Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '12

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
932
 

Allah söyletir

Allah söyletir
 

Böyle olur…
Karşı gücün büyüklüğü ve haşmetiyle,
Direnişiyle,
Haklının kendi haklılığına-hakkına
Sahip çıkışıyla karşılaşınca “haksız”,
O pek bir kendinden, yaptıklarından,
Haklılığından veya gücünden emin olan haksızın,
Ama o eminliğin de yine sadece
Bir sanrı-sanal olması sebebiyle
Hiç böyle bir durum ve karşı güç
Tahmin de etmeyeceği için
Müthiş bir şekilde kimyası bozulur!

Hiç kendi yaptığı haksızlıklara, yanlışlara
Kısıtlamalara, saygısızlıklara, despotluklara
Bakmaksızın,
Ki zaten kördür, görmez de onları
Veya önemsemez… ya da doğal bulur,
Ama bilir de kendi sinsiliğini, çıkarcılığını
Kötülüğünü, ard niyetini,
O bozgunla
Haliyle güven bunalımına da
Dûçar olur, söner gibi olur
O balon olmuş egosu…
Titrer bedeni bile,
GERÇEKLE
Bu yüzyüze gelişle!

O yüzden, yine söylemekteyken yalanları
Söylemek istediğini değil de
KENDİ İRADESİNİN TÜMÜYLE DIŞINDA
“İçinde olanı” söyleyiverir birdenbire!
Öyle bir dili sürçer ki
Yalanını değil de
Aslolanı, saklamaya gizlemeye çalıştığı
Asıl içindekini, aslını söylemiş olur.
Allah söyletir!
Budur Allah söyletir dedikleri!

Bunun üzerine,
O telaşla asıl çehresi, niyeti,
Aslı anlaşılıverir korkusu da
Biniverince üstüne, alel acele
Toparlamaya çalışır, toparlayamaz da
Hepten eli ayağına dolaşır
Hepten etrafına yönelir
Kime çatacağını şaşırır
Ona da çatar, bunu da suçlar
Hepten dağılır.
Dağıtır.

Hepten ele verir kendini
Söylemeye çalışır asıl söylemeyi planladığını
Çalıştıkça da  daha da batar,
Söyleyemezleşir, etrafındakiler de
USTACA yalanlarını
Diller dolaşır
BAŞKA BAŞKA YALANLARDA
Hepten hiçleşir, yok olur, hepten kaybolur
Darmadağın, paramparça.

Ve aynı şey üstüste tekrar tekrar oluşur.
Bir süre söylemesi gerekeni söylemek isterken
Tamamen kendinden bağımsız bir şekilde
Dili dolanır, dili kararır, yalpalar, yalanlaşır
Aklı karışır, kendi karışır… bir bakıvermiş ki
Hiç olmayacak , olmamış şeyler söylemektedirler,
Gizlemek istediğini söylemektedir
Hiç söylememesi gerekenleri,
Hiç öyle söylemeyi düşünmedik şeyleri söylemektedirler.
Ne olduğunu, niye böyle olduğunu
Çözemez de, düzeltemez de,
Önleyemezler de bir türlü…
Çok komik bir durum çıkar ortaya
Ama tabii hem de trajik,
Ve de dramatik
Ve pek tabii ki
İbretlik de!

Zira ve oysa sebep çok basittir
Haksızların, kötülerin, yalancıların,
Kibirlilerin, ard niyetlilerin, kincilerin,
Hırslıların, iktidar ve güç sevdalılarının
İnkârcıların, ard niyetlilerin, sinsilerin
Yani zalimlerin ve zararlıların
Yanlışlarını,
Kendilerini kendilerine dolaştırır
Yaradan da yalanlarını
Eline ayağına dolaştırır
Dilini dolandırır.

Ey Yaradan
Yaratılanda
Sen nelere kâdirsin…

Fakat ilginç olan,
Böyle bir durumu, böyle olduğunu esasen
Hiç bilmekten, dinden imandan daha henüz
Öyle pek bir haberi olmayan
Herhangi bir çocuk dahi, esasen bilir
En azından böyle birşeyi çünkü deneyimlemiştir;
O da görmüş, rastgelmiş, gözlemlemiş,
Veya azıcık kendinin ve durumun farkında olabilecek
Bir akıl ve dikkatteyse,
Dini imanı olmayan dahi
Kendi yalan söylerkenki durumundan bile bilebilir.

Onun için,
İlimden, imandan, dinden,
Bilmekten,
Allah’tan, kitaptan haberdar olduğu
Görünümünde ve iddiasında olup da
Mangallarda kül bırakmayan birileri
Bütün bunları hiç bilmez nasıl olur?
Hiç bir kitaptan, hayattan
Ve kendinden de okumamış mıdır ki,
Bu denli hakim olamıyordur kendine;
Bilmiyor ve kendini hiç kontrol edemiyor
En azından böylesine bâriz bir şekilde
Göze batmayacak kadar hiç olmazsa
Kendini maskeleyemiyor,
Böyle de kıpkırmızı, sarı, simsiyah
Al-mor bir sinir küpüne ve
Şaşkın şebelek bir hale nasıl da dönüşüyor?

Hay Allahım yarabbim,
Gülesi de geliyor insanın
Acısa mı, gülse mi
Yoksa böyle bir hale düşmesine
Ağlasa mıdır “insanın”?!

Gerçekten hayrettir… ve de gerçekten
Bir ibrettir de…

Bu da tabii, ayrıca
Çok şeylere de delâlettir
De…
Ama yine işte
Ancak bilene!
Karmakarışık ve karanlık olmayıp
Görebilene!




Filiz Alev
01.11.”12

Abbas Oğuz, Nevzat Dağlı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Havasını tenefüs eden o berrak sularını içen ve iklimi gereği de hiçbir şeyin eksikliğini hissetmeyen insan bazen öyle dağılır ki bütün yeryüzünün kendisi için yaratıldığı duygusuna kapılır.Ne gücünü ne de dehasını doğru düzgün ölçer biçer.Gövdesinden ağır sözler eder,ama sözleri de hep yerlerde gezer.Ne onurdan ne de erdemden nasiplenir.Kini,nefreti ve yüzyılların öcüyle yatar kalkar.Ama bilgi ve kapasitesi düşük olduğu için eli ayağı birbirine dolaşır.Gerçeğin üstünü ne kalın örtülerle örtse de sızan ışığını önleyemez.Esas sıkıntısı bu işte...Taa dört yıl önceki tesbitleriniz.Yalanın kaosu devam ediyor ve"Gözyaşı fiçıları" deşilmiyor bir türlü.Sizi destekleyen zamanın omuzları bile ağrımaya başladı onları taşımaktan...Elinize sağlık Filiz hanım.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 03.02.2017 0:47
Cevap :
Güneş balçıkla sıvanmaz denir ya hani, "gerçekler","doğrular" da işte aynen güneştir, aydınlıktır ve asla yalanlarla, riyakarlıklarla, sahteliklerle üzerleri örtülemez, ışığı engellenemez. Sadece ancak kısıtlı bir süre için belki kimi insanlar ve yetersiz akıllar kandırılabilir ama gerçek daima ışır ve eninde sonunda yalanı ve sahtelikleri yener, ezer. Allah da zaten yalnızca gerçeğin, doğrunun destekçisidir, kendi zaten en yüce ve serâpâ ışıktır, aydınlık taraftadır, karanlıkta değil. Karanlıktaki tökezler ve tökezletilir, aydınlıktaki değil. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Abbas Bey, selamlarımla...  03.02.2017 14:29
 

Sizin derinlik içeren tahlillerinizi özlemiştik. Çok uzun bir ara vermeden sonra şiirsel bir güzel tahlille döndünüz '' yazı er meydanı '' na. Gönlünüze ve ellerinize sağlık. Selam, ve saygılarımla...

SÜLEYMAN SIRRI 
 03.02.2017 0:43
Cevap :
Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim Süleyman Bey, selamlarımla...  03.02.2017 14:05
 

Bunların hepsini size Allah'ın söylettiğini düşünüyorum, yüce yüreğinize ilham vererek...

Kerim Korkut 
 02.02.2017 21:49
Cevap :
:)) Teşekkürler...  03.02.2017 0:17
 

"Şaşkın şebelek bir hale nasıl da dönüşüyor?" Çok var da deminden beri asıl bu dizenize gülüyorum.Çok nefis gerçekten,Filiz hanım.Gülmekten yazamıyorum...Diğer şiirlerinizi de merak ediyorum.Selamlarımla.

Abbas Oğuz 
 25.01.2014 1:29
Cevap :
:))) Beni de gülümsettiniz Abbas Bey, sağolun varolun, çok teşekkür ediyorum.. Hadi bakın madem diğer şiirlerime de. Zira sizin özellikle de bir şair olarak, şiirlerime desteğiniz tabii ki benim için de çok önemli ve değerli... Selamlar ve sevgiler gönül dolusu...  25.01.2014 18:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 1643
Toplam mesaj
: 185
Ort. okunma sayısı
: 3040
Kayıt tarihi
: 03.03.11
 
 

Ekonomistim, emekliyim. İki evlat annesiyim. Müzikle ilgilenirim, bestelerim vardır. Düşünürüm, a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster