Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
118
 

Alışveriş severlere müjde!

Alışveriş severlere müjde!
 

Dünya bir alışveriş merkezi.

Evet doğru duydunuz.

İçinde her telden çalan milyonlarca eşsiz mağazası olan bir alışveriş merkezi.

Giderek insanlık adına seçenekleri çoğaltırken gereksiz harcamalara sebep olan bir alışveriş merkezi.

Her yeni açılacak mağazanın haberini alanların hırstan kendilerine bir kalkan yaptıkları daha çok çalışıp daha iyisini yapmak için uğraştıkları, rekabetin asla bitmeyeceği bir yer burası.

Rekabet iyidir.

Başarının yardımcısı,yalnızlığın en büyük destekçisidir.

Her biri günümüzde o kadar iyi o kadar başarılı o kadar yalnızdır ki o kadar yani.

İşi başından öylesine aşkındır ki kendiyle göz göze gelmeye bile zaman bulamaz.

Bir alanda uzmanlaşmaktan çok konu bazında pergeli açmakladır derdi.

Pergele taktığı hayatından ne kadar büyük bir şekil çıkarabilirse o kadar tatmin olacaktır.        

Kendi kendine yetebilme arzusuna rağmen hayatın devamlılığı için her mağaza sahibi satıcı olduğu kadar da alıcıdır aslında.

Kendine yetemeyeceği yerlerde birilerinden kendine bir şeyler katmak zorundadır.

Seçeneği o kadar çoktur ki birine girdiğinde 'daha iyisini bulamam, buradan alayım ya, bu da güzel' demeyi unutmuştur.

Hep daha iyisini bulabileceğini düşünür.

Daha iyisini arar.

Daha iyisini bulamayacağını anlaması için hepsine girip çıkması gerekir.

Biri eksik kalsa aklı hep onda kalacaktır bilir.

Bulamayacağını anladığındaysa ilk denediğine dönmeye karar verse de çoğunlukla iş işten geçmiş olur.

Sevip de burun kıvırdığını eller almıştır.

O yüzden 'bir bakıp çıkacağım'lar artmıştır günümüzde.

İlişkilerde.

Duygular...

Arkadaşlar...

Dostlar...

Aşklar...

Birileri hayatımıza girer ve hep bir bakıp çıkar.

Hayatımızın kapısı herkese açık olduğu için elini kolunu sallayan girer,'ne yapıyorsun? Bir dur bakalım' diyen olmaz.

Hiçbir işlevi olmadığı halde görünsün diye konulmuş x-rayden geçer.

Ötse de girer ötmese de.

Ne zaman çıkacağına da kendi karar verir.

Elini kolunu sallayarak da çıkıp gider tıpkı geldiği gibi.

Birileri bir parçamızı yanında götürmek ister bazen.

Kapıda alarm öttüğünde geriye dönüp şöyle bir bakar.

Bir tek o zaman geri dönüşü vardır.

Ve sizi tercih etmesi için sahip olduğunuz son şansınızla dört saniyeliğine göz göze gelirsiniz.

Çıkarken 'bir bakayım, tekrar gelirim' der çoğu zaman.

Ama o kapıdan çıkarsa bir daha asla gelmeyecektir bilirsiniz.

Yine de çoğu zaman bir umut beklersiniz.

Ama sizi yine şaşırtmaz.

Gün geçmez ki karşı mağazadan da çıkarken görürsünüz.

Bu hep böyledir.

Seçim şansı arttıkça daha iyisini bulma ihtimaliyle birlikte isteği de artıp hırslanan insanların, zamanla bu hırstan başka hiçbir şeye hayatlarında yer kalmamasından kaynaklanır.

Güven.

Sadakat.

Sevgi.

Aşk.

Heyecan.

Duyarlılık.

Empati.

Bir zaman sonra hepsi sadece ağızdan bir kere de kolayca çıkabilen kelimelere dönüşür.

Duygusuz bir hayatın içinde o mağazadan bu mağazaya koşmakla, daha iyisini aramakla geçer ömür dediğimiz sonu başı belli hikaye.

Birisi de çıkıp bugün kepenkleri kapatalım da sahile gidip bir çay içelim demez.

Ne yapsak?

Bugün beraber bir çay mı içsek?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 247
Kayıt tarihi
: 31.12.14
 
 

Her gece ikişer dakika arayla beş alarm kurup her sabah onları üç kez ertelerim. Uyanır u..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster