Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Gülüm Çamlısoy

http://blog.milliyet.com.tr/

05 Şubat '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
84
 

Altın kızlar

Altın kızlar
 

Üç farklı dünya idi onlar: Birbirinden farklı dünyalarında, farklı farklı düşlerin peşindeyken, yolları kesişmişti burada.

Kendilerine has tarzları, kendi ailelerinden gelen yerleşik görüşleri ile üçü de ayrı çizgideydi adeta. Kaderleri de, kederleri de, hâsıl olan sevinçleri ve üzüntüleri de kendi içinde bağımsızdı. Ve aniden bağlandılar birbirlerine hiç beklenmedik bir anda; her ne kadar bağımsız ruhları egemen olsa da ayrı ayrı. Çünkü onları bir araya getiren evrensel bir dildi: Birbirlerine duydukları sevgi idi ortak dilleri; kör olası sevgi, işte aynı durakta bir araya gelmişlerdi.

Ne varsa içlerinde biriken; öfke, hüzün, mutluluk, kahır ya da çaresizlik, artık tek yürekte geliyordu dile. Bir dairenin merkezinde, aynı pergelin hükmüne girmiş ve tutunmuşlardı birbirlerine.

Önceleri bilip bilmeden görmezden gelmişlerdi aynı dünyaya ait olduklarını. Birbirine teğet geçen hayatları kısa süre içinde aynı paralelde seğirtmeye başladı hem de hiç beklenmedik bir anda ve şekilde. Yoksa çekilmezdi yürüdükleri yol. Öyle ya; disiplin açısından eğitim gördükleri okulun bir eşi yoktu onlara göre; bir de içinde bulundukları gelişim süreci göz önüne alınırsa, hayli zorlandıkları bir gerçekti.

Seneler miydi onları bir arada tutan diğer etken yoksa başka şeyler de mevcut muydu; bunu asla sorgulamadılar: Sadece paylaşımları ve bir arada bulunmalarından aldıkları haz önemli idi. Kim bilir, için işinde başka neler vardı… Akıllarına bile gelmedi, en azından bunu göz ardı ettiler; her ne kadar bariz olsa da…

Paylaşımları had safhadaydı. Henüz isimlendiremedikleri hayalleri vardı ve farklı bir seyir halindeydi her biriniki. Aşkları başkaydı, beklentileri uzaktı birbirinden ama bu asla ve asla onların dostluğunu zedelemedi.

Bir rüyaydı aslında yaşadıkları. Ergen yıllarının bir iz düşümüydü onların gönüllerinin baharında. Geliştirdikleri bu kutsal bağ onları efsunlamıştı adeta. Ne de çok seviyorlardı birbirlerini.

Görünürde ayrılmaz olan bu üç arkadaşın hiç mi hırsı yoktu, hiç mi kapris yapmıyorlardı birbirlerine; ya çekememezlik ne boyuttaydı. Aslında dile gelmeyen çok şey vardı ama hiç biri itiraf edemiyordu yaşanan olumsuzlukları ya da görmezden geliyorlardı birbirlerine olan saygı ve sevgilerinden. Eğer ki içlerinden biri dile getirse, bir şekilde kamufle ediliyordu bu olumsuzluk. Yeteri kadar dış güçlerin muhalefeti zaten zarar verirken, bir de içten yıpranmayı kaldıramazlardı. Olması gerektiği gibi kenetlenmişlerdi birbirlerine. Ve yıllar boyunca asla gündeme gelmedi söylenmesi gereken ama bilip sakladıkları gerçekler.

Hiçbir zaman ayrılmayacaklarına dair ant içmişlerdi. Sözleri vardı birbirine. Ama…

Ve gün gelip, diplomalarını aldılar. Her biri farklı yönlere savruldu. Sistem bunu ön görüyordu ne yazık ki. Başlarında esen kavak yelleri artık nihayete ermişti. Gerçek hayatın içinde buldu her biri kendini.

Okul bitmişti ya sevgileri…

Esaret sona ermişti ve her biri özgürlüğüne kavuşmuştu.

Söylemesi zor ama artık ortada ne menfaat kalmıştı ne de zorunluluk. Yoksa sevgi diye algıladıkları gerçek dışı mıydı, peki o zaman neydi onları bu kadar yakınlaştıran. Eğer duyumsadıkları sevgi ise nasıl sona ermişti birdenbire, akıllara ziyan…

Bölük pörçük bir araya geldiler ama her şey o kadar farklı bir seyir izliyordu ki. Ne yazık ki her şey geride kalmıştı. Neredeydi birbirlerine verdikleri sözler, hani hiç ayrılmayacaklardı, hani bu kutsal bağ ebediyen devam edecekti…

Kısaca bir dönem daha yaşanıp bitmişti. Hayat yine yapacağını yapmış ve koparmıştı onları birbirinden. Öyle ya, hepsinin hayali, karakteri, düşünce yapısı farklı farklı idi.

Kabullenmek zor ama her güzel şeyin bir sonu olduğu gerçeği burada da işlemişti.

Şimdi hepsi kendi dünyasında kendi hayatlarını yaşıyorlar. Bir zamanların bu ayrılmaz üçlüsü, damgalarını vurmuşlardı dönemlerine: Onlar ‘’Altın Kızlar’’dı. Birbirlerine olan sözlerini ne yazık ki tutamadılar. Sebebi ne olursa olsun, anılar özeldir, naiftir. Tertemiz duygular saklıdır yaşanmışlıklarda ve bunu hiç kimse kirletemez, zedeleyemez. En azından dostluk, sevgi ve geçmişe olan saygıdan dolayı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 125
Kayıt tarihi
: 22.08.13
 
 

Yazmaya gönülden sevdalı, kendini her daim geliştirmeye çalışan, öğrenci ruhlu biriyim. Mesleğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster