Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '10

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
332
 

Alışveriş merkezleri

Eğer sürekli kültür turları ya da mevsimine göre aktivite yapacağınız turlara kaltılamıyorsanız alışveriş merkezleri çoluk çocuk vakit geçirebileceğiniz en uygun yer gibi görünüyor. Gerçi çok tüketiciliğe yöneltiyor insanı. Bir kere her alanda satış yapan çok mağaza çeşit çeşit yiyecek mekanı , sinemalar bowling alanları çocuklar için eğlence merkezleri var. Ben alışveriş merkezlerini seviyorum.. 

Alışveriş merkezi içinde olmayan bir mağazada kadınlar alışveriş yaparken sıkıntı içinde kıvranan kocalar sağda solda çocuk oyalar o esnada da güzel hatunları keser. Avm ler bu potansiyel eş aldatma aktivitesini nispeten azaltıyor. Çünkü kadın güzel kadınların çok olduğu mağazalarda yanında eşi yokken geziniyor. Kocası da çocuk oyaladığı için çocuk mekanlarına takılıyor. Güzel hatunlar zaten giyisi aksesuar ve kozmetik alanlarına takıldıkları için kocalarla karşılaşma olasılıkları da düşüyor. 

Aile olarak ayrılmadan gezmeye inat eden gruplar da var. Onlar en gıcıkları. Zaten kalabalık olan mağazaya çocuk arabası ile dalıyorlar. Dürte dürte her reyona girmeye çalışıyorlar. Bir arabanız eksikti. 

Çocuk mağazasından alışveriş eden gruplar ise tahammül edilmez. Yerde yatan tepinen giysi denemek istemeyen çocuklar reyon aralarında saklambaç oynayan çocuklar ve alacağı kıyafeti giydireceği çocuğu biraz sonra belki de (çünkü çocuk mağazanın dışına çıkmış kendi kendine geziniyor.)olmayacak fakat bunun farkında olmadan sakin sakin kıyafetleri karıştıran ebeveynler. 

Alışveriş merkezlerine ya sabah saat 10 .00 dan 12.00 ye kadar ya da 20.00 den sonra gideceksiniz. Saat 15.00 civarı sanki start verilmiş gibi hurrey insanlar doluşmaya başlıyor. Tabi bu daha ziyade hafta sonları için geçerli. Park edecek yer bulamıyorsunuz. Park edip arabanızı bir yere koyunca içeri girmek mutluluğuna erişiyorsunuz. Ama içerisi daha bir hengame… Başka insanlarla omuz omuza yürüyorsunuz. Bazen ayağınız yerden kesilip istemediğiniz yöne gidiyorsunuz. Hele benim gibi ufak tefek bir insansanız eğer insanlık niteliğini zarafetini kaybetmiş insan kılığındaki ayıların hışmından nasibinizi alıyorsunuz. Sanki iri olmakla dünya hakimiyeti eş anlamlıymış gibi omuz atıp geçenler, üstünden uzanarak kasadaki sıranızı almaya kalkanlar, çantasını kafanıza vuranlar. Alıp o çantayı poposuna poposuna vuracaksın. Çünkü boy kısalığı nedeniyle ben ancak oraya vurabilirim. Gerçekten çok saygısız insan var ortalıkta. Yürüme adabı yok. Yol verme yok. Yüz yüze gelince bir tebessüm yok. Tebessüm etsen işkillenirler. Aaa zoru ne acaba diye düşünürler. 

Onun için insanlar gelmeden avm yi ziyaret edip gideceksiniz. Bir kafede sakin sakin oturup çay içerken gazete ya da kitap okuyabilirsiniz. Mağazalarda daha her şey katlı ve rafında olur. Tezgahtarlar daha ilgili ve yorulmadığı için güleryüzlü olur. Gürültü olmaz. Havası kirlenmemiştir. 

Ancak Ankara da öyle çok alışveriş merkezi var ki bu kadarının gereksiz olduğunu düşünüyorum. Niye vur deyince öldürüyorlar ki…Hepsi birbirinin aynısı. Aynı aktiviteler aynı mağazalar. O zaman olayın cazibesi kaçıyor. Her şey dozunda yapılırsa ve yeterli sayıda olursa güzel … 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..tam da benim düşüncelerime tercüman olmuşsunuz!aynı fikirdeyim.dediğiniz gibi yürürken omuz atmalar,iyi niyetten uzak tavırlar,işkillenmeler..son yıllarda etraf acaip değişti.eski yıllarda böyle değildi,galiba benim eskiye özlemim var!.

tekin alan 
 19.05.2017 23:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 620
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

Fizik Mühendisiyim. Ankara'da oturuyorum.Türkiye' radyoaktif kaynak giriş ve çıkışını takip eden bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster