Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
2759
 

Ama şehir aynı müthiş şehir!..

Ama şehir aynı müthiş şehir!..
 

İşte bir Cumhur Aygün karesi!..(www.izindeyiz.net'ten alınmıştır)


Bir müthiş gün,

Bir müthiş tarih daha

Ama şehir; aynı müthiş şehir!..

Farkındaydık, 10 Kasım’da bir tarih daha yazacak ve  etimizle, kanımızla, canımızla ille de aklımız ve  yüreğimizle “Atatürk profili” oluşturacaktık.

Etkinliğimiz için sabah onda başlayacaktı kayıtlar, ben de o saate nasılsa yetişirim hatta biraz erken giderim  rahatlığındayım, otobüste, yolda, kuaförde, şarküteride… gidecekleri  duyunca aydım!.. Sabah erkenden kalktım, dokuzu beş geçe Cumhuriyet meydanında olmayı planlıyorum bu kez ya planım tutmadı. Nerden bilebilirdim ki bir cumartesi sabahı erkenden herkes yollara düşecek, trafik Konak’a doğru iyice sıkışacak ve sonrasında da adım adım olacak!.. Ve ben ilk defa, trafik sıkışık diye sıkıntıdan patlamayacak, tam aksine gülümseyeceğm. Siren sesleri başladığında nerdeyse birkaç adım kalmıştı meydana ama ulaşmak ne mümkün! Zamanı durdurmak ne mümkün?.. Ama durdu  zaman, durdu bütün araçlar, herkes arabaların arasında ve saygı duruşumuz…

Ardından kalabalıklardayım; kalabalık aynı kalabalık;

“Ellerinden tutulan ya da omuzlarda taşınan; çoluk çocuk,

evlat torun,

bebek, anne,

nine, dede,

yürüyen, yürüyemeyen…

Bütün İzmirlilerle doluyduk!..”

Bu kez kalabalıklar kayıt derdinde ben daha da derdinde,  koşarak gittim ve o da ne müthiş güne yaraşır müthiş bir kalabalık! “Eyvah” dedim yoksa 2400’den biri olamayacak mıydım? Sıra bana geldiğinde ki bir saate yakın bir zaman geçti, gerideki kalabalık sıra artmış hiç eksilmemişti. Adımı yazdılar, giysilerim siyah mı baktılar ve “kabul” dercesine koluma “izindeyiz” yazısı bastılar. “Tamam” dedim, 2400’deyim. Koşarak  esas  sıraya gittim ve yine “eyvah” dedim. Bu; “Eyvah, 2400 e girebilecek miyim?” kaygım bir saat kadar sonra bize bilgi veren  görevlinin açıklamasıyla son buldu ama yine inanamıyorum. Çünkü ilk defa bizi kızdırmayan hatta gülümseten bazı açık gözlülükler oluyor ve sıramız giderek kalabalıklaşıyor. Ve bizler de kalabalıklaşıyoruz; sanki yıllardır ahbabız, delikanlıyı beyaz spor ayakkabıların üzerine giymek için siyah poşet torba almaya yolluyoruz, renkli hırkaları, çantaları alsın diye kardeşe telefon açıyoruz ama o gelemiyor hep birlikte endişeleniyoruz “Şimdi ne yapacağım ya almazlarsa” diye ve birden  kızımız geliyor aklımıza rahatlıyoruz. Sonra sırada bekleyen annemiz; aslında anneanne, uzun süre ayakta duramayacağı için hakkından vazgeçiyor, hemen yanı başımızdaki banka oturur oturmaz çantaları, hırkaları yanına yığıyoruz; artık hazırız! Hem de çok hazırız!

Saatlerdir süren sıradaki bekleyiş az sonra yerini Cumhuriyet meydanındaki bekleyişe bırakıyor ya artık umurumuzda mı beklemek; profildeyiz!

Son derece iyi organize olunduğu her adımda belli olan alanda bir  delikanlı aralarda dolaşıp kontrolleri yaparken “nerdeyiz” deyişime şaşkın şaşkın “İzmir”deyiz" diyor, hep birlikte hem ona hem kendime gülüyoruz. “Profilin neresindeyiz?" diyorum; şakak kısmındaymışız. Süre uzun, su dağıtıyorlar ve çekimden önce bütün şişeleri, yerlere düşen kağıt parçalarını toparlıyorlar, "gözlükler cebe, bakışlar karşıda asılı bayrağımızda, yerdeki numaramızın üzerinde saygı duruşundayız" uyarılarıyla hazırlanıyoruz. Ve az sonra  yapılan anonsun ardından  duyuyoruz ki helikopter çekimdedir. Adeta nefes almıyoruz, yapılan anons dışında duyulan tek ses helikopterin yakınlaşıp uzaklaşan pır pır ları değildir,  yüreğimiz de eşlik ediyor ve birkaç kez dolanıyor  meydanı pır pırlar. Birden el sallamaya başlıyoruz çünkü "çekim bitti" dercesine el sallıyor bize sevgili fotoğrafçımız  ve alkışlıyor bizi biz de hem kendimizi hem de bu sahneyi ölümsüzleştiren onu.

Sonra bir insan seli, bir sevgi seli, her üzerinde “profil” tişörtü olanın birbirine ve etrafına gururla bakışıyla “biz ayrıcalıklayız artık” duruşuyla ayrılıyoruz. Geride bir müthiş kalabalık, yüreğimiz ve aklımızla kalabalıklarda kalıp yürüyoruz…

Konak belediye başkanı sayın Hakan Tartan, çekimleri düşünen ve gerçekleştiren sayın Cumhur Aygün ve finansı sağlayan Kulalı turizm ile iletişimizi sağlayan www.izindeyiz. Net’e, ille de adsız emekçilere teşekkürlerimiz,

Ve bizi yıllar sonra hala birbirimize bağlayan,  bugünümüzü aydınlatana saygılarımızla…

Ve, unutmadık, farkındayız, değil dün daha bugün şehit olan 17 askerimize saygılarımızla; ruhları şad olsun!..

 

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tebrik ediyorum böyle muhteşem fikirlere başkoyanları, "Mustafa Kemal Atatürk bir düştü, O'nuda sadece Türkiye gördü" söyleyeni anımsayamasam da bu söz daima başım üstündedir. Yorumlar ve anımsatılanlar şahane sizin bizi bu güzellikle buluşturmanız da öyle çok teşekkürler eiyorum. Muzaffer Cellek (Ört ki ölem) hocamıza rahmetler diliyorum bir ON Kasım arifesinde size sevgilerimle

Cemile Torun 
 01.11.2019 10:50
Cevap :
Çok teşekkürler katkınız için. Sayenizde o muhteşem günü tekrar yaşadım. Yazımı okudum tekrar ve önerildiğinden o kadar emindim ki!.. Ve birlikte anılar oluşturduğumuz sayın Cellek... Huzur içinde uyusun; mavilerde.  05.11.2019 20:16
 

Tandoğan, Gündoğdu inliyor, haykırıyor. Marşlar, türküler, şarkılar… Cumhuriyetin coşkusu yüz binlerce yürekte ahenk ahenk müzik oluyor, kulaklarda en ücra köşelere kadar dalga dalga yankılanıyor. İstiklal marşı, Onuncu Yıl marşı hep bir ağızdan ayakta büyük bir coşkuyla okunuyor.”Dağ başını duman almış/Gümüş dere durmaz akar…” Köroğlu bile söylenir bu meydanlarda”Ok atılır kalasından/Hak saklasın…” Edip söyler ”Çocuklar inanın. İnanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz…” Göbek havası mı sandın bunları behey sersem! Bunlar yok olan bir milletin kurtuluşunun türkü olmuş simgesi, destansı haykırışlarıdır. Yer gök kırmızı. Dalga dalga bayrak denizi. Behçet Kemallerin altın saçlı mavi gözlü ilahı, büyük kurtarıcı omuzlarda taşınan dev resminde sanki hemen oradan inip on binlerin arasına katılacakmış gibi öylesine canlı askerlerine gülümsüyor. Bir devre adını yazan, yok olmuş bir milleti yeniden diriltip ayağa kaldıran Selanikli Mustafa sanki “Daha ben ölmedim” diyor.

Kerim Korkut 
 05.01.2013 9:21
Cevap :
Kerim Bey, çok teşekkürler katkınız için. Blogtan uzak kalınca gelen yorumları görmediğim gibi, blog haberlerinin geldiği postalarıma da bakmayı unutuveriyorum. O yüzden bu gecikme. Aydınlık şehrimden selamlarımla.  13.01.2013 12:23
 

Burada entel yok. Zengin, sosyete, Tarabya, Etiler, Kordon, Bornova, Kadifekale yok. İşte şu uzun saçlı küpeli genç diskodan gelmiş icabında nolacak? Sen biliyor musun bu karagözlerdeki acılı bakışların hikâyesini? Söyleyim de hafife aldığın için utan. Bu genç, namusunu, şerefini korumak için Yunan çizmeleri altında ölmeyi seçen (toprağı cennet olsun) Mehpare hanımın torunu. Şimdi Gündoğdu Meydanı’ndan Ege’nin mavi sularına bakarken yüzünü bile görmediği, albümdeki eski yırtık siyah beyaz resminden bildiği rahmetli babaannesinin ruhuyla buluşuyor.

Kerim Korkut 
 05.01.2013 9:21
 

Kalabalık sayıyla olmaz. Coşku yoksa inanç yoksa dünya bir araya gelse mahşer kurulmaz. Gözlerimiz aptal olmuş, bakışlarımız şaşkın. Bir görüyoruz on, on görüyoruz yüz oluyor, bin oluyorlar. Sanki bir devrin ölümsüz şehitleri de tarihin sayfalarından fışkırıp Tandoğan’a doluyorlar. Şair yazamaz. Ressam çizemez. Bu okyanus dalgaları gibi yalpalayan mahşeri kalabalık, kırmızı beyaz bayrak denizi Anıtkabir’e, Dolmabahçe’ye, Samsun’a ışıklar yolluyor şimşek hızında. Bu ışıklar anlayan için dostların kalbinde umut, düşmanların yüreğine ok gibi saplanacak “Cumhuriyet kararlılık mesajları” dır. ”Biz her zaman buradayız. Gerektiğinde Ulubatlı Hasan, Tek Kollu Bayram, gerektiğinde Nene Hatun, Kara Fatma’yız” İşte şurada bayrak sallayan Kadıköylü emekli öğretmen Fatma Aliye hanımın annesi, Halide Edip’in Sultanahmet mitingine katılmış. Yüz binlerle birlikte Kara çarşafıyla yumruğunu İzmir’e doğru kaldırıp ”Ya istiklal ya ölüm” diye haykırmış.

Kerim Korkut 
 05.01.2013 9:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 2555
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3225
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster