Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '14

 
Kategori
Yurtdışı Eğitim
Okunma Sayısı
74
 

Amerika'da MBA Okulları'na Başvururken Yapılan 4 Kritik Hata

Amerika'da MBA Okulları'na Başvururken Yapılan 4 Kritik Hata
 

 

Amerika'da MBA okulları'nın çoğunun ilk başvuru deadlineları böylesine yaklaşmışken (Harvard: 9 Eylül, Columbia: 1 Ekim), danışmanlık yaptığım öğrencilerde hem kendimin gözlemlediği hem de Amerika'da Ameresia Consulting Group'un yöneticisi Adam Hoff'un bahsettiği, başvuranların (applicant) sık sık yaptığı hataları bu yazıda anlatacağım. Bu hatalar başvurulara e-posta adresinizi yanlış yazmak veya birkaç spelling hatası yapmak gibi hatalar değil. Sizi yanlış bir şekilde temsil ederek tüm başvurunuzu sabote edebilecek çok daha temel üslup hataları ve düşünsel hatalar diyebiliriz. Öyleyse başlayalım:

Hata 1: Adaylar essaylerinde kendilerini farklı göstermek veya farklılaştırmaya çalışmakla çok takıntılılar.

Adam Hoff: Aslında adayların X, Y veya Z grubundan kendilerini farklı göstermek için bir pazarlama stratejisine gerek yok. Adayların son yıllarda kendilerini sektörlerindeki tipik adaylarla kıyaslama yapmaları oldukça garip aslında.

Canan Altındaş: Bu genelde essaylerde 'compare and contrast' tarzında diyebileceğimiz, çok fazla karşılaştırmanın yer aldığı bir üsluba yol açıyor. Aslında buna hiç gerek yok. Eğer yaptığınız işlerin orijinalliğine inanıyorsanız, sahiplenebiliyorsanız ve iyi anlatabiliyorsanız, içinde 'compared to my colleagues'  tarzı kalıpların geçmesine gerek yok. Bir de bu üsluba tavsiye mektuplarında da çok rastlıyorum. Bir çok MBA başvurusu tavsiye mektubu (recommendation) sorularında, "How is he in these areas compared to his colleagues?"  benzeri sorular soruyor (örn. Harvard), ancak adayların da yönlendirmesiyle mektubun çoğu sadece 'compared to his classmates' 'compared to his colleagues' tarzında, aslında okuyanı oldukça irite edebilecek bir üslupla yazılıyor. Buna da dikkat etmek gerek.

Hata 2: "Mülakatlar aslında önemsiz, zaten o noktada kimi alacaklarını biliyorlar."

Adam Hoff: Bu noktada Amerika'da MBA okulları'nın en çok dikkat ettiği şey güven. Ancak bu da oldukça çetrefilli bir sorun. Bugünkü adaylar mülakatlarında görüşmecilerinin en küçük mimiğine bile onu doğrulaması açısından öylesine dikkat ediyor ki, görüşmecinin aslında normal tutumu bile aday için çok tehditkar olabiliyor. Ben son senelerde danışanlarımı bilinmezlik ve korku karşısında kendilerini nasıl soğukkanlı bir biçimde tutmaları gerektiğine dair eğitiyorum.

Canan Altındaş: Ben de bir psikolog olarak danışanlarıma sadece başarılarını değil, zayıflıklarını ve kendilerinde eksik, karmaşık veya huzursuz edici olduğunu düşündükleri şeyleri konuşmaları için bir kaç seans ayırıyorum. Çünkü güven, kişinin kendisiyle ilgili iyiyi ve kötüyü sindirebilmiş olabilmesinden gelir. Bazen bir mock interview yaparken danışanımın bazı konuları konuşurken oldukça huzursuz olabildiğini veya kaçınmacı davrandığını hissediyorum, başarısından bahsederken bile! Bu konuları o seanslarda biraz açıyorum, deşiyorum ki, kişi mülakatta bu konuları anlatırken çözülmesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 621
Kayıt tarihi
: 29.08.13
 
 

Liseyi Robert Kolej’de, üniversiteyi Amerika’da tam burslu Washington University in St. Louis’te ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster