Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '09

 
Kategori
Alternatif Enerji
Okunma Sayısı
3342
 

Almancı Hasan'ın Pervaneleri

Almancı Hasan'ın Pervaneleri
 

Bir türbin 4000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılıyormuş.


Almancı Hasan yıllar önce Almanya’ya gitmiş sıfırdan başlayıp didinerek zenginleşmişti. Kendisine göreyse Almanya şartlarına göre ortadirek olsa da Türkiye şartlarına göre bayağı zengindi. Hasan’ın babası ise oğlunun bu gelişmesinden hiç etkilenmemiş Söke’ye uzak yüksek yerdeki tarlasında yaşamaya devam ediyordu. Tarih 1992 olmasına rağmen kulübesinde elektrikten ve teknolojiden yoksun yaşıyordu. Almancı Hasan babasının durumuna el attı. Ona güzel bir dağ evi yaptırdı. Çam ağaçlarının içinde güzel villa elmas gibi parlıyordu.

Ali Efe ise Almancı Hasan’ın babasının villasına yakın yerde geçici orman işçisi olarak yaşıyordu. Belli bir bölgeyi alıp orada ailesi ile kesim yapıyordu. Geçici iş olduğu için tahtadan bir barakası vardı. Ailesiyle orda kalıyordu.

Almancı Hasan yaz aylarında Söke’ye gelirdi. Babasının evine gider babasının pazar ihtiyaçlarını üstü açık cipiyle Söke’den alırdı. Babasının evine giderken yol üstünde olan Ali Efe’yle tanışmış aralarında güzel bir arkadaşlık başlamıştı. Artık Almancı Hasan Söke’ye her geliş gidişinde mutlaka Ali Efe’nin barakasına uğrar bir bardak çayını içerdi. Yine böyle güzel bir sohbet ortamında Ali Efe, Hasan’a bir soru sordu?

Hasan be, babanın evinde kocaman üç dişli bir pervane gördüm o ne?

— O mu? O rüzgâr pervanesi.

Ne işe yarıyor?

—Rüzgâr estikçe pervane dönüyor, babamın evinin tüm elektrik ihtiyacını karşılıyor.

Vay be, nasıl oluyor bu?

—Pervaneler türbine bağlı. Türbinden dinamo, sonra akü, aküden kablolar vasıtasıyla evin elektrik ihtiyacı tamamlanıyor.

Bunu ben de yapabilir miyim?

—Tabi Ali abi, Söke sanayisine gidelim sana tamircilerin kenara attığı ikinci el dinamo, akü, türbin alalım. Ben yardımcı olurum.

Bir hafta içinde Almancı Hasan’ın yardımıyla tüm malzemeler alındı. Ali Efe öğle saatlerinde ve akşam serinliğinde küçük rüzgâr türbinini yapmak için çalışmalara başladı. Almancı Hasan’ın babasının evinde gördüğü gibi uzun kolları olan üçlü pervane yaptı. Bunu türbine bağladı. Türbin, dinamo ve akü, aküden ilk deneme için el fenerlerinin küçük ampullerinden birine bir kablo. Her şey hazırdı tek eksik rüzgârdı. Rüzgâr akşam serinliğinde esmeye başladı. Fakat pervanelerin kolları o kadar hantaldı ki çevrelerinde bir tur bile atamadı. Ali Efe pervanelerin hantallığından dolayı yeni pervane modelleri düşündü. Pervanelerin kalınlıklarını inceltti. Yine bir gelişme olmadı. Asla yılgınlığa düşmedi. Pervane kollarının sayısını dörde çıkarttı. Elinden testere ve keser, zımpara hiç eksik olmuyordu. Diğer arkadaşları öğlenleri barakalarında rahat rahat otururken Ali Efe sürekli çalışıyordu. Dörtlü pervaneden de umut çıkmadı. Bu sefer barakanın rüzgâr almadığını öne sürerek rüzgârlı yerlerde denemeler yaptı. Kendisi önde pervaneyi tutuyor arkada oğlu Hasan diğer malzemeleri tutuyor rüzgâr arıyorlardı. Hafif bir esinti hissedince “Koş Hasan!” diyordu. İkisi birlikte koşuyordu diğer arkadaşları oturdukları yerden onlara gülüyordu. Ali Efe pervanenin direğini uzattı. Artık pervane barakanın 1–2 m üstündeydi. Pervanelerin kollarını dörtten altıya çıkardı. Yavaş yavaş umudunu keserken bir öğle vakti yemeklerini yerken birden bir esinti çıktı pervaneleri hızla döndürdü. Bu hızla küçük ampul yanmaya başladı. Ampulün yanmasıyla Ali Efe’nin gözlerinin içi de ışıldadı. Fakat ampul 10 saniye falan yanmıştı. Bu 10 saniye Ali Efe’nin sönmeye başlayan hevesini tekrar canlandırdı. Pervanelerin kolları altı yerine sekiz olursa belki daha hızlı döner ve ampul hiç sönmez, diye düşündü. Pervane sayısını sekize yükseltti. Fakat işler hiç yolunda gitmedi. Ampul bir daha yanmadı. Ali Efe’nin karısı kocasının keser seslerinden iyice bıkmıştı. Ali Efe de arkadaşlarına alay konusu olmuştu zaten. Bir öğle vakti pervanelere baktı. İyice sinirlendi. Eline baltayı aldı:

—Aküsünün de dinamosunun da… Diyerek hepsini kırdı.

***

Geçenlerde televizyonda Çanakkale’nin bir köyünün tümünün elektriğini kendilerinin ürettiğini seyrettim. Eğer 1992 yılında Ali Efe’nin demeleri başarılı olsaydı veya Ali Efe denemelerini çalıştığı yerden sürekli rüzgâr alan köyümüzde de devam etseydi neler olurdu? Köyden birisinin çanak anten aldığında diğerlerinin imrenerek aldığı bir yerde Ali Efe bunu başarsaydı diğer köylüler de yapardı. Herkes elektriğini üretince hem tasarruf yaparlar hem de kimseye icra takibi gelmezdi.

Ferhat Bingöl bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2825
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster