Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
749
 

Amerika - Erdoğan Kavgasının Gerçek Nedeni, Halkımızdan Neden Gizleniyor (4)

Amerika - Erdoğan Kavgasının Gerçek Nedeni, Halkımızdan Neden Gizleniyor (4)
 

Bilgi, eşek yükü misalidir. Eğer, ondan yeni bilgiler üretilmiyorsa.


29 Eylül 1929 tarihli The New York Times gazetesi : Türk Hükümeti, İlerlemenin Gerçek Yolu Olarak, Halkına Amerikanlılaşmasını Emrediyor.

(Amerika) Birleşik Devletler’in etkisi, neredeyse hiçbir Amerika’lı bunu farketmeden; Yeni Türkiye’deki, Fransa’nın (önceki) geleneksel kültür etkisininin ve Kur’an’ın ahlâki etkilerinin yerini alıyor.

Reformun çok sayıdaki gel-git dalgalarından etkilenen genç cumhuriyet, şimdi yeni bir dönüşüm denizine girmek üzere. Kemâlist hükümet bu denize “Amerikanizm” diyor.

Bu sonbahardan başlamak üzere, tüm Türk okullarında İngilizce öğretilmesi için Ankara tarafından emir verilmiş olması, Türkiye’de baskın olan Fransız kültüründen uzaklaşmanın önemli bir işaretidir.

Hükümetin önemli sözcülerinden ve Başkan (Mustafa) Kemal’in en yakın arkadaşlarından biri olan milletvekili Falih Rıfkı Bey, günlük resmi gazete olan Milliyet’e şöyle yazdı :

“Doğa, şehirler, bilim, bilgi ve insanların, hepsinin tamamen yeniden yapılandırılması gereken bir millette –ki bu bizimki oluyor-, Amerikanizm ama Avrupalılık değil, reformun temeli olarak vazife görmelidir. İlk adım, İngiliz dilinin geniş bir şekilde yaygınlaşması olmalıdır. Amerikan ruhunu benimsemek için, sadece üretim yöntemlerimizi değil, eğitim sistemimizi de değiştirmeliyiz.”

“Eğitim yoluyla aşılanan alışkanlık, her şeyi refah bakımından ele alarak, kazanma ideali, yaratma hırsı - hepsi, kısacası, Amerikanizm’i ifade eder; dervişlerimizin ve hocalarımızın bize yüzyıllardır söylediklerinin zıttını oluşturur ve bu zıtlıklara karşı şimdi ters yöne dönmeliyiz ya da durgunluktan / tembellikten ölmeliyiz.

“Okur-yazar Türk, bu antika eğitimimizin bataklıklarında debelenip duruyor. Bu sebeple de ileriye ve uzun vadeli bakmaya korkuyor. Her zaman yaptığı tek şey çok konuşmak olduğu hâlde, sert zemini kırmak için ellerini kaldırmaktan korkuyor.”

“Amerikanizm dini, bize tek gerçek din olarak gelmelidir, çünkü onun ideali yaratmaktır. Amerikan Tanrısı, sokakta açlıktan ölen asalağı sevmez; çalışan ve çalışmadığı zaman da kendisine bir saray inşa eden Ford’u sever.”

Avrupa genelinde de seyahat etmiş olan Falih Rıfkı Bey, Amerikancılık kampanyasına ilk kez; (Amerika) Birleşik Devletler’in, Lâtin Amerika üzerinde egemen olan etkisine ve orada gerçekleşen maddi ilerlemeye yönelik gözlemlerine dayanarak, Güney Amerika’ya yaptığı bir seyahatten dönüşünde başlamıştı. Şimdi onun kampanyası, Türk Hükümeti’nin kampanyası oldu. (1)

 

* * *

"…6 Aralık 1917 Tarihinde ABD Dışişleri Bakanı, Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı’na bilgilendirmek adına bir mektup gönderir.

Mektup; ABD’nin, Türkiye ve Bulgaristan’a savaş açması durumunda ülke olarak kayıp ve kazançların ne olacağı üzerinedir. Kongre Başkanı, Dışişleri Bakanı olan Lansing’ten, yönetimin tutumu hakkında geniş ve tam bilgiler verilmesini istemişti.

Lansing, '… bu sorun’un, ilkin temel olarak bir savaşa başlamasının moral etkisi ve ikinci olarak da, Türkiye ve Amerika’nın birbirlerini uğratabilecekleri dolaylı zararlar bakımından göz önünde tutulması gerekir.

…Türkiye’nin Amerika’daki çıkarları hiçbir değer taşımazken, Amerika’nın Türkiye’deki çıkarları pek çoktur.

Başlıca kültür kuruluşları milyonlarca dolar değerindedir.

Bu kuruluşlar ya kapatılacak ya da el konacaktır.

Okullar yeni açılmış ve çalışmaktadır;

Birçok Türk de buralara devam etmektedir.

Bu(rada), gerçekten değerli nüfuzumuz kaybolacaktır.' " (2)

 

Bakalım bu "Değerli Nüfuz" neymiş ?

 

* * *

"Bulgarlar 'Robert Kolej olmasaydı, Bulgaristan olmazdı' derler.

Robert Kolej (Robert College) 1863 yılında İstanbul’da açılmıştır. Robert Kolej ilk mezunlarını 1868’de vermiştir. 1868’den 1878’e kadarki 10 yıllık süre zarfında, Robert Kolej mezunlarını milliyetlerine göre tasnif ettiğimizde, birinci sırayı Bulgarların aldığını görürüz.

Yeni kurulan Bulgaristan’ın Başbakanı Robert Kolej mezunudur, Meclis Başkanı Robert Kolej mezunudur, bakanların önemli bir kısmı, Bulgar anayasasını yazanlar, büyükelçiler Robert Kolej mezunudur." (3)

 

Umarım “Değerli Nüfuz!” öğrenilmiş oldu...

 

* * *

Robert Koleji Müdürü ve Lozan Anlaşması ile Olan İlgisi (Aslında olmaması gerekir !)

 

ROBERT KOLEJ KURULUŞ AMACI VE MÜDÜRÜNÜN SÖYLEDİKLERİ

 

"Dışişleri Bakanı Hughes, 23 Ocak’ta New York Dış İlişkiler Konseyi’nde yapmış olduğu konuşmada; Türk-Amerikan ilişkilerini anlatarak Lozan Antlaşmasının onayının önemine dikkat çekmişti. Hughes, Türkiye’nin egemen bir ülke olduğunu ve kendisiyle ancak eşit şartlarda antlaşma imzalanabileceğini söylüyordu. A.B.C.F.M.(*) üyeleri James L. Barton ve Calep F. Gates de Antlaşmayı destekleyenler arasındaydı". (4)

 

* * *

"Robert Koleji Müdürü Calep F. Gates, Bristol’un isteği ile Lozan müzakerelerinin ilk turuna danışman olarak katılmış, burada bulunan Montgomery, James L. Barton ve Peet’in fikirlerine karşı Bristol’un yaklaşımlarını desteklemişti. Barton ve Gates antlaşmanın onayı için aynı safta yer alıyorlardı. Gates, 1924 Nisan ayı başında, Amerikan gazetelerine Antlaşmanın onayının modern Türkiye’yi desteklemek anlamına geleceğini bildiren bir beyanat vererek onaya yönelik desteğini yineledi." (5)

 

* * *

"Heyet, Ermeni mandası fikrini de desteklemekteydi; hatta tüm Türk topraklarını içeren genel bir manda kurulmasını da öneriyordu. Bu öneri özellikle, Robert Kolej Müdürü Caleb Gates tarafından, hem Ermenilerin durumunu düzenleyeceği, hem de Türk yayılmacılığını ve olası Türk saldırganlıklarını engelleyeceği düşünülerek gündeme getirilmişti." (6)

 

* * *

"1830 ve 1831 yıllarında E.Smith ve H.G.O. Dwigh isimli iki American Board misyoneri, Osmanlı’daki Ermenilerin durumlarını araştırmak ve tespitler yapmak üzere görevlendirilir. Amerika’dan gemiyle gelen misyonerler, İzmir’de Osmanlı topraklarına ayak basarlar. İzmir’den, Manisa, Balıkesir, İstanbul, Bolu, Tokat, Sivas, Erzurum, Tiflis, Erivan, Tebriz ve Trabzon’a giderler. Bir buçuk yıl kadar bu seyahat süresince Ermenilerin demografik, sosyal, siyasi, iktisadi, ekonomik, eğitimsel, her bakımdan durumlarını araştırırlar, büyük bir ciddiyetle bilgiler toplarlar. Ne kadar ciddi çalıştıklarına örnek olmak üzere şunu ifade edeyim: Bu birbuçuk yıllık seyahatleri müddetince, her iki misyoner neredeyse günün 24 saati beraber oldukları halde, tuttukları notları birbirlerine göstermezler, bağımsız olarak notlar tutarlar. Bu seyahatin bitiminde Malta’da otururlar -o dönemde Malta İngilizlerin hakimiyetindedir- notlarını birleştirirler ve ortak bir rapor halinde Boston’daki American Board’ın genel merkezine sunarlar. Söz konusu misyonerler, Ermenilere yönelik faaliyetlerin eğitim alanında başlamasını önermektedirler. Nitekim Ermeni Misyonu, Ermenilere yönelik olarak açılmış okullarla faaliyetlerine başlar. American misyonerler, yaklaşık 20 yıllık calışmalarının sonunda, Ortodoks Ermeni’lerden Protestan bir Ermeni milleti yaratmayı başarırlar. Söz konusu Protestan Ermeni topluluğunun, 1850 yılında Osmanlı yönetimince tanınmasında, İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Canning’in büyük rolü olmuştur.

Misyonerlerin açmış oldukları okullarda, çocuklara Anadolu topraklarına bir zamanlar Hristiyanların hakim olduğu öğretildi. Şimdi ise, Hristiyanların Müslüman Türklerin hakimiyetinde yaşamak zorunda oldukları işlendi. Çocuklar, Batı’nın liberal ve milliyetçi fikirleri ile tanıştırıldı. Bu okullarda yetişen cocukların birinci nesli, o toplulukların sosyal ve kültürel yapılaşmalarında rol aldı. İkinci nesil ise siyasal kurumlaşmalarda yer almaya başladı.

Osmanlı yönetimi 1860’lı yıllardan itibaren,  misyonerlerin eğitim faaliyetlerinin zararlı boyutunu farketti. Kanaatimce 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi, misyonerlik okullarına karşı Osmanlı’nın aldığı bir tedbirdir. Eğitim-öğretimi devletin kontrolüne almayı amaçlar. Misyoner okullarının açılmasını zorlaştırır. Fakat misyonerler bu tedbirleri aşmakta çok zorlanmazlar. İngiliz ve Amerikan diplomatları kendilerine sahip çıkmaktadır. 1880’li ve 1890’lı yıllarda İstanbul’daki Amerikan Elçisi hatıralarında, en önemli meşgalesinin misyonerler olduğunu yazar." (7) 

 

* * *

"Robert Kolej, Amerikan misyoner okullarından sadece bir tanesidir. Belki Türkiye’deki Amerikan eğitim kurumlarının en üst seviyede eğitim verenidir. İstanbul’daki Robert Kolej’in yanı sıra; İzmir’de, Talas’ta, Merzifon’da, Harput’ta ve Tarsus’ta ileri seviyede eğitim veren kolejler açmışlardır. Hepsi bu seviyede olmamakla beraber, şehirlerdeki daha alt derecedeki okullar ve köy okulları dâhil olmak üzere, Birinci Dünya Savaşı başları itibariyle, Osmanlı topraklarındaki American Board’a bağlı misyoner okullarının sayısı 600 civarındadır. Yine bu yıllarda Osmanlı topraklarındaki bütün yabancı okulların sayısı ise 2000 civarındadır." (8)

 

* * *

 "Misyonerlik faaliyetlerinin zannedildiği gibi veya ilk etapta göründüğü gibi, sadece dini faaliyetler olmadığını vurgulamak isterim.

Misyonerlik faaliyetleri sadece din yayma faaliyetleri değildir; misyonerlik faaliyetlerinin tarihi, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik, askeri, istihbari çok ceşitli boyutları vardır.

Misyonerler zaviyesinden bakıldığında, Anadolu ve Orta Doğu, 'Bible Land’dir, yani İncil ülkesidir. İncil’de adı gecen bütün yer adları bu coğrafyaya aittir. İncil’deki hikayeler ve olaylar bu coğrafyada geçmiştir. Dolayısıyla, Hristiyan dünyası ve Hristiyan Batı, bir zamanlar İncil’in doğduğu ve yayıldığı bu toprakların bugün İncil’i kendi yegane kutsal kitapları addetmeyen Müslümanların ve bilhassa Türklerin elinde oluşunu bir türlü kabul edememişler, içlerine sindirememişlerdir. Bunun için, bilindiği gibi, XI. Asırdan XV. Asra kadar pek çok Haçlı Seferi gerçekleştirmişler ise de başarılı olamamışlardır. Misyonerler Anadolu ve Orta Doğu’ya yönelik faaliyetlerini ikinci bir silahsız Haçlı Seferi olarak nitelemektedirler. Kendi ifadeleriyle, 'bu kutsal ve vaat edilmiş topraklar, silahsız bir Haçlı Seferi ile bir gün yeniden Hristiyanların hakimiyetine geçecektir' (**)." (9)

 

 * * *

"İzmir’e çıkan ilk iki Amerikan misyonerine verilen talimata baktığımız zaman, üç vazifeyle bunların görevlendirildiğini görüyoruz.

Birincisi, Osmanlı topraklarındaki Paganları; yani dinsizleri Protestanlaştırmak, Hıristiyanlaştırmak. İkincisi, Osmanlı topraklarındaki Yahudileri Protestanlaştırmak. Üçüncüsü, Osmanlı topraklarındaki Müslümanları Protestanlaştırmak.

Gelen misyonerler kısa bir süre içerisinde, Osmanlı topraklarında Pagan olmadığını anlarlar. Osmanlı topraklarındaki Yahudiler üzerine çalışmalar başlarlar. Hıristiyanlar, hiçbir zaman Yahudileri Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktan vazgeçmemişlerdir, fakat hiçbir zaman da bunda ciddi bir muvaffakiyet (başarı) kaydedememişlerdir. Bununla beraber bir Yahudi Misyonu kurulur ve çalışmalarına başlar. Büyük ölçüde Balkanlar’daki Yahudilere yöneliktir. Tekirdağ, Selanik ve Edirne civarında faaliyet gösterir. Küçük çaplı bir misyondur. Üçüncü hedef grup Müslümanlardır. Fakat o dönemin Osmanlısı’nda, Müslümanlara yönelik bir Protestanlaştırma veya Hıristiyanlaştırma faaliyetinin hoş karşılanmayacağını kısa bir süre içerisinde anlarlar ve vazgeçerler." (10)

 

 www.canmehmet.com

 

Açıklama ve Kaynaklar :

* (Amerika'nın Yabancı Misyonları İdare Heyeti) olarak açılmaktadır. Kısaltma olarak "American Board" da kullanılmaktadır.

** Alıntı Kaynak : Uygur Kocabaşoğlu, Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, İkinci Baskı, Arba Yayınları, Ankara, 1989, s.33.)

(1) The New York Times gazetesinin 29 Eylül 1929 tarihli haberi : http://query.nytimes.com/mem/archive-free/pdf?res=980CEEDD1330E73ABC4151DFBF668382639EDE&legacy=true

(2) Türkiye’nin Paylaşılması. Laurence EVANS; Dip not 44; Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı’na Dışişleri Bakanı’nın mektubu, 6 Aralık 1917; 763.72/8456 b.

(3) Sevr’e Giden Yolda Protestan Misyonerlik Faaliyetleri. Prof. Dr. Ömer Turan, Osmanlı’dan Lozan’a Batı’nın Paylaşım Projeleri Sempozyumu; __ Turan, Avrasya’da Misyonerler, s.101-118.)

(4) The Treaty with Turkey, 1926: 11-15; Delgadillo, 2002: 81; Şimşir, 1977: 315; Yaylalıer, 1996: 240-241.

(5) The Treaty with Turkey, 1926: 60-61.

(6) A Mandate For Armenia, Paul Gidney, Unpublished PhD. Thesis, Urbana, 1974, s. 93.106 Edward House, Mandel and Seymour, What Really Happened At Paris, New York, 1921, s.178.

(7) Sevr’e Giden Yolda Protestan Misyonerlik Faaliyetleri. Prof. Dr. Ömer Turan, Osmanlı’dan Lozan’a Batı’nın Paylaşım Projeleri Sempozyumu.

(8) Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Okullar. İlknur Polat Haydaroğlu, , Ocak Yayınları, Ankara, 1993.

(9) Sevr’e Giden Yolda Protestan Misyonerlik Faaliyetleri. Prof. Dr. Ömer Turan, Osmanlı’dan Lozan’a Batı’nın Paylaşım Projeleri Sempozyumu.

(10) Sevr’e Giden Yolda Protestan Misyonerlik Faaliyetleri. Prof. Dr. Ömer Turan, Osmanlı’dan Lozan’a Batı’nın Paylaşım Projeleri Sempozyumu _ Sempozyum'daki Alıntı Kaynağı : Kocabaşoğlu, s.29.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 914
Toplam yorum
: 2547
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1654
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster