Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
1192
 

Allahın evinde misafir olmak (4)

Allahın evinde misafir olmak (4)
 

Sevgili Babam, babalar gününe armagan ediyorum


Birgün önce İzmir’de havaalanında saat 17.00 den itibaren işlemlerimiz yapılmak üzere hazır olmuştuk ve 20.00 de İstanbul’a oradan da 23.30 da Cidde havaalanına hareket ettik ve 14 saatlik yolculuğumuz ertesi sabah saat 7.00 de Kabe’nin onünde noktalandı. Onca geçen saate rağmen üzerimde hiç yorgunluk yoktu. Aksine müthiş bir iç huzuru ve heyacan vardı. Hiç olmadığı kadar kendimi dinç ve enerjik hissediyordum. Yapılan yolculuk tarifi mümkün olmayacak kadar güzel bir ibadet, bunu ancak, insan o kutsal topraklara gittiğinde fark edebiliyor.

Kabe, çok eski zamanlarda ve Osmanlı Döneminde etrafı açık olduğu için uzaktan rahatlıkla görülebiliyormuş. Fakat şu anda Kabe’nin etrafı daha yüksek bir yapı ile çevrili bu yüzden Kabe’nin avlusundan içeri girilmedikçe, en yakından bile görülemez. Kabe’nin yakınlarında bir yerde arabadan indik. Karşımızda yüksek duvarlar ve duvarların hemen arkasında Kabe var. Duvarların arkasındaki yüksek binaların en önemlisi Osmanlı’nın yapmış olduğu ve 2002 yılında yıkılan Ecyad kalesinin yerine yapılan 31 katlı 4668 daire ile 1220 odaya sahip beş yıldızlı bir oteli de içinde barındıran Zemzem Kuleleridir. Kabe’den gelen enerjiyi hissedebiliyordum, duvarlar bile hissettiğim enerjiye engel olamıyordu.

Kabe’yi genişleştmek için dozerler ve vinçler çalışarak yeni say alanı yapılmaktaydı. Kabenin etrafındaki binalar birer birer yıkılıyordu. O an için beni bunların hiçbiri etkilemiyordu. İçimde biran önce içeri girme isteği vardı Say yapılan kapıdan içeri girdiğimizde karşımızda 700 metrelik uzun bir koridor vardı. Say yapan binlerce insan tıpkı bir nehrin akışı gibi uzun bir koridorda akıyorlardı. Çok heyacanlanmıştım. Ayakları cıplak, üzerlerinde sadece iki parça beyaz havludan oluşan ihram giysisi vardı.

Koridorda elli metre gittikten sonra avluya açılan bölümden geçince tam karşımızda Kabe’yi görüyoruz. İçimde bir enerji dalgalanması başlıyor. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyor. Hem büyük bir sakinlik var içimde hem de müthiş bir heyacan. Görünmeyen bir silindirin içindeyim. Daha gelmeden önce silindiri hissetmiştim ama simdi silindirin içindeyim ve içinde nefes alıp veriyorum. İnanın burası çok faklı bir boyut o silindir tüm avuluyu kaplıyor belki daha da geniş bir alanı. Ben içindeyken daha iyi farkedebiliyorum buradaki muhteşemliği.

Peygamber efendimiz şöyle buyurur: “Semanın kapılarının açıldığı ve duaların kabul edildiği dört zaman vardır. Bunlar müminlerin Allah yolunda düşmanla karşılaştıkları, yağmurun yağdığı, namaz kılındığı ve Kabe’nin görüldüğü anlardır” (Taberani, VIII, 169, 171)

Diğer bir hadisinde de “Allah bu ev için hergün 120 adet rahmet indirir. Bunun altmışı tavaf edenler, kırkı namaz kılanlar, yirmisi de ona bakanlar içindir.” Buyurmuşlardır. (Heysemi, 111, 292)

“Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun." (Bakara suresi 125. Ayet)

Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe'dir. “ (Ali İmran Suresi 96. ayet)

“Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin hac etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır.)” (Ali İmran Suresi 97 ayet)

Kabe ile karşı karşıyayım ve peygamberimizin sözleri aklıma geliyor onu gördüğüm an dualarımın kabul edileceğini ve ona bakmanın bile bir ibadet olduğunu hatırlıyorum ve o muhteşem güzelliğin karşısında gözlerim dolu dolu oluyor. Hani içinden hıçkırarak ağlamak gelir ya işte öyle bir andayım. Duygularım bir dalından düşen bir yaprağın rüzgarda titreyerek düşmesi gibi dalgalanıyor kendimi Allaha bırakıyorum. Onu tüm hücrelerimde hissetmeye başlıyorum. Karşımda muhteşem bir enerji var biran zaman ve mekandan kopuyorum sanki ya da ben öyle hissediyorum.

Daha fazla dağılmadan kabeyi ilk olarak görmüşken duamı yapıyorum hemen.

“Yarabbi la ilahe ente süphaneke inne kuntim minellezin zalimin” “Doğrusu biz zalimlerden olduk lütfen bizleri bağışla, sen bize hem ahiretin hem de dünyanın saadetini nasip et hem dünyada hem de ahirette sana komşu olmamızı sağla ve bizi bütün kötülüklerden arındır ve koru. Hem buradaki ibadetlerimizde ve yaşamımızda hemde ümreden gelip gerçek evimize dönüp zamanımızdaki yaşamalarda bizi bütün kötülüklerden koru. Herşeyi senin için yapmamızı nasip et. Bizden dua dileyen herkesin dualarını kabul et. Onlar ne istemişlerse onların dualarının kabul olmalarını sağla.”

“ Bütün bilgi kaynaklarımızı aç, insanlara, rızkımıza, çocuklarımıza, kendimize senin için doğru olan bütün bilgileri hazırlayıp insanlara bunları sunmamızı nasip eyle.”

Kalp gözümün, gönül gözümün tamamen açılması, bütün perdelerin kalkması ve tamamen açılması içinde duama devam ediyorum.

“Şeytanın almış olduğu parçalarımın hepsi geri gelsin”

“Bütün bedenlerim Allahın tertemiz yaptığı bir şekilde birleşşin ve duygularım açılsın. İçimdeki benlik bütün bunlardan pay almasın ve son anıma kadar nefsime merhamet et allahım.”

Peygamberimizin namaz kılanların üzerine burada Allahın hergün rahmet indirdiği sözleri aklıma geliyor.İnsan orada çok değişik manevi hazlar alıyor, çok yoğun ve güzel duygular yaşayabiliyor, hatta zaman zaman tarifi mümkün olmayan güzel kokular duyabiliyor. Yıllarca namaz kılmak üzere uzaktan yöneldiğim Kabe’nin hemen karşısında ve çok yakınında onu seyrederek namazımı kılmak istiyorum. Allah’ın evinde Allah’a çok yakın hissediyorum kendimi. İbadetlere başlamadan önce iki rekat namaz kılıyorum Kabe’nin altın yaldızlı kapısına bakarken, sanki gül bahçesinin içine düşmüşüm gibi gül kokuları başımı döndürürken, cennetin kokularını burada hissederken ve bembeyaz mermerlerin üzerinde kendimden geçmiş bir halde iken söyle bir duada bulunyorum;

“Allahım senin misafirin olarak geldim. Hacerrülesved taşına dokunmamı sağla. Hz İbrahimin Makamı ile Hacerrülesved taşı arasında namaz kılmamı sağla.”

“Allahım Kabe’ye senin evin olarak bakıyorum. Gerçi herşey sensin. Bizlerde bu

güzelliğin etrafında dönerek O’nun aşkına yanıyoruz. Bana ve bütün arakadaşlarıma, sevdiklerime, tüm müslümanlara Allah aşkı ile yanmayı nasip et. Ol de olsun Allahım. Bu aşkın bilgilerini de bütün bedenlerime indir Allahım.”

Duamı gözyaşları içine bitiriyorum ve içimde müthiş bir heyacan var birazdan tavaf’a başlayacağım. Bu yazıyı yazdığım günkü gibi cuma namazını Kabe’ye baka baka kılacağım. Kalbim çok huzurlu ve kendimi herşeyi gerçekleştirebilecek eminlikte hissediyorum. İçimde birşeyler ateşlendi sanki aşkın yaklaşan ayak seslerini hissediyorum.

Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar sevgiyle kalın.

Alahattin Öztekin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten tarifi mümkün olmayan muhteşem duygularınızı bir an yaşıyor gibi oldum. Gözlerim nemli bir şekilde bitirdim yazınızı. Allah isteyen herkese nasip etsin inşallah.Dualarınızı kabul etsin. Kısa zaman önce babam bana bu yıl gitme planının olduğunu söyledi inanın odama çıktım ve garip bir duyguyla dakikalarca ağladım. Allah bizleri doğru yolundan ayırmasın.Amin.

_E...A_ 
 06.07.2008 12:41
Cevap :
merhaba esra hanım, yorumunuz ve dilekleriniz için teşekkür ederim. Allah hepimizi dogru yolundan ayırmasın sevgiler  07.07.2008 1:49
 

İlk öncelikle yazınızda belirtmiş olduğunuz ZemZem kulelerinin yıkılan Osmanlıların yaptığı Ecyad kalesi bölgesine yapıldığı bilgisi tamamı ile yanlıştır.Konu ile ilgili daha detaylı bilgi isterseniz tarafıma ulaşmanızı veya google mapsden mekke haritasına bakmanızı tavsiye ederim.

Tardu Soysal 
 14.06.2008 12:44
Cevap :
1781 yılında yapılan 23 donümlük arazi ve Kabeyi gören tepe üzerine inşa edilen kale, ocak 2002 de yerine otel yapılmak üzere yıkıldı. Zemzem kulesi altı kuleyi daha içine alan Abraj el-Barit kompleksinin bir parçasıdır. Bu konuda hürriyet gazetesinin tarih araştırmacısı Murat Bardakçının bilgisine güvenirim 19 kasım 2006 tarihli köşe yazısını okuyabilirsiniz. Türk basınının tümünün bu konuda yanılgısı olduğunu düşünmüyorum. ayrıca googdaki mekke haritasında da ecyad kalesi tam yerinde duruyor. Ayrıca kimin işaretledigini bilmediğim "merhum ecyad kalesinden geriye" benim belirttiğim koordinatla çakışmamaktadır. Çünkü o yer Kabe'yi gören bir tepe değildir. bilgilerinize sunarım. Ayrıca zemzem kuleleri bir komplekstir ve yapılmıştır. 50 mt aşağı yada yukarı yapılmış bence onemli degildir. Sonuçta kale de yıkılmıştır. Bundan sonraki daha detaylı bilgi beni çok ilgilendirmemektedir. Gerisi tarihçilerin bilebileceği bir konudur.  14.06.2008 22:17
 

aski arayan onu bulacak onunla yanacaktir Bana senin gerek seni diyen dervislerden olmussun...

Ogun Kardelen 
 14.06.2008 3:43
Cevap :
merhaba Ogun kardeşim yorumun için teşekkür ederim Ben Allahı tanımayı ve bilmeyi istedim. Bu uzun bir yolun başlangıcıdır. İnşallah nasip olur bana da ve tüm isteyenlerede Allah aşkıyla yanmak. Yunus ne de güzel demiş siirinde senin dedigin gibi; "Aşkın aldı benden beni Bana seni gerek seni Ben yanarım dünü günü Bana seni gerek seni Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Cennet cennet dedikleri Birkaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları Bana seni gerek seni " sevgilerimle  14.06.2008 22:29
 

tüylerim diken diken oldu...Allah-u Teala kabul-ü müyesser eylesin.İnşallah bizlere de gidebilmek nasip olur.Allah razı olsun....

Sokrates 
 13.06.2008 18:08
Cevap :
Teşekkür ederim. İnsallah Allah size de nasip eder sevgilerimle  13.06.2008 21:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5030
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster