Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
509
 

Almanya Yazıları 7

Almanya Yazıları 7
 

Nürnberg Tren İstasyonu


Hanımın akrabalarından birinin aracılığıyla onlara yakın bir semtte bir çatı katı bulmuştum. Eşim, gelebilmek için gerekli prosedüre başlamıştı ama “ha” deyince olmuyordu. Benimle birlikte Almanya’ya gelenlerin bir çoğu “yeşil” pasaporta (vize gerektirmiyor) sahip olduğu eşini, çoluğunu çocuğunu getirmişti. Biz bir Köroğlu bir Ayvaz. Pasaport gri. Vize gerekiyor.

Ev Sahibi ile Görüşme, Kira Kontratı

Bir okul çıkışı eşimin akrabasının eşi Bünyamin Ağabey’le buluşuyoruz. Sağ olsun okula geliyor. Ev sahibi Alman’ın yanına götürüyor. Tıknaz, güler yüzlü, Türkiye’yi bizden iyi bilen biri. Tır şoförü imiş. Öyle yerler sayıyor ki güzelim ülkem Türkiye'den, ben harita üzerinde bile bulamam. Sayfalarca tutan bir kira formu çıkarıyor masasının gözünden. Gerekli yerleri doldurduktan sonra imzalamam için bana uzatıyor. İmzalıyorum. 1100 Mark (2 kira) depozito alıyor. İyi dileklerle ayrılıyoruz oradan.

Metroya biniyoruz Bünyamin Ağabey ile. 7 durak sonra evin yakınlarında bir yerde iniyoruz. Kapısı olmayan genişçe bir bahçeden giriyoruz. Bahçenin etrafı birkaç katlı evlerle çevrili.

-Bunlar belediye evleri, diyor Bünyamin Ağabey. Biz de şuradaki evin ilk katında oturuyoruz, diyor eliyle köşedeki 4 katlı evi göstererek. İki oda bir mutfak. Dar ama kullanışlı. Ucuz da. Belediye genelde bu evleri, işi varken işsiz kalanlara veriyor karşılıksız. Ayrıca bu işsizler (Arbeitslos) Çalışma Dairesi’nden kendilerine yeni bir iş gösterilinceye kadar devletten para alır.

-Peki işsiz gösterilen işi beğenmezse… diye soruyorum.

-O zaman bu haklarını kaybeder, diyor Bünyamin Ağabey. Kaybeder çünkü burada kişiler belirli bir işin kalifiye elemanı oldukları için (mektepli demek istiyor) Çalışma Dairesi’nin gösterdiği yeni iş onun sahasıyla ilgilidir.

-Doğrusun ağabey, diyorum. Oto tamircisi olabilmek için burada gençler ilkokuldan meslek lisesi son sınıfa kadar 13 yıl (4+5+4) okuyor. Akabinde de “ustalık” sınavı cabası. Anlaşılan “adamlar” ara eleman meselesini temelden halletmişler.

Çatı Katındaki Dairem

Bahçe bitiyor. Ana caddeden hemen karşıya geçiyoruz. Yıllarca oturacağım evin kapısındayız. İçeri girip merdivenleri çıkıyoruz. İkinci kattaki dairelerden ortadaki dairenin kapısı birden açılıyor. Kucağında kedi, pejmürde kılıklı, orta yaşlı, çirkin mi çirkin bir Alman kadın iri dişleriyle gülümsemeye çalışıyor. (Bazı insanların dişlerini göstererek gülmemesi gerektiğine ben bu kadını görünce kanaat getirdim.)

-Kaya Bey mi, diyor.

-Evet, diyorum.

Elini uzatıyor.

-Apartman sorumlusu Voigt, diyor.

O da bize katılıyor en üst kata çıkıyoruz. Çatı katı… Dairem… Solunda tahtadan yapılmış bir dolap bulunan dar bir koridorda ilerliyoruz. Voigt Hanım, duvarların kağıtlanması gerektiğini falan anlatıyor. Oysa benim derdim, başımı sokabilecek bir yer. Evin dekorasyonu umrumda bile değil.
Ortadaki büyük odaya geçiyoruz. Tipik Alman gözlemiyle duvarlara, yere, tavana bakıp söyleniyor Voigt Hanım eski kiracıdan dert yanarcasına. Bana dönüyor:

-Kaya eşyalarınız nerede?

Bünyamin Ağabey o Kayserili gülüşüyle hiçbir zaman özne, yüklem ve tümleç aramadan kuruyor cümlesini:

-Dışarıda, diyor.

Voigt Hanım anlamıyor.

-Dışarıda?

-Akşama eşya atım günü sırası bizim caddede. En güzelinden birkaç odalık eşya buluruz.

Atım Günü

Karanlık inerken caddeye, dışarı çıkıyoruz. Bizim cadde çok hareketli. Orada burada bir sürü küçük kamyon. Kimileri bir şeyler alıyor, yüklüyor. Kimileri mağazadan mobilya seçer gibi caddeye bırakılan eşyalara bakıyor. En çok dikkatimi çeken elektronik meraklı bir genç. Oturmuş bir televizyonun önüne, sökmüş televizyonu, parça arıyor. Biz bir çırpıda birkaç parça eşya dolabını, bir küçük buzdolabını, 37 ekran siyah beyaz bir televizyonu, iki karyolayı çatı katına çıkarıyoruz. Bünyamin Ağabey’in oğlu Rıza da yardım ediyor.

Eşyaları düzenledikten sonra oturup dinleniyoruz. Bir çay demliyorum. Çatı katındaki dairemde daha ilk akşam misafirlerimi ağırlıyorum. Rıza Almanya doğumlu. Bünyamin Ağabey yıllarını, gençliğini Almanya’ya vermiş biri. Ama ne var biliyor musunuz? Türk, dünyanın neresinde olursa olsun Türk’tür. Misafirperverdir, yardımseverdir… İnsani değerlerini kolay kolay yitirmez.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 300
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1005
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

Tarih, edebiyat, şiir, dil ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster