Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '10

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
939
 

Aman KPSS, canım KPSS

Aman KPSS, canım KPSS
 

Pek çok kişinin yanlış bildiği bazı şeyleri düzeltmeyi amaçlayan bir yazıdır bu. Ancak kaç kişiye ulaşır, kaç yanlışı düzeltir orasını bilemem...

Üç kez KPSS'ye girdim. Her seferinde dershanede çalışıyor olduğum için, hazırlanma fırsatı bulamadığımdan 60 puanı geçemedim. KPSS'nin içeriğini bilmeyenler arkamdan neler neler konuştu. Konuşmayanların da bakışlarında sezdim küçümseyici halleri. Sanıyorsunuz ki İngilizce öğretmeni olmak için İngilizce sınavına, Fen Bilgisi öğretmeni olmak için Fen Bilgisi sınavına, Matematik öğretmeni olmak için de sayısal bir sınava giriliyor. Anlatsam da anlamadılar ki... Ben de bu seneki KPSS'ye, elaleme açıklama yapmak zorunda olmamak için başvurmadım bile.

KPSS'de (Dikkatinizi çekerim, KPSS sınavı demiyorum, çünkü 4. harf olan "S" zaten "Sınavı" anlamına geliyor!) Genel Kültür (Türkçe ve Matematik), Genel Yetenek (Coğrafya, Tarih. Vatandaşlık) ve Eğitim Bilimleri sınavlarına giriliyor öğretmen olmak için. Branşınız ne olursa olsun aynı sorulara tabi tutuluyorsunuz. Eğitim Bilimleri'ni biraz açmak istiyorum. Evet, eğitim fakültesinde okudum ama Eğitim Bilimleri sorularının yarısından fazlasını fakültede hiç görmedim ve duymadım. Örneğin:

Aşağıdakilerden hangisi koşulsuz tepki örneğidir?

A) Soğuk suya dalınca titreme
B) Ani ve şiddetli bir sıçramada yerinden fırlama
C) Sıcak bir nesneye değince elini geri çekme
D) Kar yağdığını görünce ürperme
E) Burna toz kaçınca hapşırma


Ayrıca bu soruyu doğru cevaplayabilmek, iyi bir öğretmenin kriteri midir? Düşünsenize, tenefüste bir öğrencinin kar yağdığını camdan görüp ürpermesinin ardından, öğretmen hemen "Hmmm, bu koşulsuz tepkiye bir örnek. Aa yoksa koşullu tepki miydi? Dur ya, şuna bir olumlu pekiştireç göndereyim ardından bir de nötr uyaran; o zaman anlarız" diye mi düşünür? Daha doğrusu bu bilgiyi bilse ne olur, bilmese ne olur...

"Kır atın yanında kalan ya huyundan ya suyundan" özdeyişi aşağıdaki kuramlardan hangisinin çocukların yeni davranışları nasıl edindiklerine ilişkin açıklamaları desteklemiştir?

A) Gestalt öğrenme
B) Edimsel öğrenme
C) Sosyal öğrenme
D) Bilişsel öğrenme
E) Tepkisel öğrenme


Peki bu bilgi bir öğretmenin mesleki yaşamının hangi kısmında işine yarar? "Bunu bilemeyen öğretmen olamaz" anlayışıyla hazırlanan bu alakasız sorularla devlet, kendi üniversitelerinde verilmiş olan eğitime güvenmeyip öğretmen seçiyor. Bu ve bu gibi ilgisiz sorularla!

KPSS'den 2-3 kez 60 puan aldım diye de elalem beni İngilizce bilmiyorum sanıyor! Hey Allah'ım ya! Ben üniversiteden üçüncülükle mezun olmuşum, İngilizce sorular olsa nasıl geçemem; akla mantığa sığar mı bu! Bana yapılan bu haksızlığı protesto etmek ve sonrasında millete açıklama yapmamak için KPSS'ye girmedim, var mı bunun ötesi!

"Ne bu şiddet bu celâl" demeyin bana. Çalıştığı özel okuldan ayrılıp bir sene boyunca KPSS kursuna giden arkadaşlarımın aldığı puanla atanamayacağı gerçeğini bilmek de öfkeme eklenince bu hale geldim işte. Hem harcadıkları zamana, hem de paraya yazık... Sınav sınav olsa... Canım feda!

Kimileri de, "Devlete atanmak için bu kadar uğraşılır mı, paşalar gibi özel kolejde çalışıyorsun işte" şeklinde saçmalayabiliyor. Sanıyorlar ki özel okul ve dershaneler son derece kazançlı. Evet, eskiden özel okul ve dershane öğretmenleri birkaç ayda araba alabiliyorlardı. Ama kimse bilmiyor ki, şimdi özel okul ve dershane öğretmenleri, devlet okullarındaki öğretmenlerden daha az maaşla çalışıyor. Duyan şaşırıyor tabi. Bunun sebebini biliyorum ama şimdi Fen-Edebiyat Fakülteleri mezunu olanlar bana kızmasın diye bu bilgiyi kendime saklıyorum şimdilik.

Gelelim atanamayan öğretmen adaylarına... Ben henüz üniversitedeyken, sınıf arkadaşlarımın bazıları alan derslerine dahi girmeyip birbirlerinin yerine imza attılar. Amaçları KPSS kursunda devamsızlık yapmayıp sınavda başarılı olmaktı. Bense derslere eksiksiz devam ederek okulu başarıyla bitirdim; ancak KPSS'ye hazırlanmaya vaktim olmadı pek. Sonra da, "I want you to finish your meal" gibi bir cümleyi kuramayıp "I want to from you finish your meal" gibi saçma sapan bir yanlışlık yapan bir arkadaşım daha mezuniyetinin ilk senesinde kendi yaşadığı şehre atandı! Şimdi onun öğrettiği İngilizceyi o kadar merak ediyorum ki! Gerçi şimdiki İngilizce kitaplarının bir de "Teacher's Book"u var ki, sokaktan bir adam çevirseniz o bile dersi işleyebilir; bir de böyle bir gerçek var tabi...

Okullarda binlerce kadro açığı var; ülkenin dört bir yanında da atanmayı bekleyen öğretmen adayları... Peki nasıl oluyor bu? Şöyle oluyor: Devletin işine gelen bir hadise var; o da "Ücretli öğretmenlik". Yani hangi bölümden mezun olursanız olun, çeşitli branşlarda ders ücretiyle öğretmenlik yapabiliyorsunuz. Bir arkadaşım işletme mezunu ve şu an bir ilköğretim okulunda İngilizce derslerine girdi mesela. İktisat mezunu olup sınıf öğretmenliği yapan bir tanıdığım var örneğin. Devlet az maaşla, bir gıdımcık sigorta primiyle 9 ay ücretli öğretmen tutuyor işte boş kadrolara. Mevsimlik işçi yerine koyuyor bilgisayar mühendislerini, kimyagerler, iktisatçıları... O mühendisler, kimyagerler, iktisatçılar da işsizlikten dolayı mecbur katlanıyorlar bu muameleye. "Alan memnun, satan memnun" misali bir anlaşma var üniversite mezunlarıyla devlet arasında...

Bunun adı "Eğitim katliamıdır" benim gözümde. Suçlu ise kendi mesleklerini yapamayıp ücretli öğretmenliğe başvuranlar değil; işsizliği had safhaya çıkaran, öğretmenleri saçma sapan, sınav bile diyemeyeceğim bir zırvalıkla seçen ve atayan, eğitimden ziyade kendi çıkarlarını düşünmeyi tercih edip kendi yarattığı eğitim sistemiyle Türk gençlerini körleştiren ve koyunlaştıran zihniyettir.

Çok mu ağır oldu bu yazdıklarım?

HAYIR!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Size tamamıyle katılıyorum. Aynı sorunları ben de fazlasıyla yaşadım ve böyle öfkeli yazıları ben de yazdım. Senelerce girip de bir türlü atanacak puanı alamadığım o KPSS denilen sınav benim öğretmenliğimi ölçemez. Hak eden hak ettiği yerde değil. Ama kaybeden MEB oluyor. Buyursun niteliksiz öğretmenlerle çalışsın. Asıl işini iyi yapacak insanları da özel okul ve dersanelerin zalim patronlarının ellerine bırakıyor..

şule yüksel öztürk 
 15.09.2010 0:02
Cevap :
Ben de size katılıyorum. Bu kutsal mesleği severek yapmak isteyen öğretmenler özel okul ve dersane patronlarının elinde oyuncak oldu. Zaten öğrenciler de niteliksiz öğretmenler tarafından eğitim katliamına maruz kalıyor. Kaybeden MEB belki ama, derin anlamda geleceğin büyükleri; dolayısıyla da halihazırda sarsıntı yaşamakta olan Türkiye Cumhuriyeti...  17.09.2010 7:33
 

Liseden mezun olunca (ki insan içinde olunca anlamıyor) en dikkatimi çeken gerçek bu ülkenin en büyük probleminin eğitim sistemi olduğu olmuştu (abartmıyorum). öyle ki ne yanından tutsan elinde kalıcak bi sistem bu. gerçekten zavallıca ve ancak 4. sınıf bi ülkeye yakışacak bi sistem! bence çok yumuşak bi yazı olmuş. az bile yazmışsın. daha ağır yazılar yazman dileğiyle :))

Sinefilozof 
 23.08.2010 7:38
Cevap :
Liseden yeni mezun olan bir delikanlı bile bu gerçeği görebiliyorken, bu yetkili amca ve teyzeler görmemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu saçma eğitim sistemi; ve bu hiçbir geçerliliği olmadığını iddia ettiğim KPSS zırvalığı devam ettiği sürece önce niteliksiz öğretmenler (yani alan bilgisi yetersiz ama Kohlberg'i ezbere bilen!), sonra da erdemli-üretken-verimli olmayacak olan yeni nesil (zavallı) öğrencilerin ardı arkası asla kesilmeyecek. Gelecek beni korkutuyor... Dediğin gibi, bu sistemin ne tarafından tutarsan tut elinde kalır. Tabi tutacak bir tarafını bulabilirsek!!  23.08.2010 18:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1856
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster