Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

07 Ağustos '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
194
 

Alışıyorsun İşte...

.    Biz küçükken, bir hikâye anlatmıştı annem... Bu günlerde sık sık aklıma gelir oldu bu hikâye... İstedim ki, sizinle paylaşayım...
.    Köyün en güzel kızı, köyün en zengin evine gelin gitmiş. Ne var ki bu aile, deri işlemekteymiş ve işyerleri de evin hemen altındaymış. O zamanlarda deriyi tabaklamak için, taze köpek dışkısı kullanılırmış. “Tabakhaneye b*k yetiştirmek” deyimi de oradan kalma anlayacağınız...
.    Kızcağız, eve girer girmez, derilerden gelen kanlı ağır koku, taze köpek dışkısı kokusu burnuna dolmuş ve bayılacak gibi olmuş. Sonra da mide bulantısından ve saatlerce kusmaktan bitap düşmüş...
.    Kızcağız, bu durumdan kurtulmak için, evi dip temel temizlemeye karar vermiş. Bunun için, kaynanasından izin istemiş. Kaynanası, bilge, görmüş geçirmiş bir kadın... Gelinine hayır dememiş... “Burası senin de evin, istediğini yap kızım” demiş...
.    Taze gelin, elinin kınası daha silinmeden, başlamış temizliğe. On gün, evi dip temel temizlemiş. Silinmedik yer, yıkanmadık çamaşır bırakmamış. On günün sonunda, evin temizlendiğine kanaat getirmiş. Hem artık, evdeki o ağır koku da bu temizlik sayesinde kaybolmuş... Taze gelin, içi rahat bir şekilde, yaşamaya devam etmiş.
.    Bir gün, kızlarını ziyarete, ana ve babası gelmiş. Eve girer girmez, başlamışlar öğürmeye... Ardından da canları çıkıncaya kadar kusmuşlar. Kızcağız çok şaşırmış. Hem de kızmış biraz. Evi tertemizmiş çünkü. Koku filan yok...Bu neyin nesi şimdi?
.    İşin içinden çıkamayınca, kaynanasının yanına gitmiş. “Anacığım, ev tertemiz, koku filan da yok. Anam, babam niye böyle yaparlar da beni üzerler?” diye sormuş...
.    Bilge kaynana, başlamış anlatmaya... “Yıllar önce, ben bu eve gelin geldiğimde, aynı senin yaptığını yaptım kızım. Baştan aşağı, her yeri sildim, süpürdüm, temizledim... Çünkü kusmaktan telef olduydum. Ev temizlenince, koku gitti. Senin gibi günlerce uğraştım, içim rahat etti. Ama aslında koku gitmemişti kızım, sadece benim burnum alışmıştı, kokuyu almaz olmuştum. Sen de aynı şekilde, kokuyu almıyorsun artık, alıştın.”
.    Kızcağız çok şaşırmış. “Neden bana bunu daha önce anlatmadın anacığım?” diye sormuş kaynanasına...
.    Bilge kadın cevaplamış: “Çünkü bana inanmazdın, anlamazdın. Ben de kaynanama inanmamış, anlamamıştım. Bunu illâ ki yaşaman gerekiyordu güzel gelinim.”
.    Yaaa, işte böyle değerli dostlar... İnsanın hayatta alışamayacağı şey yok galiba. Neler neler yaşıyoruz bu günlerde... Dalga ilk vurduğunda, yıkılıyoruz, su yutuyoruz, boğulacak gibi oluyoruz. Sonra bir gayret geliyor, yeniden ayağa kalkıyoruz... Bir daha yıkılıyoruz, sonra tekrar kalkıyoruz. Aslında ömür, böyle böyle geçip gidiyor. Sorunlar hep oldukları yerlerde, ama biz alışıyoruz. Sorunların biteceği yok ama biz şerbetlenmişiz artık. Acı patlıcanı kırağı çalmıyor. Belki de hislerimizi bile isteye körleştiriyoruz, kim bilir? Böyle yapmasak, bunca sorunu, acıyı kaldırmak mümkün mü?
.    İşte bu hikâye hep aklımda bu günlerde... Bana güç veriyor nedense bunu hatırlamak. Belki size de faydası olur, ne dersiniz?
.    Nihayetinde, alışıyorsun işte...
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---07.08.2020
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında hayli derin bir mevzudur bu alışmak konusu. Ama evet, Allah insanı yaratırken "alışma" potansiyelini de kodlamıştır yazılımımıza. Lakin bir şeylere "alışma"nın, sizin de değindiğiniz gibi iyi ve yararlı bir yanı olduğu gibi, özellikle yanlışa-yalana-sahteye alışmak gibi mesela kötü ve zararlı bir yanı da vardır mutlaka. Yani, neye alışıp-neye alışmamamız gerektiğinin ayrımını yapmak da insana düşen bir şeydir yine, bu da demektir ki herşeye de alışmamalıyızdır. Akıl ve irade yine ve hep devrede olmalıdır kesin. Elde olmayan şeylere, bazı mecburiyetlere veya acılara, özlemlere alışmak ruhumuz için, gücümüz ve yaşamı sağlıklı, yararlı ve doğru bir şekilde idame ettirebilmemiz için gerekli olduğundan dolayı zaten bu alışma olgusu da yüklenmiştir DNA'mıza ama mesela olan biten bir sürü soruna, kötü durumlara, yanlışlara, tersliklere vs alışıp da adam sendeci, bana neci bir kanıksamışlık veya hissizleşme, duyarsızlaşma değildir ve o şekilde olmamalıdır da elbette. Sevgilerimle

Filiz Alev 
 09.08.2020 6:33
Cevap :
Yorumunuz çok açıklayıcı olmuş Filiz hanımcığım.Benim alışmaktan kastım,elde olmayan,değiştiremediğim şeyler.Bir nevi tevekkül hali kısacası.Yoksa kötülüğe,caniliğe,riya ve cahilliğe,bunun gibi pek çok saçmalığa alışamadım,alışamam da.Bu alışmak değil,aldırmamak olur.Teşekkür ederim bu güzel yorum için.Yürekten sevgilerle...  14.08.2020 16:11
 

Segili Füsun hanım siz de ben de Muğla'nın ayrı ilçelerinde yaşıyoruz, evet alışıyoruz işte.Selamlar sevgiler sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 08.08.2020 7:09
Cevap :
Sizin Muğla'da yaşadığınızı bilmiyordum Nahide hanımcığım.Ne güzel,hemşehri sayılırız o zaman.Alışıyoruz,alışmak zorundayız hayata devam etmek için.Başka çare yok.Selam ve sevgiler...  09.08.2020 12:43
 

Değerli meslektaşım, yine güzel bir yazı ile çıktınız karşımıza. Evet insanoğlunun böyle bir özelliği var. Kaleminize ve emeğinize sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 07.08.2020 12:32
Cevap :
Beğeniniz için teşekkür ederim değerli meslektaşım."Hafıza-i beşer,nisyan ile malüldür" atasözü boşuna söylenmemiş.Bu bizim ruhumuzu koruyan bir özellik.Alışmak ve unutmak.Acılarla baş etmenin yolları.Allah beterinden korusun diyelim.Saygılar, selamlar...  08.08.2020 8:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 1113
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 269
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Efekan'ın annesi, Mehmet'in eşi, doktor emeklisi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster