Celta Vigo ve Sporting Gijon takımlarında oynamış olan Arjantinli forvet ilk sene 13 maçta 4 gol atsa da sonraki yıllarda bu performansını da bir daha sahaya yansıtamaz. 


1958-1960 yılları arasında 1. Lig'de mücadele eden Adalet, zamanla bir düşüş içerisine girer.

Adalet Mensucat Fabrikası da geleceğe yönelik yatırımlar yapmadan, değişen teknolojiye ayak uyduramaz ve gittikçe karı azalır, derken zarara geçer ve sona doğru hızla yaklaşır.

Nihayet fabrika kapanır, Adalet Spor Kulübü de 1971 yılında, Alibeyköy Adalet Spor Kulübü adını alır ve rengini de turuncu- mavi olarak değiştirir. 

1980 yılına gelindiğinde ise artık -belki de hala birçoklarınca zamanının sporsever yargı mensupları tarafından kurulduğunu sandıkları- Adalet Spor'dan eser kalmamıştır. Kulüp Alibeyköyspor ismini alıp son noktayı koyar ve bugünlere kadar da bu isimle anılarak gelir.

İşte önümüzdeki hafta Alemdağsporumuz ile karşılaşacak Alibeyköyspor'un hikayesi de böyle. 

''Rakibini tanıyanın, er meydanında işi en azından biraz daha kolay olur'' düşüncesinden yola çıkarak yazmaya çalıştığım bu 'notlar' umarım bugün olmasa da ileride birilerinin işine yarar.

Sağlıcakla.

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1089
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster