Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
359
 

Amaç daha çok okunmaksa; (MB için öneriler-3)

Amaç daha çok okunmaksa; (MB için öneriler-3)
 

Daha az yazmalıyız.
Yanlış duymadınız, aynen öyle.
Da-ha az yaz-ma-lı-yız.
Yatmadı mı aklınıza.
O halde şöyle bir soru sorayım size.
Her biri 100 'er kere okunmuş 10 yazı yazmış olmayı mı tercih ederdiniz?
Yoksa , her biri 300' er kere okunmuş 3 yazı yazmış olmayı mı?
Tabii ki 2. durumu yeğlerdiniz değil mi?
Neden peki?
Apaçık ortada ki; daha 4. yazınızı yazdığınızda,
toplam 1000 okunma sayısını,
yani 1. durumdaki performansı,
geçeceksiniz de ondan.
E bunun 5. yazısı var daha, 6. yazısı var.
Gördünüz mü?
Demek ki asıl gücünüz;
henüz yazmadıklarınızdaymış.
Hep aynı yazıyı yazmadığınıza göre, toplam okunma sayısının yüksek olmasının,
ne anlamı var ki?
Yalnızca kişisel tanınırlığınızı arttırırsınız.
Oysa yazı başına az okunduğunuz için,
yazılarınız amacına ulaşmamış demektir.
Boş zaman kıymetli.
Fırsat buldukça yazıp biriktirmek lazım.
Ama yayına vermenin bir ayarı olmalı.
Ben yayına verme zamanını şöyle belirliyorum,
günceli yazmadıysam eğer.
Diyelim ki toplam 5 yazı yazmışım ve
toplam olarak 1500 kere okunmuşum.
Yani, yazı başına ortalama okunma oranım 300 civarında.
Yeni bir yazı yazdığımda yazı başına ortalama okunma oranım, derhal 250 ye düşecektir.(1500/6)
İşte ben bu yazıyı yazdıktan sonra ortalama okunma oranım yeniden 300' e çıkmadan, yeni bir yazıyı yayına vermiyorum.
Bu aralar, 3 gün beklemek yeterli geliyor.
Yani haftada 2 yazı.
Ancak ben haftada 1 yazı yazmayı istiyorum.
Böylelikle, yazı başına okuma oranım da artarak, 400-500 lere çıkacaktır.
Bu yöntemi , size de tavsiye ederim.
Bu konuda bazı güncel örnek rakamlar vermek istiyorum.
İlk sayfadaki çok okunanlar listesindeki arkadaşların, yazı başına ortalama okunma oranları şöyle:
1)575
2)490
3)1235
4)675
5)500
6)320
Bu rakamlar, MB tarafından verilen, toplam okunma sayısını, toplam blog sayısına
oranlayarak elde edilebildiği için, yayınlamakta bir sakınca olmadığını düşünüyorum.
Yani isteyen herkes bu sayıları zaten hesaplayabilmekte.
Burada 2 arkadaş hariç diğerlerinin yazı başına okunma sayılarının, 500-600 civarında olduğunu görüyoruz. Tabii, bu kadar çok yazmalarına rağmen,
böyle bir ortalamayı tutturmaları gayet başarılı ama, yazı başına çok okunanlar
listesinde üst sıralarda yer almaları mümkün değil.
İçlerinden bir arkadaş çok daha az yazarak çok okunmayı başardığı için,
yazı başına çok okunanlar listesinde de üst sıralarda yer alacaktır.
Ama başka ne cevherler var kimbilir? Örneğin milliyet.com.tr'de okunanlar
listesine baktığımızda aynı ortalamaların daha yüksek olduğunu görüyoruz.
1)1165
2)500
3)1470
4)1060
5)500
6)885
Görüldüğü gibi, çok okunmak, başka bir şey, çok yazarak çok okunmak başka.
Bu bağlamda MB'nin sayın yöneticilerine, bir önerim olacak. Toplam okunma sayısı gibi, yazı başına ortalama okunma sayısı da, belirleyici bir parametre olsun.
Hatta blog yazarları sayfalarına bu sırayla yerleştirilelim. Ortalama en çok okunandan aza doğru. Mükemmel bir otokontrol mekanizması oluşur o zaman.
İlk sayfalara yükselmek, hiç değilse daha arka sayfalara düşmemek için, kılı kırk yararak hazırlarız yeni yazılarımızı. Sonuçta artan şey; kalite olacaktır.
Daha da abartayım blog yazarlarının belli bir kısmı, mesela, ilk 500'ü görünsün yalnızca bu sayfalarda. Diğerleri yazıdan yazıya görünsünler ancak ve çok okunan bir kaç yazı yazıp ortalamalarını arttırmadıkça giremesinler bu listeye.
Girdiklerinde de, yazar sayısının sabit kalması için, listenin en altındakini çıkararak girsinler. Böylelikle hem yazar sayısı teorik olarak sınırlanmayarak herkese açık bir yapı oluşturulmuş, hem de pratikte sınırlanarak, görünen yazar kalabalığının önüne geçilmiş olur.
Çok mu rekabetçi bir yapı oldu? Yarışma gibi ha? O zaman çok okunanlar gibi,
yazı başına çok okunanlar top 10'u olsun bari. Hem unutmayalım ki, hayatın bizatihi kendisi bir yarışmadır.
NOT: Millet neredeyse 1000'î kutlayacak. 80 günde 10 tane yazabilmişim ben.
Bu 10. yazım. İyi. Kutluyorum kendimi, kendi kendime. Hatta gözlerimden öpüyorum. Dalya mıydı neydi, ondan diyorum. 100 mü dalya oluyordu? Dal derim ben de o zaman. Dal ki, bulasın aradığını.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Matematiksel, istatistiki ve mantıklı bir gözlem ürünü..Bu ince hesapları, Blogcularımız tutabiliyor mu? Veya Blog idaresi?Bilinmiyor. Ama siz bu hesapları ortaya koydunuz... Bizlere düşen,şu oluyor:''Her gün'' yazı yazma!..Tükenirsin..Tüketirsin..Aldıran olmadı.Ama,sizin hesaplar ortada...Siz,idareci sınıfında olmalıymışsınız.Bilhassa Blog'larda..Sizden çok istifade ederdik..Tabi,''Nüans'' farkı olmalı...Gördünüz mü?Aylar sonra bu iki eş anlamlı kelimeyi yine bir arada kullandım.Bu kelimeyi en çok rahmetli Genel Yayın Müdürümüz Attila İlhan'la D.İzmir Gazetesinde çalışken,çok sık ondan duyardım.O,''Yanlış yapmaz'' inancında olduğumdan,taaaaa ki,siz söyleyinceye kadar ayılamadım..Ama yine de dediğiniz gibi,iki kelimeyi yanyana kullanmayı çok seviyorum.Nedenini de çözemiyorum...Selam ve sevgilerimle..

Muzaffer Cellek 
 10.03.2007 21:38
Cevap :
Değerli yorumunuz ve katkılarınız için, teşekkürler. Nüansa hiç gerek yok. Fark yeterli bence. Saygılar.  11.03.2007 10:06
 

Ruksan İldan'ın 'blog yazarlarını okumak' yazısı ve sizin bu yazınız. İkisi bir bütün. Ayrı düşünemiyorum. Diyalektik bir MB analizi olmuş. size de teşekkürler

İsimsiz Yazar 
 09.02.2007 23:54
Cevap :
Teşekkürler,saygılar.  10.02.2007 14:16
 

Bence soyle dusunuyorlar; gunluk tutsam benden baska kimse okumayacak. (Gerci gunluge yazdiginiz her seyi, bloga yazamazsiniz ama) Blogta yazayim da birileri ile paylasayim. O gun olan bir olay ya da verilen haber hakkinda bazen avaz avaz bagirmak ve yorum yapmak isteriz ya... Blog yazmak bir nevi desarj olma gibi belki de. Okunursa okunur, okunmazsa da saglik olsun:))) Bu arada benim 24 tane olmus. Bakin benim bloglar sizden fazla iste:))) Saygilar

Tuba 
 09.02.2007 1:06
Cevap :
100'ü de yazarız inşallah. Saygılar.  09.02.2007 9:05
 

Doğmamış çocuğa mektubun sıfır okuru vardır. Gelecekte bir olacaktır. Bunu yapan anne adayları var. Başlıktaki kitabın yazarı Orinana Fallaci, çocuğu aldırdığı için, onun doğmamış çocuğa mektuplarının okuru bizler olduk, yani mektup aslında sahibine ulaşmadı. Gelecekbilim yazanlar için gelecekte veya hangi gelecekte bir okur olacağını bilmek mümkün olmayabiliyor. Gelecekbilimin isim babası alman Fleichtheim'ın bugün İngilizce'de çok az çevirisi var. Ancak, o okurları değil, yazarları etkilediği için, bugünkü 7 milyarı etkiliyor. Aristo da onu okumayan, hatta ismini hiç duymamış milyarları doğrudan etkiledi. Tüm bunları buradaki yazar adaylarının bir tartmasında yarar var.

Reha Ülkü 
 06.02.2007 10:39
Cevap :
Sevgili Reha Bey! Kusura bakmayın ama örnekleriniz hiç olmamış. Aristo,milyarları yazarlığıyla değil,bilim adamı sıfatıyla etkilemiştir.Fallaci ise "Doğmamış çocuğa mektup " u satmayı düşünmeseydi güncesine yazardı herhalde.Bu arada Fleichtheim da kim allahaşkına?Hangi yazarı etkilemiş ki 7 milyarı etkilesin. Saygılar.  06.02.2007 20:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 130
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 2122
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

İzmirliyim ama, İstanbulda yaşıyorum. Elektronik Mühendisiyim ama, ilaveten yazıyorum. Evliyim ama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster