Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '06

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
14170
 

Allah rızası için Meclis dibindeki kibar mafyaya bir yardım

Allah rızası için  Meclis dibindeki  kibar mafyaya bir yardım
 

Senelerdir hep düşünüyorum. Bu park mafyasını benim devletim, polisim, politikacım, hakimim görmez mi diye. Adamlar Meclis'in burnunun dibinde güpe gündüz haraç keser. Tunus Caddesi'ne Tunalı'ya doğru şöyle bir devam ederseniz uygun bir boşluk bulup arabanızı park etmeye kalktığınızda birisi size sanki körmüşsünüz gibi park yerini işaret eder. Gelir kapıyı açar ev sahibi edasıyla. Sonra eğer para vermeden yoluna devam edersen. Sinirli sinirli sorar para vermeyecen mi abla? Ne parası diye sorarsın, 'ekmek parası abla burada boşuna mı dikiliyoruz'. Sonra bunların fiyatı yerine göre değişir, eğer Tunus Caddesi'ndeyse No 53 civarları 3 YTL den aşağı kurtarmaz. Otoparka park etmekle aynı birde utanmadan emanet alır arabanı seninki, sesini çıkardın mı bilirsin ki dönüşte arabanın bir tarafı çizilmiş olacak.

Bunu herkes trafik polisleri de devlet erkanı da bilir bilir de nedense yıllardır Tunus da kibar mafya Meclis'in burnunun dibinde sürdürür eylemlerini. Hatta verdiğin parayı az bulursa 'bu yetmez abla' deme yüzsüzlüğünü bile yapar. Polise gidince alacağın cevap açık 'abla bilmem kaç YTL cezası var, cezayı verir, gelir yine dikilir.' Benim zavallı memleketim Meclis'in burnunun dibindeki eşkiyayı ayıklamaktan aciz ne üzücü.

Numune Hastanesi'ne gittim 15 Ağustos sabahı saat 07.30 sıraları... 'Kibar eşkıya' erken başlamış mesaiye. Arkadaşlardan birinin annesi ölüm döşeğinde kan vermeye gidiyorum. Acele ediyorum ister istemez. Numune Hastanesi'yle Ankara Lisesi arasındaki cadde bomboş . Yalnızca bir araba var. Bizim eleman Ankara Lisesi'nin otopark olarak kiraladığı arka bahçenin oradan fırlayıp geliyor. Bu bende otoparkla ortak çalıştıkları kanısını uyandırıyor fakat emin değilim. Ankara Lisesi, ilim irfan öğrendiğim lisemin önü park mafyasına yataklık ediyor. Ötekilerine 'bu benim' diyor, hemen anlıyorum durumu, haraç paylaşımı, bu seferki 'haraç sırası bende' demek istiyor. 'Bu aracın haracı benim.' Kendimi kötü hissediyorum neden bilmiyorum güvenim sarsılıyor.

Aklınca park işlemine yardım ediyor kapıyı açmaya çalışıyor ben yaparım diyorum. Kapatıyorum kapıyı giderken aslında olacağı ikimizde biliyoruz. Zoruma gidiyor eşkiyaya para vermek. Oralı olmuyorum sesleniyor seninki arkadan 'para vermiyecen mi abla'. Ne parası diyorum park parası nedenmiş diyorum 'bu cadde seninde benimde, neden para vereyim utanmıyor musun? Elin ayağın tutuyor emek harcamadan benden para istemeye ayıp değil mi? Cenazeye gelmişim sen para istiyorsun. Bir de erkek olacaksın, bir kadından haraç istemek normal mi sence.'

Aslında ona verilecek bir iki YTL nin önemi yok belki ama güpe gündüz kibar gasp zoruma gidiyor. Vergi verelim caddeler bizim sokaklar bizim bizimde bu eşkıya kimin benim vergisini verdiğim caddenin haracını eşkıya kesecekse ben neden vergi veriyorum. Anlayamıyorum oysa orası sürekli trafik polisinin olup kontrol edildiği arabaların çektirildiği bir nokta yanlış parkı gören polisim neden park mafyasını göremiyor anlayamıyorum. Hele de Meclis&in burnunun dibindekini nasıl görmüyor. Yok görüyorsa senelerdir bunla ilgili bir kanun çıkarıp vatandaşına bu neredeyse meşrulaşmış gaspla neden maruz bırakıyor? Bunu gören çocuklar nasıl bir dünyada örgülüyor kimliğini. Ağabey arabama bir şey olmaz değil mi diye soran haraczede babanın oğlu memleketine ve kendine güvenini nasıl geliştirir acaba? Ya adalet kavramı ve suç kavramı nasıl şeklenir zihninde.

'Sen dolmuşsun abla sinirini benden çıkarma' diyor seninki. 'Evet doldum' diyorum.

Yıllardır sizin gibi eşkiyaları görmedikleri için doldum. Önümü göremediğim için doldum haklı ve haksızın seçilemediği ülkemde bu vurdumduymazlık midemi bulandırdığı için doldum. Kahramanlık hikayelerini dinlediğim atalarımın çocukları, şehir eşkiyasına dönüştüğü için doldum. Ruhlar hastalığını göremeyecek kadar hastalandığı için doldum. Sen insanları güpe gündüz haraca kesiyon kardeş. Mafyamız kibardı neden mi bu kadar laf, belki de burnumu kırabilirdi ama hala sağlam. Yalnız hangisi daha yaralayıcı sizce onurun kırılması mı burnun mu? Netice haraç vermedim saniyelik de olsa utandı belkide bir an düşündü sebebini bilmiyorum.

Biraz önce Emniyet Müdürlüğünü aradım 'ne yapıyorsunuz' dedim. Bu kibar eşkıya için gasp bürosunun verdiği cevap gayet acıklı. 'Biz yakalıyoruz ertesi gün serbest. Kanunlar değişmiş. Vatandaş şikayetçi olmazsa yapılacak hiçbir şey yok. Hakim o günkü duruma göre isterse tutar isterse bırakır parayı verip dönerler.'

Ne hoş parasıyla değil mi parayı veren düdüğü tekrar tekrar çalıyor. Adamların yaptığı şeyin kanunda yeri yok. Yoksa neden kanun çıkaran yok o zaman. Bu iki günlük bir sıkıntı değil ki yıllar yılları kovalıyor. Vatandaş şikayetçi olacak olacak da çok büyük bir rantın döndüğü bu sokaklarda vatandaşın güvenliğini kim sağlayacak. Sonra hakim bırakacak mafya gelip bazı vatandaşların ömrünün dörtte birini verdiği araca bir imza atıverecek hatıra olarak. Vatandaş da anlayacak düzenin hakimini. Bir daha kalkışmayacak böyle bir 'densizliğe'.

Gaspçıya sordum. Neden? Cevap basit ne yapayım abla iki çocuğum var devlet bene iş vermiyor. Boşlukları doldurmak kolay o bana iş vermiyor bende seni kibarca gasp ediyorum. Hatta bazıları bu işten memnun bile arabayı teslim edip gidiyor bile daha büyüyüp gelişmelerine yardım ediyor.

Benim güzel insanlarım gelin eğer hala bir yerlerde bu hastalığı ve tehlikesini gören birileri varsa onlara yardım edelim. Lütfen araçlarınızı gerekiyorsa 500 metre öteye parkedin 3 yerine 5 verin ama haracı meşrulaştırmayın. İzin vermeyin çocukların caddelerde babalarının gasp edilmesine tanık olmalarına güpe gündüz. Mafyaya yardım edin edin de çocuklarının boğazından haram lokma geçmesin. O lokmaları yerken haram olduğunu bilmeyen çocuklar haracı günlük hayatın parçası sanmasın.

Ve sevgili Meclis mafyanın sorusunu cevabını sana bırakıyorum. 'İş mi var abla' sorusunu ben cevaplayamadım. Ben de aç kaldım su sattım, demir topladım karnımı doyurdum, eşkiyalık yapmadım dedim ama benim bu yaşantılarım 31 yıl önceydi. Hala kredisi var mı bilmem. Evet bu sorunun cevabı da sana ait beni temsil eden Meclisim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gönül isterdiki,şurada siz bazı şeyleri yanlış anlayın ve bizlerde eleştirelim ama ne yazıkki olan olaylar karşısında haklısınız,üzülerek haklısınız diyorum çünkü ülkemizde medeniyetin izlerinden eser kalmadı ve bunlar bizleri çok üzüyor,isterdimki buralarda monologlar oluşmasın ve tartışalım medeni insanlar gibi ama şartlar ve duyarsız insanlar hükümetler onursuzlaştırlmaya özenle çalışılan bir toplum maalesef çok sesliliğide öldürüyor ve malesef bir azınlık olarak saflaşıyoruz kalelerimizi birer birer kaybederek,tek bir cevap var neden sorusuna...kapitalizm...herşey planlı ve olması gerektiği gibi oynanıyor,ve bizlerde birer piyon olarak biçilen rollerdeyiz ve korkarım sonunda varacağımız yer çok acı olacak bizim için.

gurkan topal 
 25.10.2006 1:22
 

Seni...bizleri,hepimizi temsil etmek için seçilenler, kırmızı bültenle aranan bir kişiyle cenaza namazında yan yana saf tutuyorlar. Milleti dolardıran bu kişi elini kollunu sallayıp gidebiliyor.... İstediğimiz, kanun ve yasalar herkese eşit uygulansın... çok mu zor ? saygılar.

Latif 
 24.10.2006 19:29
 

Trafik müdürleri arzu etse problem 1 dakikada çözülür. Çok basit bu sokaklarda 1 tek polis olsa cesaretler kırılır.Vücudunu satarak gezen kadınlara karşı şehrin bazı yollarında bu iş yapılıyor çok ta başarı sağlıyor. Her sokağa 1 polis değil.Bu eylemlerin yapıldığı yere 1 polis yanlış parktan alacağı yasal cezalarla da maaşını rahat karşılar

Hilmi TOPKARA 
 24.10.2006 19:01
 

Helal sana bacı.Kanayan bir yara ama kimsenin tedavi etmeye niyeti yok.Çünkü bundan çıkarı olanlar var.Türkiye' de her şey laçkalaştı.Güzelim ülkeyi ne hale getirdiler.Dışta itibar sıfır.İçte çeteler,katiller kol geziyor.Zevk için insanlar öldürülüyor.Kimse den tepki yok.Ateş düştüğü yeri yakıyor.Fakat bu yangın olup bir gün bizi de yakacak.İki kızım var geleceklerinden endişe duyuyorum.Bazen onları böyle pis bir dünya ya getirmeseydim diyorum.

ali selami 
 24.10.2006 16:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 3111
Kayıt tarihi
: 24.08.06
 
 

ODTÜ Biyoloji mezunuyum Bir süre mikrobiyoloji ile ilgili bir şirkette çalıştım. Küçük hikaye ve den..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster