Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
53
 

Amatör Ruh

        Lise yıllarında büyük bir hevesle başlamıştım tiyatroya. Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’Desem ki’’ şiirini okuduğum dinleti sonrası aldığım olumlu tepkiler üniversitede tiyatro topluluğuna katılmam konusunda yol gösterici olmuştu. Tabi ki şiir dinletisinde oynamama vesile olan edebiyat hocama bu konuda ne kadar teşekkür etsem azdır.

     Üniversitedeyken Cumhuriyet Üniversitesi Tiyatro Oyuncuları Topluluğu’nda Aziz Nesin’in öykülerinden derlenen’’Azizname’’, Neil Sımon’un Anton Çehov’un öykülerinden derlediği ‘’Sevgili Doktor’’ gibi oyunlarda rol alma şansı yakaladım.

     İş hayatına atıldıktan sonra beş yıl Ankara Sanat Tiyatrosu’nda kursiyer olarak eğitim alırken ‘George Dandin’, ’Yaşlı Hanım’ın Ziyareti’’, ‘’Lysistrata’’ ve ‘’Roberto Zucco’’ isimli oyunlarda rol  aldım. Bununla beraber sivil toplum kuruluşlarında ve çeşitli sahnelerde tiyatro çalışmalarında bulunmuş biri olarak sahnenin bana çok şey kattığını söylemeden geçemeyeceğim.

        Düşünüldüğünde insanların özel hayatlarından feragat edip sizi izlemeye gelmesi, sahnede farklı kültürlerden insanları oynamak, oyun sonrası aldığınız olumlu tepkiler ve karşılaştığınız mütebessim ifadenin verdiği mutluluk paha biçilemez.

      Yakın çevremden zamanımı ve paramı boşa harcadığım yönünde olumsuz eleştiriler alsam da tiyatro konusunda aldığım kararlardan ve yaptığım eylemlerden en ufak bir pişmanlığım yok. Çünkü sahnede olmaktan, yeni insanlar tanımaktan ve rol arkadaşlarımla paylaşımlarda bulunmaktan son derece mutluyum.

     2003 yılında başlayan amatör tiyatro serüvenimde birçok olumsuz olayla da karşılaştım tabi. Verilen rolü beğenmeyip ‘‘Falancanın lafı çok benim neden lafım az?’’ diye şikayet edenler, ’’ Ben  bir replik için mi beş ay boyunca  bu tiyatro kursuna geldim? ‘’ diyenler, kendini Genco Erkal, Zeliha Berksoy zannedip rol ezberlemekten aciz olanlar ve daha niceleri…

         Hırslarının verdiği prangalardan kurtulamamış, tiyatro sanatını ego tatmin etmek için bir araç olarak kullanan tipleri görmek belki de talihsizliklerin en büyüğü. İşin daha da kötüsü başkalarına hava atmak için tiyatroyla uğraşanların üç dört ay kursa gidip MEB onaylı sertifika aldıktan sonra öğretmenlik yetkisine sahip olması.

        Amatör ruhu anlayamamış, tiyatro terbiyesinden bihaber, oyun metni okumayan, tiyatroya gitmeyen birine öğretmen olma hakkını tanımak gerçekten tehlikeli bir durum. Düşünsenize, çocuğunuz böyle insanlar vasıtasıyla tiyatroyla tanışıyor.

     Cahil cesaretinin verdiği gazla kendini şişirmiş balonların, okumadan araştırmadan ‘ben biliyorum’ havasına giren gösteriş budalalarının öğretmenlik yapması ne kadar tahribata yol açar, ne gibi olumsuz sonuçlar doğurur çocuklarımızın geleceğini ve tiyatro sevgisini  nasıl etkiler orasını bilemem ama bildiğim şu ki böyle insanların öğretmenlik yapmasının hiç kimseye hiçbir faydasının olmadığı.

                                                                                                              

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 61
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster