Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
413
 

Alışkanlık yaratmak ve domokrasi

Alışkanlık yaratmak ve domokrasi
 

Kadın kuaförleri artık boya, röfle ve perma gibi hizmetlerine, ’fantezi türban’ modelini de...


Sanki diğerlerinin "göz aşinalığını" oluşturmak için rastgele sokaklarda dolaşmaya çalışıyorlar. Şehrin insanı engin hoşgörüsüyle onlara tavır bile almak istmiyor. Hatta domokratik hakları olarak düşündüklerinden ya da kendilerine yakıştıramadıklarından belki görmezden gelmeye de çalışıyorlar.

Ancak bugünlerde sanki sayıları arttı. Sanki inadına ve insanlar bize alışsın der gibi ortalıklarda, şehrin en işlek cadde ve sokaklarında gezinip duruyorlar. Ayrıca, bu şehre uygun davranıyorlar. Yani önlerinde bir erkek arkalarında kadın yürümek yerine, ya da önlerinde saçlı sakallı, şalvarlı, cübbeli erkek, arkalarında kara çarşaflı kadınlar şeklinde değil, daha çok sadece başörtüsü, bir iki kadın veya uzun pardesö giyinip geziniyorlar.

İçinde yaşadığımız günlerin ramazan olması ve bu şehirdeki hava sıcaklığının hala insanı bunaltıcı düzeyde olmasına aldırış bile etmiyorlar. Hem pardesö, hem başörtüsü hem de muhtemelen oruç olarak gayet rahat bir şekilde yürüyüp gezinmekteler.

Acaba anlatmak istedikleri veya vermek istedikleri mesaj nedir?

Kaç gündür bu sorunun cevabını bumaya çalışıyorum.

Bakın hem örtünüp, hem pardesö giyinip hem de bu kadar sıcakta sizden daha sağlıklı ve dinç olarak gezebiliyoruz mu demek istiyorlar?

Ya da alışın artık bu şehirde biz de varız. Sizi gavurluktan çıkartıp müslüman yapacağız imajını mı vermeye çalışıyorlar?

Ben kimsenin giyimiyle kuşamıyla, inancıyla, rengiyle, ismiyle, cismiyle, ilgilenip, kişileri onlara ve görünüşlerine göre değerlendirmeyecek bir düşünce sistemine sahibim. Ancak bu rahatlıktan ve sanki inadına " biz burda da varız" ve "gözünüz alışsın bize, daha sonra da bizim kurallarımıza" demek için var olmaya çalışmalarını bana bunu düşündürmelerini anlamakta zorlanıyorum.

Çünkü, ülkemin çok şehrini gezdim gördüm ve yaşadım belli süreler. Süreç hep aynı işlemekte.

İnsanların onlara aldırış etmeyecek düzeye gelmelerini bekleyip, bu süreci aştıktan sonra, insanların çocuklarına el atıyorlar. Eğitim sürecine el atıyorlar.

Bugün ilkokul beşinci sınıfa yeni başlayan kızımın okul kapısında onu almak üzere beklerken şahit olduğum konuşma düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu gösterdi bana.

Normal giyimli bir bayan, türbanlı bir diğer bayanın yanına yaklaştı ve mümkün olduğunca alçak bir ses tonuyla ve etraftakilerin onları duymasından çekinerek gizli birşeyler yapıyorlarmışçasına, birkaç kız öğrencinin evlerinde kalmasını ve karşılığında hem sevap işleyeceğini hem de falanca yerden şu kadar kişi (kız öğrenci) başı ücret alacağını, bunun da kapalı bayana ek gelir getireceğini söyleyip duruyordu. Çok yakınımda olduklarından konuşmalarını duyabilmiştim. Okulların kapı önlerinde bekleyip, maddi durumu yeterli olmayan çocukları ve velilerini av olarak görmekteler.

Bu şehrin insanına, daha ramazanda devlet dairelerinda çay ocaklarının kapatılması yabancı ve henüz böyle bir işlem yok. Ama yemekhaneler kapalı.:) Ve insanların çoğu bunu hoş karşılamıyor. Oysa yılar öncesinden bazı şehirlerimizde üniversite öğrencileri oruç tutmadıkları için öldürülmeye, dövülmeye başlamıştı.

Bu şehre de yemekhaneleri kapatmak düzeyine kadar gelmiş bulunmaktalar.

Yazımda ve düşüncelerimde "diğerleri" gibi bir olgunun oluşmasından kendi adıma çok rahatsızım. Ama, kendimin ve kendi düşünceleri doğrultusunda yaşamak ve kimseyi, hiç kimseyi hiç bir nedenle rahatsız etmek istemeyen insanların olduğu bir yerde kendimin ve onların da rahatsız olmalarını istemiyorum.

Neden bu kasıtlı tavır ve davranışlar sergilenmekte? Neden oruç tutmayan insallar oruca zorlanmakta yemekhaneler kapatılarak? Neden zorda olan, büyük şehre göç etmiş adaptasyon zorluğu çeken insanların çocukları ve aileleri sistem ve inanç arasında bırakılarak, beyinleri yıkanılarak hatta birbirlerine düşman edilmekte?

Burada bana çoğunluk "günaydın" diyecek biliyorum ama, gerçekten bu kadar sinsi bir plan din adına yapılmakta ve ne yazık ki bizim aydın dediğimiz, kendini diğerlerini rahatsız etmemek adına diğerlerinden "soyutlayan" gerek siyasilerimiz ve gerekse insanlarımız, bu toplumsal çöküş için birşeyler yapmalılar artık.

Taşradan bir dünya nedenlerle kalkıp büyükşehirlere göç eden insanlar için din sömürücüleri kollarını sıvamadan, avlarına pençe atmadan birileri insanca ve insanlığın ne olduğunu anlatarak yaşamayı öğretmek üzere en azından birşeyler yapmalılar... Bunu tüm siyesi ve toplumbilimciler düşünmeli.

Siyaset neden vardır? Siyaset sadece yalan üretmek, sistemle savaş yapmak, terörist ruhlu insanlar yetiştirmek, koltuk kapmak ve hiç bırakmamak, sırça köşklerde yaşamak için mi vardır?

Toplumbilim nedir?

Ekonomi nedir?

Nerde bu ülkenin onca değerli beyni?

Neden hiç bir kimse bu insanları dinlemez? Yardıma çağırmaz?

Neden el ele tutuşup insancayı yakalamak yerine kol kola girip zamanı tersine döndürmek için uğpraşanlara seyirci olmaktayız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Belki de sorun namuslu insanların namussuzlar kadar cesaret sahibi olmamasındadır. Sevgi ve dost selamlarımla... MS

Mehmet Sağlam 
 12.09.2008 16:42
Cevap :
Sana da merhaba sevgili dost:) Dost olarak kabul görmek ne kadar güzel bir duygu benim için. Çok teşekkürler yüreğine. Namusluların cesareti hep kırılıyor belki de korku genimize işleyecek kadar işledi benliğimize yıllar boyu. Umursamaz gibi görünmemiz veya umursuyormuşuz gibi yapmamız ama kılımıız kıpırdatmadan kabuğumuzda yaşamamız ondandır belki de:(( Ayrıca yorumunu yeni gördüm çünkü mesaj gelmedi kusua bakma. Birşeyler yazmak için sayfama girmiştim yeni farkettim. Kendine, cesaretine ve yüreğine iyi bak dost... Sevgilerimle...  19.09.2008 23:15
 

Ve çok güzel dile getirdiğin bu sahnelerin arkasındaki derin yapı ve süreç, maalesef Osmanlı'dan miras alınan, "Türk Rönesansı " ve devrimleri ile önce geriletilen, 1950'lerde tekrar baş kaldıran, 60 yılındaki haklı müdahele (ve onun sonucundaki çağdaş Anayasa) ile engellenen bir süreçtir. 80'lerin başlarından itibaren siyaset-ticaret-tarikat (ve çoğu kez de bürokrat) üçgen ve dörtgenleriyle üst üste katederek yükselen helezonlar halinde "piyasalaşarak", nemalanarak, adeta sektörleşerek bugünlere gelmiştir. Şimdi arkasında, tüm bölgeye yönelik BOP planıyla küresel gücün ve AB'nin de verdiği önemli dış destek de var! Bir anda ya da bir yılda geri döndürülmesi zor, tersi süreç de, güçlü ve kararlı bir irade ile en az çeyrek asır sürer. Dış konjonktürün de değişmesi ve o desteğinde azalması gerek. Olanaksız değil ama zaman, sabır, mücadele ve direnç isteyen asgari çeyrek asırlık bir bir süreç gherekiyor kanımca... Gelişmeleri ve sonuçları zaman gösterecek! Teşekkür ve saygılarımla...

Ersin Kabaoglu 
 11.09.2008 23:10
Cevap :
Aslında, birileri ne yaptığının çok çok farkında ve diğer güdümlenenlerin çoğu ise nereye gitmekte olduklaırnın hiç ama hiç farkında değil. Sadece istedikleri ya da istedildikleri daha fazla, daha fazla... ANcak ne zaman görecekler daha fazlanın sonunun daha fazla yoksunluk olduğunu? Bu süreci düşünmek bile korkunç. O hale gelindi ki duru beyinler bile, neyin yanlış neyin doğru ayrımını yapamaz durumda çok zaman. Yazıma derinlik katan ve içten yorumunuz için çok ama çok teşekkür ederim. Sevgilerle...  12.09.2008 15:43
 

sevgili arkadaşım, bu ülkenin en iyi yetişmiş ve tam bağımsız türkiye ile sömürüsüz bi toplum isteyen gençlerini; anarşot diye, terörist diye işkencelerden geçirenler, asanlar, paramiliter çetelere katlettirenler, kısacası yok edenler bu belayı başımıza açtılar. ve bu ülkenin 150 yıl geri gitmesine sebep oldular. hem de bilgi çağında. şimdi sokaklarda gördüğümüz manzara işte onların eseridir. saygı ve sevgilerimle.

hazandagüzeldir 
 11.09.2008 9:05
Cevap :
merhaba sevgili arkadaşım:) katkına, dostluğuna çok teşekkürler. Sevgilerimle...  12.09.2008 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 749
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster