Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
89
 

Alışkanlıklarımız!...

Sevgili okuyucum, alışkanlıklarımıza günün yoğunluğu eklenince öf hayatım ve yapacaklarım yarım kaldı demekten başka iyi bir şey kalmıyor geriye. Rutine bağlanmak, içinde kalarak yaşamak, çaresizlik sendromunu düşündürten bir hal alıyor ister istemez. O zaman her şey aile, mahalle, iş, şehir, siyaset, spor, eğlence yetersiz kalıyor hızına ve temposuna yetişemediğimiz için yersiz ve yetersiz kalıyor mutsuz oluyoruz sadece.

Sorunların yükü ne kadar çok olursa ağır­lığı da bir o kadar çok biniyor üzerimize alışkanlıklarımız heyecanımızı ve yaratımlarımızı geriye atıyor. Bu belirsizlik ne ise ve ne olacaksa bizi zaman içinde sadece tüketiyor, yiyip, bitiriyor haliyle. Oysa sakin ve düzenli yaşanan bir hayat bizi sadece düzlüğe çıkarmakla kalmaz kaliteli bir hayatı da yaşama fırsatı verir. Bu minvalde yaratıcı insan fazilet ve servetle doldurur tüm hayatını.

Hayat ise kaçırılmayacak ve geriye bırakılamayacak kadar değerli ve yaşanmaya değerdir. Bu sebeple mutluluğa engel olan her şey sadece mutsuzluk yaratır ve bu kötü durumdan kurtulmak için yapılması gerekenler çok bellidir. Mesela insan hiç bir konuda taşıyamayacağı yükün altına girmemelidir. Yine aynı şekilde her şeyi bir çok koldan ve aynı anda yapmaya çalışan kimse hiç bir şeyin sahibi olamayacağı gibi başarı kazana­maz. Yaratımda da bulunamaz. Kazansa ve başarsa bile yarım kalır bedeli ağır olur.

Bütün bir insan ömrünün hikayesi, onun olması gerektiği gibi gerçek temelleri, insan onuruna yaraşır erdem, ahlak, fazilet ve doğru çalışma kavramları üzerine kurgulanmasıdır. Aksi takdirde ömür servetinin hiç bir faydası yoktur.

Kendimize ve çevremize yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla bırakabileceğimiz en büyük miras vefalı ve faydalı bir insan olmak her alanda gelişime, değişime ve ilerlemeye aracılık ve öncülük etmektir.

Bakınız ünlü psikolojik roman yazarı Stefan Zweig konuya içkin ne söylüyor: “Dünyayı kurtarmaktan vazgeç, kendi dünyanı kurtar.” İnsanlar için kibir ve tamahkar sahibi olmak ise en kötüdür. Bu yüzden maddi olanın değil manevi olanın peşine takılmak herkesin yararınadır. Yani para pul kazanmak birinci önceliğimiz peşinden zengin olmak ve hükmetmek amaç ve önceliklerimiz olmamalıdır. Hakkınla kazan, hakça paylaş, hakça kararını ver. Sana verilen ömür sermayesini hakkın, doğrunun, adaletin, iyiliğin yolunda saffet. Böylece sende mutlu ol diğer insanlarda mutlu olsunlar. İnsan sevgisi, gönül hoşluğu, nezaket, hoşgörü ve güle yüz daha ne olsun ki? Daha başka ne ister ki, insan.!?.. şunu da söyleyelim ama insan parayı tabi kazanmalı, tutumlu ve tutarlı olmalı insanı ve güzellikleri de hiçe saymamalıdır. Aksi takdirde kendisinden başlayarak diğer insanlara hatta nefes aldığı dünyaya da haksızlık yapmış olur.

En büyük zenginlik ise cömert olmak­tan, faydalı işler yapmaktan ve hayır işlemekten geçer. Toprağı işlemek, madeni yerin altından çıkarmak, keşif yapmak, teknoloji icat etmek herkesin yarına ve zenginliği için olmalıdır. O za­man zenginlik dediğimiz şey tüm insanların ortak değeri olur. Bu düşünme ve hayat alışkanlığını edinen insan ve toplumlar insanlık yararına güzel işler yaparlar. Bu yol en doğru yol, eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve adaletli bir dünyanın som altından kaplı barış ve gönül yoludur. Bu çiçekli yolu takip ettiğimizde ise maddi ve manevi servetimiz sınırsız artar. Bu türlü helal ve hakça kazanç ise iyiliği gözeterek, çalışmayı ve yaratıcılığı çoğaltarak, temiz ve dürüst bir yaşam sürerek mümkün olur.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 112
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster