Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
451
 

Allianoi'yi kaybediyoruz

Allianoi'yi kaybediyoruz
 

Allianoi'yi kaybediyoruz. Çevrecilerin, hukukçuların, tarihçilerin on yıldır süren mücadeleleri sonuç vermedi. Yortanlı Barajı su tutmaya, daha doğrusu 1800 yıllık bir tarihi yutmaya başladı.

İzmir Bergama'nın 18 km. kuzeydoğusunda, 1998 yılında Paşa Ilıcası olarak anılan merkezde bugüne kadar bilinmeyen yeni bir kült merkezi ortaya çıkarıldı. Bu kült merkezi, sağlık tanrısı Asklepios'a adanmış yeni bir Asklepieion olarak tanımlandı. İ.S. ll. yüzyılda yaşamış Hadrianotherai'lı P.A. Aristides, Hieroi Logoi (Kutsal Sözler) adlı eserinde; Allianoi'da şifa bulduğunu aktarır. Tarihçilerin araştırmalarına göre; İ.Ö. ll. yüzyılda kurulan ancak, İ.S. ll. yüzyılda Hadrian Dönemi'nde büyük bir bayındırlık hareketi yaşayan ve hidroterapinin uygulandığı büyük bir kült merkezi oldu. Bizans döneminde kısmen yerleşime sahne olan merkez, Batı Anadolu'da sıcak su kaynağının üzerinde kurulmuş, en büyük ve en iyi korunmuş komplekslerden biridir.

Günümüzde Paşa Ilıcası olarak da bilinen merkezde 1998 yılından beri yapılan kurtarma kazı çalışmaları sonucunda; halen 47 derece sıcak suyu olan, 9 bin 700 metrekarelik bir alana kurulmuş, frigidarium (ılıklık), dinlenme ve terapi odaları, çeşme ve havuzları, gizli geçiş ve tonozlu galerileri ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, halen kullanılan çift kemerli Roma Köprüsü, 210 m. uzunluğunda, 6 m. genişliğinde sütunlu prosesyon yolu, 35 m. uzunluğunda sütunlu cadde, dükkanlar, anıtsal çeşme, görkemli bir tedavi yapısı, anıtsal giriş, latrinler (genel tuvalet), bazilikal tipte büyük kilise yapısı, iki mezarlık şapeli (küçük kilise), seramik atölyeleri, içme ve atık su sistemleri de bulunmuştur. Araştırmalarda ortaya çıkarılan 10 bine yakın eser de Bergama Müzesi'nde korumaya alınmıştır.

Osmanlı döneminde de önem taşıyan ve 20. yy'ın başında Bergama Kaymakamı Kemal Bey tarafından yeniden kullanıma açılan Paşa Ilıcası'nın 47 derece termal suyu ile sağlık ve kültür turizmine hizmet edebilecek olanaklarıyla, barajın sağlayacağından çok daha büyük bir ekonomiyi bölgeye kazandıracağı biliniyor. Yapımı tamamlanan Yortanlı Barajı'nın ise, 40-50 yıl sonra işlevini tamamlayacağı açıklanıyor. Barajın ömrünü tamamlamasından sonra ise, Allianoi'nin gün ışığına çıkarılması olanağı bulunmuyor.

Dünyanın ilk sağlık merkezlerinden biri olma özelliğini koruyan Allianoi, bugün 17 metre su altında kalma tehlikesi altında. İzmir 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından defalarca 1. derecede arkeolojik sit ilan edilmesine karşın, Yortanlı Barajı'nın yapımına engel olunamadı. Arkeologlar, dünyanın en hızlı kazısını yapmaya başladılar ve 8 yılda ancak onda birini ortaya çıkarabildiler. Kazı tamamlanmadan sular altında kalırsa, gerçek anlamda cinayet işleneceği uyarılarını da kimse dinlemedi ve DSİ baraj yapımını durdurmadı. 1800 yıllık yaşanmışlığın belgeleri, tarihöncesine ait "insanlık anıları"yla birlikte, sadece yarım yüzyıllık bir beklenti için feda edilmeye başlandı. Allianoi Gönülleri hala çırpınıyor. Yetkililer ne tarih, ne kültür, ne hukuk dinlemiyor.

Ülkemizdeki baraj projelerinin tehdit ettiği antik yerleşmeler arasında; Ilısu Barajı için gözden çıkarılan Hasankeyf, Birecik Barajı altında kalmaya başlayan Zeugma, aynı vadideki Halfeti ve Çoruh vadisinde planlanan barajlar nedeniyle Yıldızeli gibi Doğu Karadeniz bölgesinin özgün yayla yerleşimleri de aynı kaderi bekliyorlar. Mitolojide efsanevi tanrıların vadisi olarak anılan Güney Ege'daki Gökbel Deresi'nin ünlü İncekemer Köprüsü de Çine Barajı'nın kurbanı. Böylesine bir "kara liste" dünyanın hangi uygar ülkesinde var, diye sormak gerekiyor.

Antik eserlerimiz yurt dışına kaçırılırken, "Aman üç-beş taş" diyen padişahlardan ne farkımız var? Dünya, tarihi eserleriyle kültür turizmini yaratıp turizmden milyonlarca dolar kazanıyor. Bizse, binlerce yıllık tarihe sahip topraklarımızın değerini bir türlü anlamak istemiyoruz. Aslında geleceğimizi yok ediyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu önemli ve üzücü konuyu bir kez daha gündeme getirdiğiniz için teşekkür ediyorum size. Almanya'daki Bergama Müzesini düşününce, yabancılar daha iyi sahip çıkıyorlar bizim elimizdeki değerlere diyesi geliyor insanın.

Doğa 
 05.03.2007 15:08
Cevap :
İnanın aynı düşünceyi zaman zaman ben de taşıyorum. Ama yine de gönlüm elvermiyor. Bu topraklara ait kültürün, yetiştiği topraklarda kalması gerektiğine inanıyorum. Elbette ki, benim için önemli olan evrenselliktir, kültürlerin ortak paylaşımıdır. Ancak, her değer, bulunduğu yerde önemlidir. Katkılarınız için teşekkür ederim. Sevgiler.  05.03.2007 23:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1466
Kayıt tarihi
: 26.08.06
 
 

1958 doğumluyum, İzmir'de yaşıyorum. 17 yıl gazetecilik yaptım ve emekli oldum. Şimdi babamın kurduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster