Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '07

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
3714
 

Aman dikkat!

Aman dikkat!
 

Televizyonun çocuk üzerinde etkileri konusunda binlerce makale, yazı ve yorum yazılmıştır bugüne kadar. İnsanları bilgilendirmek ve daha dikkatli olmalarını amaçlayan bu yazıların aileleri birçok açıdan olumlu yönde etkilediğini düşünüyorum. Ancak bu durumun istisna olduğu durumları inkar edemeyiz. Örneğin siz muhafazakar bir ebeveynseniz, okuduğunuz yazılardan ve uyarılardan dolayı çocuklarınızı cinsellik, şiddet ve olumsuz örnekler içeren programlardan uzak tutuyor. Eğer, siz çocuğunun daha küçük yaşlarda aklının dini olgularla doldurulmasını istemiyorsanız ağırlığınızı dini içerikli programlara veriyorsunuz, gibi. Ama burada unutulan veya önemseyen konular ve programlar çocuk için olumsuz etkiler oluşturmaya devam ediyor. "O halde ne yapmamız gerek?" sorusuna şöyle bir cevap vermek yanlış olmaz; Çocuk için doğru ve yanlışı, sizin değer yargılarınıza göre değil olması gerekene göre değerlendirmek gerekir.

Çocuk için, popüler kültür ürünü yarışmalar ne kadar olumsuz etki oluşturuyorsa, sihirli, "sır"lı diziler, şiddet içerikli diziler, cinsel içerikli diziler ve filmler ve reklamlar o derece olumsuz etkide bulunabilir. Ve bu saydığım programlar çocukları farklı açılardan olumsuz yönde etkiler. Örneğin, çocuğun izlediği bir dizide büyülü, sihirli olgular varsa çocuk kafasında aslında olmayan, ancak kendisini zor durumlardan (ödevlerini yapmadığı, evde bir eşyayı kırdığı, arkadaşıyla kavga ettiği zamanlar) kurtaracağını düşünür. Çocuk gayret etmez! Eğer popüler kültürün ürünü yarışmaları bolca izlerse, o zamanda kolay yoldan meşhur olma adına her yolu mübah sayma ve "Ben nasıl meşhur olurum" düşüncesi oluşmaya başlar.

Özdeşim kurar, onlar gibi giyinmeye ve onlar gibi davranmaya çalışır. Çocuk dediğimiz yaşların burada 9 yaş ve üzeri olduğunu hatırlatalım. Yine cinsellikle erken tanışan çocukların hormonlarının erken harekete geçtiğini ve ilerde doyumsuz, sürekli cinselliği düşünen veya tamamıyla cinselliğe ve karşı cinse kendini kapatan insanlar olarak yetişmesi beklenebilir.

Devam edelim, şiddet içerikli program ve filmleri izleyen çocukların bu şiddet ögelerini çevrelerine uygulamalarını bekleyebiliriz. Hayali veya mutasyona uğramış kahramanları örnek alan çocuklarımızın başlarına gelen (uçabileceğini sanıp kendini balkondan atan, tavandaki lambaya astığı iple uçmak isterken boğulan) olumsuzluklarıda yabana atamayız.

"Sır" lı programları izleyen çocuklarda da olumsuz etkileri sıkça görüyoruz. Özellikle, bu tip programlar 7-13 yaş arası (Özellikle kızlar) çocuklarda korku probleminin görülmesine, yanlış bir kadercilik anlayışının yerleşmesine sebep olabiliyor. 7-13 yaş arası çocuklar Bilim adamlarının somut düşünme dediğimiz döneme denk gelmektedir. Bu dönemde çocuklar somut kavramları daha rahat kavrarlar. Rutinlerden çok hoşlanırlar. Yine bu dönem bütün kuramcılara göre bir durgunluk dönemidir. Aynı zamanda ergenliğe geçiş dönemi olduğu için, bu dönemin sonlarına doğru çocukta bir kıpırdanma görünür.

Özellikle somut kavramları kolay algılayabildiklerini vurgulamıştık. Bu dönemde izleyecekleri olumsuz aktarımlar içeren "Sır"lı dediğimiz programlar çocuklarındengelerini bozabilmektedir. Anlamaya, hattaya bastırmaya çalıştıkları ölüm, ahiret, melek gibi kavramların iyice kafaları karıştıracak şekilde verilmesi çocukların iyice bu durumlardan korkmalarına sebep olabilmektedir. Örneğin, meslek hayatımda da onlarca kez karşılştığım, 10 yaşında bir kız çocuğunun bu tip bir program izledikten sonra geceleri uyuyamama, ailesinden birine veya kendisine birşey olacağına (öleceğine, hasta olacağına) dair düşünceleri zihninden silememesine neden olabiliyor. Tabii ki sadece bu programları suçlamıyorum. Aile içerisinde, çevreden alınan ölüm, hastalık, hırsızlık ve kaza haberlerinin abartılarak ve sürekli konuşulması, abartılan vedalaşma seromonileri de bu tip korkuları olumsuz yönde artırmaktadır. Bu, korktuğu olaylardan birinin bile yaşanması, çocuğun rutinini bozacak ve dengesini alt üst edecektir. Çocuk bu durumdan da korkmaktadır.

Yukarıda saymış olduğumuz durumlar size, televizyonu kötülemek amacıyla anlatılmış değildir. Yine, aile içerisindeki sevgi dili, açık iletişim gibi unsurlar televizyonun olumsuz etkilerini aza indirmektedir. Bütün bunların üstüne sakın çocuğunuza, "Sana televizyonu veya şu programları yasaklıyorum" diye yaklaşmayın. Onunla beraber olumsuzlukları ve olumlu yanlarını değerlendirerek aile kararı almaya dikkat edin. Onun zihninde bir süzgeç oluşturarak doğru ve yanlışı kendisinin ayırt edebilmesini sağlamak çocuğunuza kazandırabileceğiniz en iyi özelliklerden biri olacaktır.

Sevgi ve saygıyla kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bilgileriniz çok faydalı, ne yazık ki büyük şehirlerde özellikle çalışan anne babaların çocukları sokağa fazla çımadıkları için(ki korkuyoruz tehlikelerden) bilgisayar ve Tv kontrolu yapmak güçleşiyor sanırım. Sevgiler

Ozlem Ozkulak 
 03.12.2007 17:42
 

Sık sık bu tür makalelerin yayınlanmasını (görsel ve yazılı basında ) yürekten diliyorum. Galiba millet olarak yapılması gerekenleri çabuk unutuyoruz gibi, hıııı dettt, parmak havada yaklaşımı atalardan gelme olduğu için YAPILMAMASI GEREKENLER DAHA KOLAY HATIRLANIYORU gibi :) ne yazık değil mi? neyse tekrar teşekkür, bu arada minik bir uyarı da bulunmak istiyorum yazılarınızı paragraf paragraf boşluk bırakarak yazdığınız takdirde bizler için okuması daha keyifli hale gelecektir, çok uzun karışık iç içe girmiş harf ordusu biraz korkutuyor ve sıkıcı geliyor okura.. :) hoşçakalın

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 03.12.2007 16:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2047
Kayıt tarihi
: 07.11.07
 
 

Psikolojik Danışmanım, iki tane dünya tatlısı çocuğum var. Fanatik Beşiktaşlıyım... Psikolojiye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster