Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '08

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
2171
 

Altılı ganyan reklamları

ALTILI GANYAN OCAKLARI SÖNDÜRECEK

Son günlerde görsel medyada çıkan reklamlardan söz ediyorum. Endişeliyim. Nedenini aşağıda bulacaksınız.

Altılı Ganyan hakkında ‘Abdullah Delibalta ile görüştüm; “Çeşit çeşit hile, özellikle son yıllarda at yarışlarının geniş ilgi görmesine neden olan her güne yayılması ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik nedenlerdir. Ayrıca her günkü hasılatın yüzde 50'den fazlası çeşitli vergiler adı altında -yaklaşık olarak günde bir milyon YTL- devletin kesesine akmaktadır. Yani her gün yarışların birincisi ve kazançlısı kesinlikle devlettir. At yarışlarının spor olmaktan çıkarılıp kumar haline gelmiştir. Her gün kazancı garanti olan devlettir. İkinci sırada at sahipleri, üçüncü sırada jokeyler ve son sırada ise bu kumara kendini kaptıran vatandaşlardır. Aslında vatandaşların kazancı yoktur. Çünkü bu oyunu oynayanların çoğunluğu dar gelirli ve işsizlerdir. Çok az parayla oynayanların kazanma şansı yok denecek kadar azdır. Yine bu işi meslek edinmiş zengin at sahipleri ve tüccarları yüksek meblağlarla oynadıklarından esas parsayı bunlar toplamaktadır. Bir de yapılan şikeleri ve bu işin mafyasını hesaba katarsak varın düşünün artık.

Vurguncular at yarışlarını da kendi kitaplarına uydurmuşlardır. Devlet haralarında yetiştirilen tayları alıp hipodromlarda koşturarak büyük paralar kazanmaktadırlar örneğin; bu yılki Gazi Koşusunu kazanan atın sahibi üç yüz milyarın üzerinde bir ikramiye almıştır. At sahiplerinin soy isimlerine baktığımızda büyük ikramiyeli koşuları üç dört ailenin paylaştığını görürüz. Bu ailelerin ABD, İngiltere ve İrlanda'dan taylar getirip yarıştırdıklarına tanık olunmaktadır.

Jokeyler ise bazı özel anlaşmalar hariç ikramiyenin yüzde 10'nu, aprantiler ise yüzde 5'ini almaktadır. At sahiplerine benzer bir tabloyu bu alanda da görmekteyiz. Yani pastanın en büyük payını 3 veya 4 jokey götürmektedir. Öyle ki bu jokeylerin haftalık geliri 35-40 milyarı bulmaktadır.

At yarışlarını ve bahis oyunlarını cazip hale getirebilmek için hiçbir çabadan kaçınılmamıştır. Her güne yaymak Şanlıurfa ve Elazığ'ı dahil etmek bahis çeşitlerini artırmak gibi...

Bu oyunu oynayanlar için seçenek çok. Seç seçebildiğin kadar. Altılı ganyanı kaçırdın ikili olmadı çifte, olmadı sıralı üçlü, olmadı tabela, olmadı üçlü ganyan vb.... Yani kısacası öyle bir sektör ki kendini kaptıran bir daha da işin içinden çıkamıyor. Ta ki son kuruşu da gidene kadar.

Bu oyun öyle bir kumar haline getirilmiş ki bazı kahvehaneler ve salonlarda illegal bir şekilde tefeciler tarafından borç verilerek vatandaşlar tuzağa düşürülmektedir. Aslında oyun içinde oyun çok. Öyle ki jokeylerin yaptığı şikeler çok açık şekilde konuşulmakta hatta tüyolar satılmaktadır.

At sahiplerinin yaptığı bir oyun daha var ki akıllara durgunluk verir. Arap atına İngiliz aşımı yaptırarak Arap atından daha hızlı koşan İngiliz'in kanından bir tay yani yarım kan bir taya sahip olmaktadır. Bu tayı şu veya bu şekilde Arap tayı imiş gibi kayıtlara geçirterek Arap atı yarışlarında birinci gelmesini sağlıyorlar. Yani aynı zamanda bu sektör çeşitli hilelerle, entrikalarla dolu vatandaşa kurulmuş bir tuzaktır. Kazananlar ise hep aynıdır.

Görüldüğü gibi bu işin sporla bir alakası kalmamıştır. Tam da düzene uygun bir sistem haline getirilmiştir.

Jokeylerin -yasak olmasına rağmen- başkasının adına kayıtlı olarak kendi atları bulunmaktadır. Yani jokey at sahibi olamaz kuralı da bu şekilde delinmiştir. Bu jokeyler atlarının katıldığı yarışlarda kendi atlarına biner ne hikmetse çoğu zaman da kazanır. Aynı zamanda bu işini bilir jokeylerin en azından ortak oldukları birçok at yetiştirme çiftliklerinin olduğu bilinmektedir.

Yine geçen yıllarda bir televizyon kanalında yayınlanan at yarışları ile ilgili bir programda eski jokeylerden biri anılarını anlatırken şöyle demişti: "Koşunun birinde hangi atı birinci yapacağımıza kararlaştırmıştık ne var ki bu ata binen binici acemiydi. Benim bindiğim at ise yarışın favorisiydi. Ben son düzlüğe çıktığımda grubun önüne geçtim ve benim atım çok rahattı. Kesin birinci gelirdi. Kararlaştırdığımız at gelene kadar birinciliği kimseye kaptırmadım. Son metrelerde kazanacak olan at yanıma geldi, tam beni geçeceği anda binicisi kamçısını düşürmüş olduğunu söyledi. Kamçımı da ona vererek beni geçmesini ve birinci olmasını sağladık."

Hiç çekinmeden itiraf ediyor.

Ayrıca bir de doping olayı çok yaygındır. Beygir diye tabir edilen yaşlı bir ata doping verip koşuda sürpriz olmasını sağlıyorlar. At diskalifiye oluyor ama yarıştan 15-20 gün sonra tahlil sonucu bildiriliyor. Olan yine bu kumara umut bağlamış vatandaşa oluyor. Çünkü yarış günü birinci gelen dopingli olduğu bilinmeyen ata göre ikramiye dağıtılmıştır. Atın diskalifiye olması at sahibi açısından kazançtır. Çünkü bu ata göre büyük paralarla bahis oynamış ve bahisten diskalifiye olacak atın değerinden misli kere misli paralar kazanmıştır.

Görüldüğü gibi tüm hileler ve entrikalar vatandaşın cebindeki üç beş kuruşu çarpabilmek için oluşturulmuş bir tuzaktır.

Bu tuzağa düşenler ise yine yoksul emekçilerdir.” (Sol Aylık Siyaset, Sanat Kültür, Mart, 2003)

Kumardan yakınanlara da uzman görüşlerini aktarıyorum.

KUMAR BAĞIMLISININ KARAKTER ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

1. Gerçekliği kabullenmede zorlanma ve isteksizlik. Bu nedenle de hayali bir kumar dünyasına kaçış.

2. Duygusal güvensizlik. Kumar bağımlısı olan kişi, kendini sadece kumar oynarken duygusal açıdan rahat hisseder.

3. Olgunlaşmamışlık. Hayatta çaba göstermeden iyi olan her şeye sahip olma isteği kumar bağımlılarında görülen ortak bir özelliktir.

Ayrıca, kumar bağımlısı kişi önemli bir birey sayılmak ve güçlü hissetmek adına çok büyük bir dürtü besler. Başkalarının kendisini görmelerini istediği gibi olmak için çok çaba sarf eder

KUMAR OYNAMA DÜRTÜSÜNÜ ÖNLEMEK İÇİN BAĞIMLILARA ÖNERİLER

1. Kumar oynanan kurumlardan uzak durunuz. Bunlara internette kumar oynanabilen siteler de dahildir. Kumar ile ilgisi olmayan veya kumar ile ilgili ürünler satmayan dükkânlardan alışveriş ediniz.

2. Size kumarı hatırlatabilecek hiçbir şeye bakmayınız. Bunlara gazetelerde de görebileceğiniz yarış programları, casino reklamları, piyango biletleri de dahildir.

3. Kumarla ilgisi olan kişilerle ilişkiye girmeyiniz. (Arkadaşlarınız veya aile üyeleri de buna dahil olabilmektedir.)

4. Kumar üzerine yapılan tartışmalara girmekten kaçınınız.

5. Üzerinizde günlük ihtiyacınızı karşılayabilecek kadar para bulundurunuz. Kredi kartları ve ATM kartlarını kullanmayınız.

6. Tutumunuzu değiştiriniz. 'Kumarı bırakmayı arzu ediyorum' ve 'Kumar oynamayı bırakmak zorundayım' gibi cümleler arasında dünyalar kadar fark vardır. Düşünün. Eğer Bir şeyi yapmak mecburiyeti hissederseniz, büyük olasılıkla o şeyi yapmak istemeyeceksinizdir.

7. Davranışınızı değiştirin. Adsız Kumarbazlar üyeleri, öfke, sabırsızlık, tembellik ve kendine acıma gibi duyguların, kişileri tekrar kumar oynamaya ittiğini rapor etmişlerdir. Perhizi sürdürebilmek için, negatif alışkanlıkları, sağlıklı olanlarıyla değiştirmek en önemli unsurdur.

8. Vücudunuzu fiziksel açıdan iyileştirmeyi dikkate alın. Denmiştir ki, 'Vücudunuza özen gösterin, zihin onu takip edecektir.' Eğer bağımlı kumarbazlık, zihnin bir problemiyse, bağımlı kumarbazın fiziksel durumunda iyileştirmeler yapması mantıklı olacaktır. 'Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' deyişini hatırlayın.

Son Söz; Altılı Ganyan reklamları ilgililer tarafından ivedi olarak ele alınmalıdır…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2156
Kayıt tarihi
: 31.01.07
 
 

Merhaba, Yıllardır okumaya ve yazmaya çalışıyorum.  'Blog' teknik olarak yazı ve fotoğraflarımı i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster