Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
822
 

Aloov şu an canlı yayındayım...

Aloov şu an canlı yayındayım...
 

Sevgili dostlar;

İki gündür; Web sayfaları dahil her yerde, Uğur Dündar'ın canlı yayında telefon ile görüşmesi konuşuluyor... Şimdi biraz, konuyu eşeleyeyim istedim...

Uğur Dündar; televizyon tarihimizin en kıdemli şahsiyetidir. Ben, 41 yaşıma merdiven dayamış bir insanım. Neredeyse TRT'nin, Televizyon yayınlarına başladığı yıl ile eşdeğer bir yaş grubuna dahilim. Rahmetli Babamın; birgün eve geldiğini ve '' Oğlum gel bakalım, seninle televizyon almaya gidelim...'' dediği zamanı hayal meyal hatırlıyorum... Rahmetli Babam ve bir arkadaşının; Sarı renkli Murat 124 marka otomobili ile bir yerlere gittik, orada bir amca benim yanaklarımdan makas aldı ve '' Ooo beyim bu delikanlı Televizyon mu seyredecek şimdi..?'' diye soru sormuştu Babama... Rahmetli babam da; '' Orhan Amcası oğluma en güzel Televizyonu ver bakalım...'' diyerek benim elimden tuttular ve kocaman bir kapıdan içeriye girdiğimizde, karşımda duvar gibi üstüste yükselmiş olan Kolileri göstererek, ''Git oğlum şu kutulardan bir tanesini seç bakayım...'' diyerek elimi bırakmıştı...bende koşuşturarak gidip rastgele bir tanesini elimle tutmaya çalışmıştım...Daha sonra o kocaman kutuyu, Sarı Murat 124'ün bagajına koyduk ve evimize geldik...Evden içeri girdiğimizde ise anneme; ''Anne babam teyevizon aldı baaak...'' diyerek, Kutunun içerisindeki şeyin Teyevizon olduğunu bilip, nasıl birşey olduğunu bilmeden inanılmaz sevinmiştim...

Karton kutu açılmış ve içinden; önünde camı, kenarında bir takım düğmeleri ve tuşları olan bir, tahta kutu daha çıkmıştı...Tabii ben neye benzeteceğimi bilemediğim için, Babama şaşkın gözlerle bakıyordum...Babam da; ''Bak şimdi bunun içinden kimleri göreceksin..! '' derken, hafiften bir korkuda sarmıştı yedi yaşındaki beni...

Efendim fazla uzatmayayım; Babam Televizyonu kurmuş, ilk defa açma-kapama düğmesine basınca da, O tahta kutunun önündeki camda, karşıma bir amca çıktı ve o amcanın elinde de, bir kağıt vardı... ve o kağıdı okuyordu...Rahmetli Tuna Huş' tu o amca...Yıllar geçtikçe ben de alışmaya başlamıştım Televizyona...Kimler yoktu ki o dönemlerde...İşte o dönemlerde Uğur Dündar'ı da tanımıştım herkes gibi...Ve Türkiye'ye, Televizyon haberciliğinin yanında, Araştırmacı gazetecilik kavramını da o getirmişti...Herhangi bir yerde, olumsuz bir şey, hile, sahtecilik vb. ne varsa gidip araştırıyor ve Türk halkına Deşifre ederek, insanımızı gaflet uykusuna dalmaktan uyarıyor, uyandırmaya çalışıyordu...

Yıllar su gibi gelip geçti...ben kırklı yaşlara geldim; Uğur Dündar, hala aynı Uğur Dündar...Ama; şu Rating denilen şey, herkesi farklı şeylerle etkilemeye çalışıyor...Bu yapılan herşey, Rating canavarını durduramıyor...Uğur Dündar'ı eleştirmek değil maksadım... Ama; Televizyon Ekranlarının önüne bizleri getirmek için, bu tip davranışlar çok çocukca gelmeye başladı...Ben; Uğur Dündar ile büyüdüm, Uğur Dündar ile yaşlanıyorum...Ona her zaman saygım sonsuz....Fakat; Televizyoncular lütfen, bu değerli insanları, sırf Rating uğruna harcamayın...

Birazda; Televizyonlardaki bazı saçmalıklardan, örnekler verelim...

* Yalçın Çakır’ın hazırlayıp sunduğu “Acı Umut” her bölümündeki kavgaları ve hıçkırık sesleriyle unutulmazlar arasındaki yerini alıyor. İşte programdaki alt yazılardan birkaç örnek... “Anteni bozulan karımın yanına gidiyor”, “Kaldıramıyor, Yalçın Bey”, “Kocam arkalarımı ısırıyor”...

* Reha Muhtar yine bir ilki gerçekleştirir. Ekranda ip üzerinde yürüyen sirk cambazı görünmektedir. Reha Muhtar cambazla röportajı daha ilginç hale getirmek için kendince bir yöntem bulmuştur. Kamera ayarlarıyla oynanır ve Reha Muhtar ters çevrilir. Artık ekranda hem cambaz hem de Muhtar ters şekilde gözükmektedir...

* Ayakkabı boyasıyla yüzünü boyayıp, Obama’ya seslenen Flash TV spikeri Gökhan Taşkın, Papa’nın Türkiye ziyareti esnasında da Katolik lidere Kelime-i şahadet getirip, Müslüman olmasını istedi. Tüm bu saçmalıkları canlı yayında ana haber bülteninde yaptı.

* Esra Ceyhan, programına ilahi bir güçle havalandığını iddia eden bir adam çıkarır. Psikiyatr bir doktor bunun mümkün olamayacağını söylediği anda “Allahhhhh” nidasıyla, iddia sahibi adam kanepeden havaya doğru sıçrar. Kameralara çarpıp durana kadar yuvarlanmaya devam eder. Sonrasında hiçbir şey olmamış gibi, ayağa kalkar ve kanepeye oturur.

* TSK’nın Kuzey Irak’a girdiği günler... Haberlerde PKK’ya verilen zayiatlar anlatılmaktadır. O akşamın diğer gündem konusu ise şampiyonlar Ligi’nde yarı final mücadelesi veren Fenerbahçe’dir. Türkiye’nin gözü ve kulağı hem Kuzey Irak’ta, hem Londra’dadır. Reji ekrana yansıttıkları görüntüyle bir ilki başarır. Ellerinde tüfekler, mevzi almış, iki Türk askeri, altta yazı: “Sıcak Temas: Chealsea-Fenerbahçe: 11 ölü”

* Fenerbahçe’nin Arsenal’a 10-0 yenileceği üzerine Adnan Aybaba stüdyodaki yorumcularla iddiaya girer. Fenerbahçe bu skorla yenilmezse küpe takacaktır. Maç 0-0 biter. Bir hafta sonraki programda Adnan Aybaba’ya mavi küpeler takılır. Bu sırada Hayri İçler’in “Oh olsun!” sesleri stüdyoda yankılanır.

* Sadettin Teksoy, 40 kadar köylüyle bir mağaranın içindedir. Neden o mağaranın içinde olduklarını anlam veremediğimiz dakikalarda birden bire dualar başlar. S.T: Saçım benim, saçım benim. Köylüler: Saçım benim, saçım benim. S.T: Dökülüyor, saçım benim. K: Dökülüyor, saçım benim. S.T: Girdim Keloğlan Mağarası’na, gür çıkar saçım benim. Tarak tutar başım benim. K: Girdim Keloğlan Mağarası’na gür çıkar saçım benim. Tarak tutar başım benim.

* Mustafa Karadeniz kendi hazırladığı şakalarla bundan birkaç yıl öncesine kadar sevilen bir televizyon programı hazırlıyordu. O programda yaptığı şakalardan birinde, bu sefer baltayı taşa vurur ve arabasını boyadığı adamdan feci bir dayak yer.

* Bir zabıta denetlemesinde Uğur Dündar, fırıncıya böceklerin nereden geldiğini sorar. Gelen cevap, cümle profesörü koltuğundan edecek cinstendir: “Bu böceğin tarihini biliyor musun sen? Bir tane muzun içinde Güney Afrika’dan geldi. Onu da araştırdım. Bu, sıcağı sever.”

* Sumru Yavrucuk ve köpeği Pan, Billur Kalkavan’ın televizyon şovuna konuk olurlar. Pan’ın, Billur Kalkavan’ı taciziyle ortalık karışır. Yavrucuk’un programdan sonraki açıklaması ilginçtir: “Pan hayatta böyle şeyler yapmaz ama Billur’u görünce bir şeyler oldu.”

Herkese Sonsuz saygılarımla sevgili dostlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2781
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster