Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1394
 

Ama siz beni anlamıyorsunuz ki!

Ama siz beni anlamıyorsunuz ki!
 

- "Anladın mı?"
- "Ama sen beni anlamıyorsun ki!"
- "Anlamadın galiba. Tekrarlamamı istermisin?"

Günlük hayatımızda en sık kullandığımız cümlelerdir bunlar. İş hayatımızda ya da özel hayatta, anlaşamadığımız konularda ya da tembihlerde sürekli tekrarlar dururuz yukarıdaki örnek cümleleri.

Bize bu şekilde sorulduğunda da ortama göre içimizden yada direkt soranın yüzüne:

- "Ne yani ben aptal mıyım, tabi ki anladım!" deyiveririz, anlamasak bile.

Bunu bir sınama olarak görürüz ve tepki veririz çoğu zaman.

Aynı öğreten ve öğrenci durumunda oluruz bazen. Hiç bilmediğimiz bir konudur ve karşımızdaki kişi bizi biliyor varsayarak anlatmaya çalışıyordur. Anlamaya çalışmak bir tarafa kafamız bildiğimiz konularda bile karışmaya başlamıştır. Sadece bize sorulan bu "anladın mı"ya takılmış da olabiliriz biraz alıngan bir yapıdaysak.

Şu ana kadar almış olduğum birçok eğitimden en çok hoşuma giden konulardan biriydi bu. Şimdi bakıyorum da ilköğretimde oyun şeklinde verilen davranış eğitimlerinde bile ele alınıyor. "Ben-Sen" diyorlar kısaca. Ve bu kavramları yerine göre nasıl kullanacaklarını öğreniyorlar. Bu eğitimlerde " bencillikten" sıyrılıp, "sencilliğe" geçiş tavsiye ediliyor.

Ancak biz bunu genelde üzerine almayı istemediğimiz bir olayda kullanıyoruz. "Sen anlamadın", "sen başlattın", "sen şunu yapmadın" gibi...

Konu başlığımıza dönersek burada, "sen" dilini "ben" diline çevirdiğimizde aldığımız sonuç hemen değişiyor.

"Anlatamadım galiba" dediğimiz anda karşımızdaki kişi yelkenleri suya indirip "aslında ben anlamadım, yoksa siz oldukça ayrıntılı açıklamaya çalışıyorsunuz" şeklinde bir karşılık verir çoğu zaman. Çünkü bu olayın anlaşılmamasındaki suçlu konumundan çıkmıştır. Kendisine dolaylı olarak ithaf edilen bir sıfat da yoktur. İşte bu noktada aradaki gerginlik yumuşayıp, anlaşma platformu oluşturulmaya başlanır.

Uzun yıllardır insanlar üzerinde bu iki yaklaşımı denedim. İnanın karşınızdakini suçlamaktan vazgeçip, o sırada parmakların çoğunun aslında kendinizi gösteriyor olduğunu fark ettiğinizde; olaylar istenmeyen durumlara gelmeden toparlanabiliyor.

Parmaklar mı? Pardon! Açıklamayı unuttum galiba…

Karşımızdaki insana suçlayıcı konuşmalar yaparken kullandığımız el hareketi vardır ya.. İşaret hareketi yani: Avucumuz kapalı, işaret parmağımız karşımızdakini gösterirken dikkat edelim, geriye kalan parmaklar da bize dönüktür…

Bilmiyorum, "anlatabildim mi acaba?"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1577
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster