Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '07

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
690
 

Amapola/ Gelincik...

Amapola/ Gelincik...
 

Okumadan atladığın sayfalar,
Hayatının kırık notlarıdır...
Anılar, şimdi o yorgun sular,
Bu şiirin kanayan rüzgârıdır...
Her ırmak kendi göğüne yaslanır,
Her kuş kendi göğünü gök sanır...
Sahiplenerek yürüdüğün o ömür var ya;
Havada uçuşan gelincik tozlarıdır...

Bülent Özcan/''Gelincik Tozları''
Londra - 11.01.2001

Bahçede kendiliğinden açıvermiş; elma ağacının dibinde bu sabah gördüm. Yaprakları usulca sallayan esinti azıcık daha hızlansa çıt edip kopacak kadar inceydi boynu, parlak, arsız kızıllığı yanında mütevazı ve çekingen edası melodiye bir türlü oturmayan, prozodosi yanlış şarkı sözlerini hatırlatıyordu insana. Biraz da anneanneyi hatırlatıyordu, ''gelincik şerbeti'' tarifini aklında yazılı tutan bütün ölmüş Girit'li kadınları hatırlatıyordu. Bu açılıp saçılmış çiçek halinin akşama kalmayacağını, her bir çeneğin başka bir yöne uçuşup kaybolacağını bilmek acıtıyordu. Koparıp vazoya koyamayacağını, ne yapsan onun bu bir günlük saltanatını daha fazla uzatamayacağını da biliyordun, ne tuhaf... Belki de bu yüzden toplayıp şerbetini yapmayı akıl etmişti o eski kadınlar, bu gelip geçici hikâyeye bir virgül koymak, o ifadesi güç rengi hiç olmazsa birkaç ay saklayabilmek için. Zamanın hoyrat rüzgârından bir avuç gelincik kırmızısı kurtarıp kimbilir kimlerin ve nelerin kırdığı gönüllerini biraz olsun teskin edebilmek için, kimbilir?..

( Kardeşim, üzerinize kuş sıçmıyorsa, köpek işemiyorsa, sabaha karşı terlemiyorsanız “klimatize” ortamlarınızda, çocukların topları ezmiyorsa şen şakrak; bilin ki sıçtınız! Bittiniz, artık kokunuz da kalmadı, renginiz de… Terletmeyen, 24 saat etkili deodorantlarınızla ozon tabakasının da içine sıçtınız, ter bezlerinizin de… Parfümlerinizle bastırdığınız kokunuz sizindi, sabah akşam sıkındıklarınızla kaç kişilik bir “aynı kokar ordusunun neferi” oldunuz? Sayamıyor musunuz? Bence artık “limited” işaretli ürünlerden kullanın. Ben size daha ne diyeyim?) diyerek pencere ardı çiçeklerine ve o çiçeklerin sahtekâr insanlarına seslenen yazarın bu kırılgan gelincikle alâkası nedir diye düşünmek beyhûde. Zaten bu mevsimde birşeylerin birşeylerle ne kadar uyup uymadığını, ne kadar alâkalı olup olmadığını düşünüyorsanız Mayıs fazla kalmaz ki sizde, çeker gider. Ve haklıdır üstelik, çok ta iyi eder!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gelincikler ile ilgilenenlerin ille de dikkate almaları gereken bir yer var: Bozcaada . Orada bir işletme geleneksel olarak uretilen gelincik şerbetleri ve reçelinin yasatilmasi ve tanitilmasi icin kendi caplarinda mücadele veriyorlar. Son 23 Nisan bayraminda oradaydim. Onceleri sadece kafelerinde gelen konuklarina ikram eden Ada Cafe sahipleri gelen talepler uzerine sisleyerek satmaya baslamislar. Tarim Bakanligi ve diger mercilerden de izinleri, tescilleri filan alinmis. Beni bu değil de şerbeti ve şerbet ekleyerek yaptıkları damla sakızlı gelincikli muhallebileri daha çok etkiledi açıkçası. Sitelerinden www.bozcaada.info gelinciklerle ilgili tarihi, etimolojisi ... gibi bilgilere ulasabilirsiniz. Deniz.

Deniz Mutluay 
 21.05.2007 12:26
 

İki nedenden ötürü sevdim yazınızı. Birincisi "gelincikler", diğeri son "kalan beş yıla" vurgunuz... Gelinciklere bizim buralarda "Akdeniz Lalesi" deriz. Öyle narindirler ki, ince boyunları uzun ve serttir; koparmak istediğinizde tüm çiçekleri dağılır rüzgara. Çevreye duyarsız insanlar yüzünden hepimizi taşıyan gemi yakında cehenneme çarpacak. sağlıcakla ve mutlu kalın.

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 16.05.2007 13:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 744
Kayıt tarihi
: 24.02.07
 
 

Kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum. "Gibi olmak" bana göre değil. Sevmeye evvelâ kendisinde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster