Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '06

 
Kategori
Alternatif Enerji
Okunma Sayısı
7309
 

Alternatif Enerji Tek Yol

Alternatif Enerji Tek Yol
 

Alternatif enerji başlığından ne anlıyoruz? Alternatif enerji, dünya üzerinde, insanoğlunun alışık olarak kullandığı 'enerji tiplerinin' haricinde olan enerji türleridir. Nedir bunlar? Güneş, su, rüzgar, vs...

Petrol en pahalı enerji kaynağıdır. Geçmişten günümüze tüm dünyanın, hemen her alanda kullandığı 1 numaralı enerji kaynağıdır petrol ama günümüzden 20-30 yıl öncesinde başlayan petrol krizi, insanoğlu'nu, özellikle gelişmiş ülkeleri yeni enerji kaynakları aramaya, bulmaya yöneltmiştir. Güneş ve rüzgardan hatta su'dan elektrik enerjisi üretme bunların başında gelir. Ne zamanki bu enerji kaynaklarını yeterince kullanabilme yetisini kazanmış olan ülkeler, nükleer enerjiye alternatif yaratmışlardır.

Nükleer enerji santrallerinin kurulmasının hem pahalı olması, ayrıca bunların çalıştırılmasında gereksinim olan nükleer hammaddenin temini ve bu hammaddenin yakılması sonucunda meydana çıkan atıkların saklanması konusunda bir takım sorunları da ortaya çıkartmıştır. Örnekleri çoğaltılabilir. Nükleer santral işleten ülkeler, bu radyoaktivite içeren atık maddeleri, kendi topraklarında saklamak istemeyince, kendilerince savunmasız ve sesini çıkartamaycak ülkelere gönderebilmekte ya da okyanuslara bırakmaktadırlar. Yakın geçmişte, karadenize bırakılan bidonlar, variller kıyılarımıza vurmamış mıdır? Yine yakın geçmişte, İstanbul'un muhtelif semtlerinde gömülü variller çıkmamışmıdır? Bir degeçmişte yaşanan bir Çernobil faciası vardır ki, etkileri henüz geçmemiştir.

Tüm bunlar çevremizde yaşanmıştır. Yaşanan ve yaşanabilecek tüm bu nükleer olumsuzluklar göz önünde bulundurularak, nükleer santrali olan birçok ülke, nükleer santralleri yavaş yavaş terk ederken, yeni arayışlar içine girerken, yanıbaşımızda İran, nükleer santral kurmanın ötesinde, nükleer araştıamalarını hat safhalara çıkarmış, Türkiye ise nükleer santral hatta santraller kurmak için çalışmalarını başlatmış durumda.. Bunun için de örnek yerler seçilme yarışındalar.. Bir örnek mi ? Karadeniz'in dünya harikası bir doğal vadisi : Fırtına Vadisi seçilebilmekte.. Bu örnekler oldukça fazla..

Bir nükleer santral atığı çevreyi çok olumsuz etkilediği gibi, alternatif enerji kaynakları olan güneş, su (deniz,ırmak), rüzgar enerjileri ekolojik dengeyi herhangi bir şekilde etkilemediği gibi, yararı bile olmaktadır. Alternatif enerji tam bir çevre dostudur. Güneş, rüzgar ve de akarsular enerji kaynakları olarak "yenilenebilir enerji kaynakları" olması sebebi ile de sonsuz enerji kaynaklarıdır. Yani bu kaynakların zaman içinde eksilmeleri ve yok olmaları söz konusu değildir. Tabi ki, ekolojik dengeyi bozmazsanız. Buna rağmen, fosil kaynaklar olarak adlandırabileceğimiz, petrol, kömür ve doğalgaz gibi kaynaklar tükenmeye mahkum enerji kaynaklarıdır. Her geçen gün bu kaynaklar azalmaktadır. Önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde dünyada bilinen petrol rezervleri tamamen tükenecektir. Bununla birlikte nükleer santrallerin ihtiyacı olan 'uranyum' ve 'toryum ' da 100 yıl içerisinde tükenecektir. Hem nükleer kaynaklar olan uranyumve toryum, hem de petrol günümüzde stratejik kaynaklardır, bu da svaş ihtimallerini ortadan kaldırmamaktadır. Günümüzde Amerika'nın Irak'a ve Afganistan'a saldırıp, işgal etmesinin sebebi budur. Belirttiğimiz enerji kaynaklarını elde etmek hem ciddi bir finansal kaynağa ve know-how'a gereksinim vardır. Fakat, gerek güneş enerjisi, gerek akarsu ve rüzgar enerjisi için yatırım maliyetleri daha düşüktür ve Türk mühendisleri bunun üstesinden gelebilir.. Nitekim ülkemiz tüm bu enerji kaynaklarına sahiptir. Ülkemizin muhtelif yerlerinde güneşten neredeyse 12 ay yararlanılmakta, ege, karadeniz, doğu anadolu rüzgardan fazlasıya etkilenmekte ve doğu anadolu akarsu zenginidir. Buna denizlerimizi de katarsanız, elmizdeki zenginliğin bilançosu kabarık olacaktır.

Bir nükleer santralin mali yükünü hesaba katmayanlar, hatta bu santraallerin 1986'dan beri kullanılmadığını ve nükleer santrallerin birbağımlılık olduğunu bilmeyenler, hatta ülkemizin %80-90'ının devrem bölgesi olduğunu bilmeyenler, çevreye ve ülke geleceğine de ne kadar zarar verebileceklerini hesaba katmadan, ülkemize nükleer santral kurulması için dış destekli lobi faaliyeti yapıyorlar... Bir nükleer santrali hemen yıkıp, yerine bina dikemezsiniz, etrafında tarım yapamazsınız ama bir akarsu enerji santralini kurmak çin çevreyi bozmaya gerek yoktur.

Son söz olarak:
Alternatif enerji kaynakları temizdir, ekolojik dengeyi bozmaz, öevreye zarar vermez, ucuzdur, kolay elde edilebilir ve yenilenebilir bir enerjidir. Ülkemizin hemen hemen her yerinde bu enerji tipi uygulanabilir, fazla alan kaplamazlar ve hammadde, kaynak bağımlılığı yoktur. Sınırsız ömürlüdürler. Bu da sonsuz bir enerji üretimi demektir. Ayrıca, suyu olmayan ülkelere göre de üstünlük demektir. Alternatif enerji kaynaklarının kullanılması ile petrole, kömüre ve doğal gaza giden paralar ülkemizde kalır, hatta kaynak fazlalağını da çevre ülkelere satarak gelir bile elde edilebilir.. Elektrik enerjimizi Ermenistan'a satmamız gibi...

Nükleer santrali bir kenara bırakıp, alternatif enerji kaynak zengini olan ülkemizde, bunların en kısa zamanda, fazlasıyla kullanıp, kullandırıp, insanımıza fayda sağlanması dilegiyle...

Nükleer enerjiye HAYIR, Alternatif enerjiye EVET... Alternatif enerji de doğa da fazlasıyla var.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiyenin en büyük HSEi olan Atatürk HES'in gücü 2400 MW, ikitelli Güneş enerji santralinin gücü 0.5 MW, Akkuyu NGS gücü 4 800 MW. Güneş santrali yılda ancak 125 gün çalışabilir. Bir Akkuyu yerine kaç ikitelli gerekir bir hesaplayın sonra ahkam kesin olmaz mı?

ahmet zegerek 
 14.12.2011 11:40
 

nükleer santral karşıtları kendini çevreci diye tanımlayan 3-5 bilmezin lafına uyarak hareket ediyorlar. Tek laf Çernobil. Neden kaza yaşandığınıda bilmiyorlardır. nükleer santralde diğer tesisler gibi miladını doldurunca kapatılacaktır. belçika sokak lambalarının enerjsini bile nükleer santralden alıyor. belli düzeye gelmiş ülkelerin bir ihtiyacı yoktur ki kapatıyordur.bu kapatılanlarıda karlı çıkmak gayesi ile dışarıya yutturmaya çalışıyorlar.bizde akıllı düşünüp almayız olur biter.nükleer atık meselesi için gerekli özellikleri söylemiştim. bu özelliklere uygun yer lazım.bir kere biz abd'nin izni olmadan nefes alamaz duruma geldiğimiz için bunu yapamayız.doğal olarakda izin olmadan satamayacağız.doğal gaz ile nükleer bağlantısını kuramadım.Türkiye bu enerjiye pek hazır denemez ama hazır olmalıdır.rahat yaşam için hiç değilse. hergün elektrik kesintisi istemiyorum artık. Türkiye politik oyundan falan kurtulamaz.oyunu oynayan baştakiler zaten. önce Türkiye için yapacaklar çalışmalarını

Özlenenler 
 01.11.2006 14:45
Cevap :
Sanırım, ortak noktada buluşmaya başladık.. Bence çözüm : Türkiye önce kendi kapısının önünü etmiz tutacak, politik kararlarını iyi veercek, bizans oyunlarından kurtulacak, birileri kalkıp Amerikan uşaklığı yapmayacak, eski veya yeni santral lobisi yapanlar, yaptıranlar iyi araştırılacak, nükleer enerji hakkında iyi bir enformasyon sağlanacak, ABD engeli aşılacak, çevresel faktörler göz önünde bulundurulacak, fırtına vadisine nükleer santral kuralım gibi, türkiye ye 10 tane santral kuralım gibi, eski santraller daha güvenli ve ucuz gibi desteksiz sallamalar yapılmayacak, etkin ve yetkin personel, teknik uzman yetiştirilecek ve hem ulususal hem bölgesel faktörler gözönünde bulundurularak uygun yerlere konulacaksa bu santraller, elbetteki hem kendi insanlarım, hem de bu ülke için böyle birşey isterim, gerekli olan herşeyi de herkes desteklemeli.. Öyle birileri istiyor yada direktif veriyor diye olmamalı..  02.11.2006 12:58
 

eski teknoloji olan nükleer santralleri istemediğimi söylemiştim zaten. eğer eski ise bu çeşitli lobi faaliyetleri sonucu Türkiye'yi sömürmektir. Bu doğru. Ama teknoloji konusunda güvenilir ise yineliyorum sözlerimi ben nükleer enerji yanlısıyım. Kaza olma riski çok azdır nükleer santralde. Eğer hammadeyi kendimiz kullanırsak bağımlılık olmaz. Ama dışarıya satıp geri 2 katı fiyata alacaksak bence hiç çıkmamalı o yeraltı madenleri. Nükleer atık konusu tamamen bir karışıklıktan ibarettir. Hiç kimse bunu istemez. Hangi şehir olursa olsun buna izin vermez. Sinop'a kurulacak olan santralin atıkları uygun bir yere gidecektir eminim. Radyoaktif atıkların giderilmesi ile ilgili kavramlar çok derindir. Doğal engellerin fonksiyon ve yapısı, atığın biyosferden izolasyonuna ilişkin özellikler, hidrolojik taşınma prosesleri, atık giderimi için jeolojik ortam, evaporite depositler, doymamış ve doygun jeolojik formasyonlar, yapay engellerle bertarafı gibi birçok maddeye uygun bir yer bulunacaktır

Özlenenler 
 31.10.2006 17:21
Cevap :
Peki o zaman, şu soruların cevabını bekliyorum: - Neden nükleer enerji kullanan bazı ülkelerde nükleer santral karşıtlığı günden güne artıyor ? - Neden bu ülkeler artık santralleri teker teker kapatmaya başladı ? - Neden eski santralleri 3. dünya ülkelerine kakalamaya çalışıyorlar ? (bu arada bizi de bu kategoriye sokuyorlar) - Neden bu enerjiyi kullanan ülkeler, nükleer atık meselesini hala halledemediler ? - Amerika'nın izni olmadan Nükleer hammadde zenginleştirmesi yapabilecekmiyiz ? - Nükleer hammadeyi kesinlikle ithal edeceğiz, bunu dışarıya satmamıza izin verecekler mi ? - Daha doğalgaz kullanımını ve dağıtımını bile tam becerememişken bunu nasıl becereğiz ? - Türkiye bu enerjiye ne kadar hazır ? - Son soru : Türkiye, kendi üzerinde oynanan politik oyunlardan nasıl kurtulup, nükleer santral kuracak ve kullanılacak ?  01.11.2006 11:31
 

Yaklaşık yüz yıldır hakkında onca şey söylenen bor madeni, Cumhuriyet'in ilk, hatta Osmanlı'nın son dönemlerinden beri Türklerin temel meselelerinden biri oldu. 1950'lerde dünyanın en büyük rezervlerine sahip olduğumuz ortaya çıkınca "bor tartışması" iyiden iyiye alevlendi. Bor hadisesini içiçe geçmiş üç halka gibi düşünmek lazım. Bunun merkezinde bor madeninin kendisi var. Bunlar kolomanit, üleksit ve tinkal. İkinci halkada bunların rafine edilmesiyle elde edilen bor ürünleri var. Bunlar da boraks, borik asit ve soydum perborat. Üçüncü halkayı ise bor ürünleri kullanılarak elde edilen uç ürünler oluşturuyor, işte cam ya da deterjan gibi. Burada bizi ilgilendiren bor madeni ve bor ürünleri. Toplamda iki milyar dolarlık bor ürünleri piyasasından söz edilebilir. Türkiye dışında ABD, Rusya ve Çin gibi ülkelerde var bor. Türkiye, bu piyasanın ancak yüzde 7'sini kontrol edebiliyor. Bor Madeni İhracatı Toplamı: 7.453.190 ton, 1.481.911.860 dolar, fiyatı : 199 dolar dır. 1999 yılı veriler

Özlenenler 
 31.10.2006 17:09
Cevap :
Bor madeni ile ilgili daha öncede bir yazı yazmıştım başka bir blogta. Onu bulursam, burada da yayınlarım. Bu konuda, birinci elden çok daha net ve güvenilir veriler var. Bu verilerde, Türkiye'nin sanılandan daha zengin kaynakları olduğu görülüyor. Ayrıca, neden tamamını çıakrtamadığımız yada işleyemediğimiz ve neden zengin kaynaklara sahipken %7'lik bir pazar payına sahip oduğumuz konusunda yorumlar ve yorumlarım da var, bunları daha sonra burada da açarım ama şunu söylemeliyim ki, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımız rahatça çıkarılıp, işlenemediği gibi çokta hoyratça kullanılıyor. Buna Bor'un tonunun 199 usd'ye satılması da dahildir.. İnanın bana, arkasında, yanlış veeksik bilinçlenme ile kötü politikalar yatmaktadır. Bor'un nerelerde kullanıldığını daha yakın zamana kadar bazı yetkililer bilmiyorlardı bile.. (Sizde eminim ki böyle bir bilgi vardır, eğer yoksa, mail adresinize bu konuda bilgi atabilirim... )  01.11.2006 11:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2458
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster