Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
68
 

Amerika Rotasına Doğru; 1950'lerin Başı

Batı ile ilişkilerimiz hep aşağılık kompleksi içerisinde oldu. Bu konuda gerçekten de eksiklerimizin olduğu önemli bir gerçekti. Öncelikle Sanayi Devrimini pas geçmiş olmamız bize pahalıya mal olmuştu. Zayıf olan bir de düşman geleneksel düşman olursa aç kurtların ormanda buldukları kuzuyu parçalamaları gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu da böyle oldu ve sonuçta Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Güçlünün yanında yer almak genel bir kuraldı. Daima da öyle olmuştur. Yaşamak uğruna çoğu zaman birçok kişi ya da grubun olduğundan farklı görünmek, çoğu zaman bireylere hayatta kalmak gibi bir faydası olmuştur. Kimi zaman da ciddi yıkımlarla karşılaşılan savaşlara girilmesine neden olmuştur. Vietnam bu bedeli ABD’ye hem ödemiş, hem de ödetmiştir.

2. Dünya Savaşı’nın son anlarında ABD’nin keşfi olan atom bombası, onu bir anda dünya liderliğine çıkarmıştır. Bir görüş; zıddını ortaya çıkarıp mücadele ettiği, karşısındakinin ölümcül tehdit olduğunu, bu tehdidin korkutucu, öldürücü, yok edici olarak tanımlandığı sürece güçlenmiştir. Prof. Dr.Türkkaya Ataöv’e Amerika Nato ve Türkiye adlı eserinde “Amerika’nın da 2. Dünya Savaşından sonra güçlü bir dış düşmana ihtiyacı olmasına rağmen, Naziler en fazla darbeyi Rusya üzerine yöneltmişler, Ruslar 20 milyon ölü, 88 milyon Sovyet vatandaşın oturduğu topraklar işgal edilmiş,15 büyük kent, 1710 küçük kent, 17 bin köy, 6 milyon yapı, 31.850 endüstri kuruluşu, 65 bin demiryolu, 56 bin mil karayolu, 90 bin köprü, 10 bin, elektrik istasyonu, 1135 kömür madeni, 3000 petrol kuyusu, 98 bin kolektif çiftlik, 2890 traktör-makine istasyonu, 40 bin hastane, 84 bin okul, 43 bin kütüphane, 44 bin tiyatro, 427 müze,  110 milyon kitap 2800 kilise yıkılmış, 61 milyon büyükbaş, 110 milyon kümes hayvanı telef olmuş, öldürülmüş” olduğunu belirtilmiştir. Böyle bir ülke aslında tam da 2. Dünya Savaşının sonlarına tamamen bitik, bitirilmiş bir haldeydi. Böyle halde bir devletten güçlü bir düşman yaratmak aslında Rusya’dan çok Amerika’nın işine gelebilecek bir durumdu. Ve de onları da başardılar. 2.Dünya Savaşından sonra üç büyük ve arkasından iki yardımcı personel, aslında İngiltere, ABD ortaklığında Rusya’ya verdikleri yardımcı role ilave olarak, Fransa ve Çin’in dünyayı şekillendirmelerinden ibaret olan dünyada kurallar yeniden değişiyor olmalı. Amerikan hisselerine sahip onlarca devlet var. Ülkeler kendi ülkelerinin vergilerinden biriktirdiklerinden 6,3 trilyon dolar hisse Amerikan Hazine bonosu almışlar. Bu rakamın 1.240.800.000.000 doları Çin Halk Cumhuriyeti,1.147.700.000.000 doları Japonya, 231.800.000.000 İngiltere 90.900.000.000 Rusya, 53.000.000.000 doları Fransa’ya aittir.  Amerika dünyayı kendine borçlandırmamış, borçlanmıştır. Ancak bu borcun dönmesi demek aynı zamanda ABD’nin varlığına bağlıdır.

Dünyaya dair bilinenlerden çok bilinmeyenler var. Bu dünyada ayakta kalabilmek için bilinmesi gereken en önemli şey “güçlü” olmaktır. Güçlünün yanına geçip, halkına, milletine ihanet etmek değil. Güçlü olmanın yollarını bulmamız gerekiyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Konuya dogru yaklasiyorsunuz, ulkeler degil sistem. Abd olmasa mdv de olabilirdi! Dikkatinize bir bilgi de eklemek isterim; Tum abd de tek tip (filmlerde gordugunuz sari burunlu hic bir luxu olmiya hatta a/c bile yoktur) araclar servis araci olarak kullanilir ve devlet karsilar. Tum okullarda tek tip defter kullanilir basit sade(eminim turkiye de hic kimse kullanmaz) Ama okularda oglen yemeginin her tek kalorisi bile hesap edilir ve devlet karsilar. Basit sade ve ihtiyaca gore ayarlanir tum hayat ve gereksinmeleri.Evet ulkedeki gosteris budalaligi yoktur, desinler aptallara aittir. Kimsenin kullanmadigi misafir odasi yoktur.Ulkede ki gibi az calisma ve bol tatil yok. Tabi akademik cevrelerde bu ulkenin basarisindaki paylardan birisi sekulerizmin iyi sekilde uygulanmasi tezini de yabana atmamak gerek. Aslinda hepimiz ulkemizin basarisi ve refahini dusunuyoruz kimimiz cagdas yontemle kimimiz de kohnemis sistemlerle !!!

Newyorker 
 02.09.2016 23:40
Cevap :
Temel sıkıntı şudur ki; bir sistem diğer sistemlerin tamamını yok edebiliyor. Dahası her şeyi insana ve doğaya dair ne varsa yok ediyor. Farklılıkları, benzerlikleri, silahları, çiçekleri her şeyi satıyor ve daha da fazla, daha da fazla. Derdim A, B, C, D değil bunların farklılıklarından çok aynı yönlerinin çok daha fazla olması ve bu söz konusu kan ve göz yaşlarını dindirmeye yaramayan sistemlerin bir gün hatalarının çok daha fazla insan tarafından sorgulanması. Amerika'daki köylü ile Türkiye'deki köylüye üstünlük veren nedir. Farklı olmalarına neden nedir? Düşman olmalarına neden nedir, Suriye gibi bir coğrafyada bunları birbirlerine çarpıştıran nedir? Basit, sade olan iyidir ve o da aslında insandır, doğar büyür ve ölür. Hep böyle oldu ve devam edecek.  03.09.2016 16:09
 

Merhaba, abd'nin diger ulkere olan "borcu" bildiginiz uzere para sistemi dolar ve ureticisi abd oldugu bilgisiyle gercekte borc degil sistemin getirdigidir. Eger TL olsaydi ulkemiz "borc"lanacakti gibi. Tabi bu buyuk ekonomiyi anlamak icin Tum ingilte ekonomisinin Florida eyalet ekonomisinden biraz buyuk oldugunu bilmek gerekir ki geride 51 eyalet ekonomisi ve dunyanin en buyuk ekonomik deger tasiyan New York eyaletinin bilgisi yararli olacak sanisini tasimaktayim. Esenlikler...

Newyorker 
 31.08.2016 23:04
Cevap :
2010 Yılında Almanya'ya gittiğimde Türkiye'de fevkalade bir iyimserlik havası esmekteydi. Almanya'nın ihracatının yanlış hatırlamıyorsam 12 trilyon dolar olduğunu söylemişlerdi. Bizde aynı yıl aşağı-yukarı 155 milyar dolardı. Yaklaşık 90 kat fark gerçekten çok fazlaydı ve durumumuz çok kötü olmasına rağmen Almanlardan hem daha az çalıştığımıza ve daha verimsiz çalıştığımızı görmek beni çok rahatsız etmişti. Beni rahatsız eden başka bir husus da Almanlara nazaran daha lüks yaşıyorduk. Kapitalizmin dönüşümü emperyalizmin en tepe ismi Amerika, gerçi o olmasa başkası olacaktı. Düşüncem hepimizi, din dil renk fark etmeksizin ezen bir sistem var ve bu sistem geçici olarak o ezenlerin safında olanlara bir müddet daha yaşam şansı verse de bu asla mümkün olmayacak. Ne derler; "bugün bize yarın size" İnsanları sistemin bekçisi yapanlar bir müddet sonra insansız da bu işi yapabilecek hale gelince tanrı rolüne soyunacak olsalar da gelen gidecektir.  01.09.2016 14:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1691
Toplam yorum
: 268
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 179
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster