Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '10

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
571
 

Ama yazının sahibi 'köşe sahibi' Ayşe Arman

Ama yazının sahibi 'köşe sahibi' Ayşe Arman
 

 

Evdesiniz.

Size yemek pişirmekle mükellef kişi de yemek hazırlıyor.

Salonda oturuyorsunuz ancak malzemelerin pazardan satın alınmasından, ocakta pişirilmek üzere tencereye konmasına kadar olan tüm aşamalara da şahit olmuşsunuz. Sonra mutfaktan buram buram gelen yemek kokusunu da alıyorsunuz.

Bir süre sonra çağrı belli; yemek hazıııır!

Hemen sofraya. Yemeği yiyorsunuz…Afiyet olsun.

Şimdi bir arkadaşınızın evindesiniz. Sizi davet etmiş ve siz de davetini kırmamışsınız. Kendisi, en az size evde yemek pişiren kadar da güzel yemek yapıyor. Yine salondasınız ancak malzemelerin pazardan satın alınışını da görmediniz, ocakta pişirilmek üzere tencereye konmasını da.

Pişirilirken mutfaktan tüten yemek kokusunu da alamamışsınız hâliyle. Gittiğinizde yemek hazır. Bir süre sonra çağrı belli; hadi sofraya geçelim!.. Çok güzel hazırlanmış bir sofraya oturuyorsunuz…Afiyet olsun.

Bir çok farklı ve bağımsız değişkene bağlı karmaşık süreçleri tek bir sebeple ilişkilendirip kanaat belirtmenin zorluğu bir yana, misafirlikte yediğiniz yemek daha lezzetli, daha keyifli gelebilir.

Giz, gizem, yemeğin nasıl yapıldığını bilmiyor olmanız, yemekten daha keyif almanıza sebep olur. Diğer süreçlere tanıklığınız, büyüyü, efsunu biraz bozabilir.

Benzer şekilde; bir tanıdığız yanındaki parfüm şişesini çıkarıp, görebileceğiniz şekilde güzelce sürünsün. Bir diğer tanıdığınız ise, şu sürünme işini daha önce yapmış olsun ve karşılaştığınız anda o güzel koku zaten üzerinde olsun. O güzel parfüm kokusu dalga dalga ortama yayılsın. Aynı koku ve hatta aynı kişi…Parfüm şişesinden sürünme seramonisine şahit olmadığınızda daha da bir keyif alır hatta bu parfümün adı ne? demeye varan merak bile sarabilir içinizi.

Bazı şeylere şahit olmanız, gizemi büyüyü bozar ve aslında en mükemmel ya da en güzel şey bile size sıradan gelebilir. Bunda, güzelliğin kaynağını tanımak, bazen de yakından tanımak yatar.

Güzel bir özlü sözün altına ünlü bir filozofun adının yazılmasıyla sizde yaratacağı hayranlık etkisi, aynı özlü sözün altına yakın arkadaşınızın isminin yazılmasıyla birden bire bertaraf olacaktır. Oysa ki söz aynı sözdür. Sözün sahibinin bir tanıdığınız olması işin büyüsünü bozabilir, gizemini bertaraf edebilir.

İşte öze değil çerçeveye önem veren insanlar hep bu etkinin etkisi altındadır. Yemeğin tadı ya da harcanan emek değil, pişmiş hâli onları etkiler.

Bazen de tadı ve harcanan emek değil, sadece kimin pişirdiği önemlidir onlar için.

Çok kötü bir yemeği, ünlü bir otelin aşçısı pişirmiş dediğinizde, belki de kusacak gibi olmasına rağmen, ‘hımm müthiş bir lezzet’ bile diyebilenler çıkabilecektir.

Okuttuğum bir yazıya "bu basit ve sıradan bir yazı" diyen bazı kişiler, ama yazının sahibi köşe sahibi Ayşe Arman dediğimde, "haa o zaman başka" bile diyebilmiştir ne yazık ki.

Başka şekillerde var.

İnsanlar yakın çevresindekilerin özel hayatlarını merak ederler ama fikirleriyle pek ilgilenmeyebilirler. Bu da hep o yukarıda bahsettiğimiz gizemle büyüyle ilgilidir.

Bir de; kimilerinin özdeki çekirdekle değil, çerçevedeki şekille ilgilenmesindendir.

Hülâsa; entelektüel ilgi alanları ve tortuları olmayan ortalama kitleler, yakın çevresindekilerin düşünceleriyle, fikirleriyle, oluşturdukları düşünce yapısıyla pek ilgilenmezler. Onlar için çerçeve özden önemlidir çünkü.

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne bu şiddet bu celal?

shalimar 
 23.04.2010 22:41
Cevap :
ele işte:)  23.04.2010 22:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 397
Toplam yorum
: 1353
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1726
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster