Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
225
 

Alim ile yazar

Alim ile yazar
 

Öncelikle; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Peygamber Soyundanım, Hazreti Muhammed’in kızı Hazreti Fatma’dan olan torunu Hazreti Hüseyin’e dayanan ve ‘Seyyid’ olarak nitelendirilen ailenin evladıyım” sözüne ithafen, ‘Ayakta Alkışlanacak Bir Söz!’ başlıklı yazımı özeti ile tekrar sunuyorum.

“Ne bekliyordunuz? Bu memleketin taşında, toprağında, suyunda, insanımızın hayat bulduğu her bir solukta ‘Ehli Beyt’ nefesi vardır. Hak dostlarının, erenlerin eli, emeği, himmeti vardır. Elbette ki soyu da nesli de evlatları da torunları da olacaktır. Bu şaşkınlık niye? CHP li değilim, hiçbir parti de umurumda değil ancak, CHP’li olmak ya da olmamaktan çok daha öte Sayın Kılıçdaroğlu’nu, gecikmiş de olsa, asaletini, inancını açıkça ifade ettiği için tebrik ediyorum. Bununla birlikte, Hz. Muhammed (a.s.)’ın evlâdı olmanın gereklerini, gerek siyasi gerekse özel yaşamında en mükemmel bir şekilde hayata geçireceğine de tüm kalbimle inanıyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugün gerçekten özlemini çektiğimiz ‘Ehlibeyt’ kokusunu, hüküm etme makamında da tüm halkımızla birlikte İslâm dünyasına yeniden kazandırması temennisiyle, tekrar tebrik ediyor, başarılar diliyorum.”

Evet, sonuna kadar arkasında olduğum bu kalemime ek olarak şunları söylemek istiyorum. Hz. Muhammed’in (a.s.) nesli yalnızca hacı hoca takımında mı süreklilik arz etmektedir? Sarık takıp, çarşaf mı giyinmemiz gerekiyor? İbadetin yaşamdaki dini realitesini hiçbir kimse inkâr edemez, uygulansa da uygulanmasa da sünnet olduğu gerçeği bir vakadır. Ancak, İslâmi yaşantıda amaçlanan güzel ahlâktan, helâl haram ölçülerinden, kul hakkındaki titizlikten ve nihayetinde ‘Seni ancak âlemlere rahmet olasın diye gönderdim’ buyruğundan uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir dini yaşantının neresinde İslâmiyet vardır? Bu içselliği ve de realiteyi iyi sorgulamamız gerekir. Hz. Ömer’i (r.a.), Hz. Osman’ı (r.a.), Hz. Ali’yi (k.v.), Hz. Hasan ve Hüseyn Efendilerimizi şehit eden mantık ile ne farkı vardır?

Dış görünümü ve de sözde işlevleri İslâm, içi bilmem ne belâ? Bir ayeti kerime geldi aklıma Âlemlerin Rabbi buyuruyor ki; ‘ Muhammed’im, onlara deki; biz inandık demesinler, biz Müslüman olduk desinler’.  Gönlünden kurmadınsa bağını, bağla istersen cesedini Kâbe ile Mekke’ye. Şeytan da gördü Cenabı Mevlâ’yı ancak, kovulduktan sonra neye yarar?

Özellikle, bugün Ali’ci geçinenleredir sözüm; Hz. Ali aynı zamanda siyasi bir hükümdar değil miydi? Peki, Ali mi çok bildi? Yoksa ne yazıktır ki sözde İslâmi kimlikleri ile ibadet eden ve de Ali’ye muhalif olup şehit edenler mi doğruyu, hakikati bildi? Bir soru daha; Hz. Peygamber’in nesli, dolayısıyla Hz. Ali’nin soyu yaratıcı tarafından ve yine O’nun bilgisi ve de himayesi doğrultusunda kıyamete kadar inancı, doğruluğu, ahlâkı ile koruma altında olan bir nesil değil midir? Kuşkusuz. İsterseniz şüphe duyabilirsiniz. Paşa gönlünüz bilir. Hadis uleması bu gerçeği teyit edecektir.

Demem o ki, kıyamete dek sürecek olan Peygamber nesli, kimi zaman siyasi bir lider olarak halka hizmet yolunda kendini bizlere göstermektedir ve de gösterecektir. “Ama ben kaç bin hatim indirdim? Ömrüm hac yollarında tükendi. Nasıl olur da siyaset gibi bin bir entrikanın döndüğü bir alanda Ali’nin neslini kabul edebilirim? Etme! Benden siz çok muhterem 7/25 ibadet ile yaşam süren din âlimlerine öneri; en üstün sizlersiniz. Safınızı belirleyin. Ali karşıtı yapılanmalarda, amelleriniz sizi kurtaracaktır, hiç merak etmeyiniz. Bildiğinizi okuyun. Şeytan da meleklerin âlimiydi, birlikte kurtuluşa erersiniz. Dostluk güzeldir. Fena mı? Her insana nasip olmaz, bir zamanlar da olsa melekût dünyasının lideriyle aynı kulvarda bulunmak.

Cehalet çoğu zaman bildim yanılgısından üstündür. Neden mi? Birisinde hata diğerinde ise kasıt bulunur. Hatasız kul olmaz, bağışlanmaya mahkûmdur. Kastı affetmek ise hakka zulümdür.

İşte sizlere siyaset başlıklı dini motifli sözcüklerle süslenmiş bir söyleşi daha. Hz. İsa ruhullah’a sormuşlar; edebi nereden öğrendin? Diye, ‘edepsizlerden’ cevabını vermiş.

Ben kendi halinde bir yazarım lütfen, zorla âlim etmeyin beni.

Esen kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 413
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 614
Kayıt tarihi
: 07.09.13
 
 

Siyaset Bilimci/Güvenlik Stratejileri Uzmanı/ Şair, Yazar  /Polis Akademisi Mezunu     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster