Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
348
 

Ama ben zaten çocuğum.

Ama ben zaten çocuğum.
 

 Küçük kız o yıl 8 yaşını bitirmişti. İlk okula erken başladığı için yaşıtlarından bir üst sınıfa gidiyordu.Okula erken gitmeyi kendisi istemişti. O yıl ilkokul birinci sınıfa beş yaşını bitiren çocukların kayıt olabileceğini televizyonda izlediği an oturduğu koltuktan fırlamış ve 'Ben okula gideceğim, başarılı olacağım .'diyerek büyüklerini şaşırtmıştı. Büyükleri aynı şaşkınlığı bu küçük , çelimsiz çocuğun okula başladığında okuma yazmayı sökmekteki azmini gördüklerinde yaşamışlardı tekrar.

 Okula başlamak , okuma öğrenmek küçük kızın hızını biraz frenlemiş ama bir süre sonra tekrar sancıları başlamıştı. Sanki tepesindeki kapağı atmaya çalışan , kaynayan bir çaydanlık gibi içi içine sığmıyordu. İçinde kaynayan ateş bir süre sonra müzik olarak ortaya çıkacaktı.Sadece müzik mi?Dans, resim , hikaye yazma gibi sanatın bütün dallarında çalışmak, çok çalışmak onu çok mutlu ediyordu. Ne güzel yaşıtları sadece oyun oynuyor ve çizgi film seyrediyorlardı.Oysa ki o bebek oynarken duyduğu hazdan daha fazlasını duyuyordu minik kemanı ile işittiği ve hissettiği ezgileri çıkartmaya çalışırken. Evet ilk okula başladıktan sonra, ailesine yaptığı baskılar sonucu Konservatuar sınavlarına girmiş ve keman bölümünde okumaya hak kazanmıştı.Bu arada müzikle dans etmek de çok güzeldİ. Aynı anda bir başka Konservatuarda bale bölümüne de devam ediyordu.Boş kaldığı zamanlarda ise hikaye yazmak ve resim yapmak en büyük zevki idi. Tek sevmediği yemek yemekti. Boşuna zaman kaybediyordu yemek ve uyku ile. Ama büyümesi ve hoşuna giden bütün bu işleri yapması için  yemesi ve uyuması gerektiğini söylüyordu büyükleri.

  Küçük kız yaşadığı bu tempodan hiç şikayetçi değildi. 8 yaşında ilk okul dördüncü sınıfa gitmek, haftada iki gün bale yapmak, keman ve solfej derslerine gitmek ve bir de üstüne eve gelip keman çalışmak ona hiç yorucu gelmiyordu. Belki onu bütün gün o okuldan bu okula taşıyan annesi onun gibi düşünmüyor olabilirdi. Bazen annesine acıyordu. Ne güzel başkalarının annesi misafirliklere giidp çay içerken onun annesi yağmurda, soğukta sokaklarda, vapurda onu dersten  derse koşturuyordu.

 Keman çalışırken, bale yaparken,duyduğu hazzı hikaye yazarken ve resim yaparken de duyuyordu. Gerçi yaptığı resimleri bazen büyükleri şaşkınlıkla izliyordu ama olsun. Bir keresinde bir hayvan resmi çizin diyen öğretmenine çizdiği resmi uzatınca öğretmeninin yüzündeki şaşkınlığı unutamıyordu. Tabii şaşırırdı öğretmeni. Mor hotozlu, gözlüklü horozu kim görse şaşırırdı. Neden olmasın. Gözlüklü horoz olmaz mı. Belki o da büyük annesi gibi yaşlanmış ve iyi göremiyor olabilirdi.

  Neyse ki öğretmenleri arasında onun gibi abuk bir çocuğu anlayan ve hoşgörü ile yaklaşan kişiler de vardı. Gerçi keman öğretmeni  için aynı şeyi düşünemezdi. Öğretmeni onu çok üzüyordu. Her ders ona sert davranıyor, ağlatıyordu.Bu sert davranmalar dersini iyi çalışmadığından, kemanını iyi çalamadığında olsa çaresini bulacak, daha fazla çalışıp öğretmenini  bir daha hiç kızdırmayacaktı. Ama öğretmeninin ona niye kızdığını bir türlü  anlamıyordu. Bir gün annesi ile babasını konuşurken duymuştu. Annesi öğretmenine  'Kızıım sizi üzüyor galiba ona sert davranıyorsunuz.'diye sorduğunda öğretmeni 'Hayır üzmüyor. Ama o kadar  güzel şeyler yaptı ki birden havaya girip, şımarmasın diye ben ona sert davranıyorum.'demişti. Bu cevabı duyunca çok üzüldü. Zira o hiç şımarık bir çocuk olmamıştı ki.

  O gün annesi ile okul alışverişine çıkan küçük kız yolda bunları düşünüyordu. Yaz tatili bitmiş okullar açılacaktı. Gerçi o keman eğitimine başladığından bu yana doğru dürüst tatil yapmıyordu. Adadaki evlerine sadece hafta sonları babası ile gidiyorlar ve hafta başında şehre dönüyorlardı. Keman öğretmeni kemanı yaz aylarında bırakmaması , çalışması gerektiğini söylemişti. Bu arada dersler de devam ediyordu. Küçük kız hiç şikayet etmeden bütün hafta sıcak , havalandırma kanallarında farelerin dolaştığı Konservatuar odalarında tek başına keman çalışıyor, yaşıtları adada denize girerken ter içinde mücadele ediyordu. Oysa onun hiç şikayeti yoktu. Kemanını, müziği öyle çok seviyordu ki. O en çok annesine acıyordu. Deniz kenarında oturacağına Konservatuarın pis merdiven altlarında onun dersten çıkmasını bekliyordu.

 O gün okul alışverişi çok güzel geçti. Annesi ona yeni önlük , yaka aldı. Gerçi bu sene önlüğün mavi olacağını duyunca çok sevinmişti. Siyah önlüğü hiç sevmiyordu. Ama bu son anda ertelenmiş ve gene  siyah önlüğe kalmışlardı. Annesi ona yeni çanta  ve yeni beslenme almıştı. Bir de su matrası tabii. Su matrası o kadar güzeldi ki. Sallayınca üzerinde ayıcıklar oynuyordu. Yolda bindikleri dolmuşta hep su matrasını salladı içindeki ayıları seyretmek için. Aynen Ayı Bobo gibi diye düşündü.

  Akşam babası işten gelince hemen aldıklarını göstermek üzere koştu. Önlüğü, çantası, beslenmesi ve matarası ile odaya girdiğinde babası onun haline gülmemek için kendini zor tuttu. Büyük bir keyifle aldıklarını tek tek babasına gösterdi. İçinde ayılar sallanan matrasını en sona bırakmıştı. Sanırım babası  bu matraya bayılacaktı.

  Babası bütün aldıklarını çok beğendi. En son matraya şöye bir baktı ve içinde sallanan ayıları görünce dudak büktü. Babasının dudak büküşüne  çok bozulan küçük kız onun bir de 'Çocuk İşi bu matra.'sözünü duyunca ağladığını göstermemek için odasına kaçtı.

  O gece her zaman  olduğu gibi günlüğüne o gün olan olayları yazan küçük kız  keman dersini, öğretmeninin gene kızdığını, annesi ile çıktıkları okul alışverişini, yeni önlüğünü, çantasını yazdı. Yeni aldıkları ayıcıklı matrasını ne kadar sevdiğini ve babasının söylediklerini yazdıktan sonra yazısını şu sözlerle bitirdi.

  Ama ben zaten çocuğum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne kadar güzel tebrik ediyorum sizi ve kızınızı çok takdir ettim sevgiler size

Mavianne 
 07.10.2013 11:21
Cevap :
Kzımın öyküsünü Milliyet blogdaki ilk yazılarımdan veya kendi blogumundan görebilirsini.Uzun ve çok meşakkatli bir yoldan geliyoruz.Sevgi ve selamlarımla, Hürlist ve Bumarang da 'Ben bir Kemancı Annesiyim 'adlı blogum.  07.10.2013 16:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster