Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
159
 

Ama hangi yaşamak?

Ama hangi yaşamak eğer ki, üzerinde yaşadığım dünyada sen yoksan? Senin olmadığın bir şehirde güneş doğuyor olsa da, günüm karanlık benim. Benim güneşim sen iken ve sen benim içinde olmadığım başka bir şehirde doğuyor iken, hangi hayattan söz edebilirim ki ben? Bunun adına “yaşamak” deniyorsa eğer, cehennemi yaşamaya gerek yok sanırım. Çünkü en büyük cehennem “sensizlik” olsa gerek…

Ama hangi yaşamak eğer ki, sonu olmayan başlangıçlarda seni arayıp da bulamıyorsam? İçinde yaşadığım şehirde bir yabancı misali kayboluyorsam…

Ve her sokağında bir çıkmaza girip yeni bir çıkış yolu arıyorsam…

Her çıkmazda bir karmaşanın; her karmaşada bir çatışmanın içinde kalıp her defasında ölüme mahkûm oluyorsam…

Bu, hangi yaşamak?

Bu satırları sana ithafen kaleme alıyordum bir zamanlar. Henüz sen dahi ortalarda yok iken. Senin bir gün, çat kapı çıkıp gelme ihtimaline karşı belki de bir hazırlık aşamasıydı bu. Ve bugün, sen çıkıp da geldin ve ben, küçük bir değişikliğe gidip zamanlar arası yolculuğumda geçmişi geride bırakıp bugüne adım attım adeta, sadece seninle. Ve şimdi değiştiriyorum tüm cümlelerimi ve artık geçmiş zamanı kendi dünyasında bırakıp, şimdiki zamana geçiş yapıyorum seninle ve seni yaşadığım her anımda, tüm soru işaretlerini söküp atıyorum hayatımdan.

Bu satırları sana ithafen kaleme alıyorum bugünlerde. Tüm olasılıkları geride bırakıp içinde gerçekleri barındıran, belki de olasılıksız anlara doğru hiç bitmeyecek bir yolculuğa çıkıyorum seninle. Adeta bir ömür sürecek kadar uzun, belki de aklımızın dahi almayacağı ve hayal gücü sınırlarımızı aşan bir yolculuk olacak bu.

Kâinatın en bilinmezine doğru…

Tüm sırlarını keşfetmek istercesine…  

Hiç durmadan…

Usulca…

“İçinde seni barındırıyor bu şehir, tıpkı benim seni içimde barındırdığım gibi.”

Zamanın duruma göre durmaya ya da su misali akmaya başladığı bir noktada başlar sevda. Bazen açık bir renk iken, bazen de koyu bir karanlıktır. Çözülemeyen bir karmaşa olabileceği gibi, basit bir denkleme de dönüşebilir hayat. Çözüm başucumda durmaktayken sevdanın rengi, beni çok uzaklara sürükleyivermiştir, ben farkında dahi ol(a)madan. Sevdanın rengi tüm melodileri ile bir ahenk oluşturup, çıkıyorsa bir yerden tadı sevdanın,  "yaşamak" denen şey bu olsa gerek. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1355
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster