Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
530
 

Amerika ve İngiltere bizi severek mi öldürüyor?

Amerika ve İngiltere bizi severek mi öldürüyor?
 

Başlıktaki saptama bana ait değil, ABD'li Tarihçi Tarpley Türk dış siyasetiyle ilgili adeta ezber bozan bir açıklama yapmış. Açıklamaların özeti ise "Amerika ve İngiltere Erdoğan'ı aldatıyor, Türkiye kaybedecek".

Tarpley'in tesbitleri enteresan:  Obama'nın Erdoğan'a samimi davranarak O'nu hırsı ile biryerlere ittiği yönünde. Mısır'da Mübarek'in çöküşünden sonra Başbakan Erdoğan'ın yeni Osmanlı fikri ile kandırılarak ve biraz da gaza getirilerek ateşe itildiği yönünde saptamalar yapan Tarihçi zat, işin özetini ise "  İngiltere ve Amerika ile ittifakının,Türkiye'yi kucaklamasının aslında öldüren bir kucaklama olduğu" açıklaması ile yapıyor.

İskenderun'da bir taraftan El-Kaide diğer taraftan CIA ajanlarının cirit attığını belirten Tarpley, Amerika'nın hem Türkiye'yi bitirmek, hem de Suriye vasıtasıyla Rusya'ya darbe vurmak için bu stratejiyi takip ettiğini anlatıyor.

Tarpley ayrıca, Obama'nın,  Başbakan Erdoğan ve dolayısıyla Davutoğlu'na "siz önemli liderlersiniz" ve "çok güçlü bir ülkesiniz" gazıyla "Türkiye'yi öldürene dek sevmek"  yolunu izleyeceğini belirtiyor.

Başbakan'ın bu açıklamalardan haberi var mıdır bilinmez ama, tıpkı diğer aykırı açıklamalara yaptığı gibi bu açıklamaya da bir gönderme bekleyebiliriz. Açıklamalar ya da cevaplar bir yana Tarpley'in açıklamalarının doğru olmaması tek dileğimiz.

Her şey iyiye giderken ve ülkemiz yavaş yavaş kendi ayaklarının üzerinde durmaya başlamışken, bu tip bir oyunun sonucunda olmadık durumlara düşmek kabusumuz olabilir. Beş yıl öncesinde "Komşularla sıfır sorun" politikasını becermişken , aniden bastıran "Arap Baharı" sağanakları altında bahardan pay kapma sevdasına düşürülen Türkiye, bu amacına ne kadar ulaştı derseniz, bence elde var sıfır!

Komşularla ve  Libya başta olmak üzere diğer arap ülkeleriyle ticaret  hacmini artırmaya başlayıp ekonomisini düzelten Ülkemizin, şimdiki durumu ise bu sahadaki ticaret hacmi olarak tükenmiş durumda. Yeni yeni yeşertilmeye çalışılan bazı girişimler ise ancak eski alacakların tahsiline yönelik.  Başbakanın son gezisiyle yeni ufuklara açılması da aslında bunların işareti. Eski kapılar kapandı, artık Nijer, Gabon gibi yeni ticaret kapıları aranıyor.  

Tarihçi vatandaşın yaptığı tesbitlerin en azından bir kısmına, istemeye istemeye de olsa katılmak zorunda olduğumuzu görüyoruz. Niye mi? Çünkü Arap Baharına balıklama dalan Türkiye hiçbir şey elde edemezken, birçok düşman kazanmanın yanında komşularıyla "sıfır dost " çizgisine geldi. İhracatını bu ülkelere yaparak rekor üstüne rekor kırarken, şimdi sınır kentlerine bir taraftan terörist diğer taraftan Esad'ın bombaları yağıyor.

 Bütün bu gelişmelerde iyiye giden tek husus ise "Namımızın Yürümesi" oldu. Başbakanımız her gittiği yerde fanatiklerince, ellerinde posterlerle karşılanıyor. Bu durum iyiye mi işarettir derseniz, Tarpley'in açıklamalarına göre pek değil. Bir tezgahla itildiğimiz bu yolda, farkına varmadan hapı yutmuşuz!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Hesaplıca sanırım hepimizin pusulası şaşmış durumda.Çünkü Haçlı Saldırıları ile işgallerinin ardından Ortadoğu bağlamında Batı'nın giriştiği en büyük tasarılar ile yüzyüze kalmış durumdayız.Devletimizi yönetenlerin yedek planları,gibi bir karşı tasarının var olabileceğini düşünüyorsunuz siz de çoğumuz gibi.Oysa böyle bir planın yok olduğu gin gibi açık değil mi?Batı'nın burnumuzun dibindeki ülkelerde uyguladığı petrol,demokrasi ve güvenlik içerikli çok yönlü operasyonlar karşısında ne yapılabilindi biliyoruz:Komşularla Sıfır Sorun da Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi de yerle bir olmadı mı?Bize maddi ve manevi zararları dokunan Terör Saldırıların durdurabilmek için gerekli muslukları AB ve ABD ile kesivermek yerine İmralı'daki müebbete dayanılarak sanki SAVAŞ içinde imişiz gibi bir BARIŞ arayışına yönelinmiş olması karşısında ne diyeceğimi şaşırmış durumdayım inanın.Oysa SAVAŞ ordular yanında toplum kesimlerinin de silahlı kalkışması demek değil midir? Ya sabır çekelim şimdilik!

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 17.01.2013 14:35
 

Sayın Hesaplıca hap yutmak ne ki senetler imzalanmış,kadehler kırılmış,kasap havaları çalarken bini aşkın can da Öteye yollanıvermiş!Şimdi sıra Balkanlar ile Ortadoğu'dan silinip atılan Türklerin kendi adını kazıdığı Türkiye adlı Küçük Asya'dan da atılarak kimi soysuzların kerevete çıkma vaktidir.90'lardaki G.Bush ile Özal'ın da sık sık konuştukları biliniyor.Sonuçta Özal 'bir koyup üç' alamadı!Tarihçi Tarpley'e göre Obama da Erdoğan'ı 'her hafta' arıyormuş.Ona göre 'Türkler öncelikle Amerika ile İngiltere ile ittifakın öldüren bir kucaklaşma olduğunu anşamalı' imiş!Ayrıca bu ilişkilerden 'Erdoğan ile Davutoğlu bu psikoloji ile kendi çukurlarını kazıyorlar' ve 'kazanacakları hiçbir şey yok ve kaybedecekler' miş! Oysa Başkabakan Beşer Esad ile ne kadar güzel anlaşıyorlardı Sıfır Sorun uygulaması mucibince.Sonra nasıl oldu ise birileri bu tokalaşmayı bozdu!Şimdi ortalık kan ve barut kokuyor.Paris'te patlayan silahlar da başka fitilleri ateşledi:Savaş şimdi başlamıyor mu?Ya sabır kardeş.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 15.01.2013 8:01
Cevap :
Değerli yorumlarınızda değindiğiniz gibi sıkıntılı süreçlere doğru birileri tarafından itiliyoruz. Ancak yine de iyimserlik yapıp Devletimizi yönetenlerin bu durumlar için uyanık olduklarını ve yedek planları olduğunu düşünmek istiyorum.  15.01.2013 14:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 668
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster