Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '20

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
35
 

Altın Oranı

Altın Oranı nedir?

 

Altın Oranı

Allah'ın Tayin Ettiği Ölçü

 

 

 

Altın Oran nedir dediğimizde;

“Matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır” denilmektedir.

 

Tarihte ilk başlarda, Mısırlılar ve Yunanlılar’ bu konu da çalışmalar yapmışlar.

Öklid, milattan önce 300'lü yıllarda yazdığı “elementler” adlı tezinde “ekstrem ve önemli oranda bölmek” olarak altın oranı ifade etmiş.

Mısırlıların Keops Piramidinde, Leonardo da Vinci’nin “İlahi Oran” adlı çalışmada sunduğu resimlerde kullanıldığı bilinen altın oran, “Fibonacci Sayıları” olarak da bilinmekteymiş.

 

Orta Çağ’ın en ünlü matematikçisi olan İtalyan kökenli Leonardo Fibonacci, birbiri arasında ardışık ilişki ve olağanüstü bir oran bulunduğunu iddia ettiği sayıları keşfetmiş ya da diğer bir görüşe göre de Hint-Arap medeniyetinden öğrenmiş ve Avrupa'ya taşımış. Evrendeki muhteşem düzenle birebir örtüşen bu sayıları keşfetmesi nedeniyle, altın orana da adının ilk iki harfi olan “Fi” (?) sayısı denilmiş… 

 

Bir yapı ya da sanat eserinin altın orana yakınlığı, onun aynı zamanda estetik olarak güzelliğinin bir ölçüsü olarak kabul görmüş.

 

Bir doğru parçasının (AC) Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde,

Bu doğru öyle bir noktadan (B) bölünmelidir ki; 

Küçük parçanın (AB)

Büyük parçaya (BC) oranı,

Büyük parçanın (BC) bütün doğruya (AC) oranına eşit olsun. (alıntı) 

 

M.Ö. 500'lü yıllarda yaşamış olan Pisagor,

“Bir insanın bütün vücudu ile göbeğine kadar olan yüksekliğin oranı ile, bir dikdörtgenin uzun ve kısa kenarlarının oranı birbirine eşittir. Çünkü, bütünün büyük parçaya oranı, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşittir”demiş.

 

Altın oranı sadece vücudumuzda mı var?

Hayır, gözümüzün gördüğü her yerde varmış.

Dahası, hiçbir şey, başıboş, gelişi güzel, plânsız, programsız, rasgele, ölçüsüz ve tartısız değilmiş.

Allah’ın büyüklüğü karşısında insanı dili tutuluyor. Konuşmak gibi yazmak bu tür olaylarda zor oluyor.

Kâinatta her şeyin bir Altın Oranı varmış.

 

Altın Oranı, yeryüzünün sanat ve güzellik ölçüsüymüş.

Sanata dair yapacağınız her şeyde Altın Oranı olmalıymış.

 

Elbette insan, kâinatta yaratılmış en güzel şey.

Ve biliyor musunuz? Çağlar boyunca sanata gönül verenler, tasarımlarını yaparken insan bedeninden ilham almışlar.

Burada birkaç detay var ki, inanın okuduğumda şaşkın mıyım, hayretle mi karşıladım bilmiyorum.

Bakın bir yerde şöyle yazıyor

 

“İnsanın eliyle ürettikleri, eliyle kıyaslandığında son derece kaba ve ilkel kalır. Bu harikulade eser, estetik ve fonksiyonel kıvrımları arasında ALTIN ORAN'a sayısız örnekler saklar.”

 

Pisagor, bir insanın bütün vücudu ile göbeğine kadar olan kısmın oranına dikkat çekiyormuş.

Göbek ile ayaklar arasındaki mesafeyi 1 birim sayarsanız, insanın boyu 1, 618'e denk geliyormuş.

Ve bu oran hiç değişmezmiş.

Göbek ile başın en üst noktası arasındaki mesafe ile, omuz ve baş ucu arasındaki mesafenin birbirine olan oranı da 1, 618’miş.

Göbek-diz arası, diz-ayak ucu arasındaki mesafeden, yine 1, 618 oranında büyükmüş.

 

İDEAL bir insan yüzünün ölçüleri hem bilim insanları tarafından hem de sanatkârlar tarafından belirlenmiş. Kişiden kişiye, değişen genetik farklılıklara rağmen, genel olarak insan yüzünde, ALTIN ORAN kendini gösterirmiş.

Yüzün boyu ile genişliği,

Ağız boyu ile burun genişliği,

Gözbebeklerinin arası ile kaşlar arasındaki mesafe,

Üst çenedeki ön iki dişin enlerinin boylarına olan oranı, hep ALTIN ORAN'ı veren değerlerdeymiş.

 

Birde altın oran sarmalları vardır ki anlatılmaz açıkçası izlenir.

Ayçiçekleri, kozalaklar, salyangozlar, DNA zinciri, Natilus başta olmak üzere denizlerde yaşayan pek çok yumuşakçanın kabukları...

 

Her birinde altın orana göre yaratılmışlar ve altın sarmal formunu asla bozmadan büyürlermiş.


"...Rabbim, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz." (Enam, 80)

 

 

Bilinmezleri bilmeye devam…

 

 

 

Nazan Şara Şatana

 

 

 

 

Kemal Alkan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1580
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4792
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster