Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Saide Belgin Erdağı

http://blog.milliyet.com.tr/monti

12 Ocak '17

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
77
 

Amerikan Başkanlık Sistemi

Federasyonda bir araya gelen devletler, ayrı birer kuruluş olarak varlıklarını korumakla birlikte, ”federal devletin egemenliğini kabul etmişlerdir. Bir bakıma, üst üste gelmiş iki egemenlik söz konusu: bir yanda ayrı ayrı federe olan, federasyona bağlı on üç devletin egemenliği, onların üstünde de bazı yetkiler için federal devletin egemenliği. Anayasa yapılırken, bütün yetkilerin asıl federe devletlere ait olduğu, bazı yetkilerin, anayasada federal devletlere bırakıldığı, asıl yetki sahibinin federe devletlere ait olduğu kabul edilmekteydi.

Toplum hayatının ortaya çıkardığı zorunluluklar, güçlenen federal devlet ile bu güçlenişe karşı direnen federe devletlerin çekişmesi, Amerikan politik dünyasının temel konusu olmuştur.

Federe devletler, halk tarafından seçilmiş valilerin, başkanlık ettiği yürütme organlarıyla, meclisleri ve yargı organlarıyla kendi varlıklarını sürdürmektedir.

On üç bağımsız kuruluş, kongre adı verilen iki meclisli bir yasama organını ortaya çıkarmıştır. Büyüklükleri, nüfusları ne olursa olsun, bütün federe devletlerin, “state” lerin ikişer üyeyle temsil edilecekleri “senate” nin (senato) yanında, devletlerin nüfusları oranında seçilen bir House of Representetivec (Temsilciler Meclisi) bulunmaktaydı.

Bugün temsilciler meclisi nüfus esasına göre seçilmektedir fakat üye sayısı 435 olarak dondurulmuştur. Senato ise yetkileri güçlü olarak,  devletlerin sayısı 50 ye çıktığı için 100 kişilik bir meclistir.

Anayasa, federal devletin yürütme yetkilerini dört yıl için seçilen “başkan”a bırakmıştır. Başkanlık seçimi, görünüşte “iki dereceli” olmaktadır: halk tarafından ikinci seçmenler seçilip onlar da başkan seçmek için oy kullanır. İkinci seçmenlerin kime oy verecekleri belli olduğu için ve birinci seçmenler başkan adaylarına göre oy kullandıklarından, başkanlık seçimi doğrudan doğruya halkın seçimiyle gerçekleşmiş olur. Arka arkaya iki dönemden fazla seçilmemek 1951 den beri bir gelenek olarak yerleşmiştir

Yargı yetkileri ise federal düzeyde, bağımsız bir “Yüce Mahkemeye verilmiştir. Yüce mahkemenin üyeleri, başkan tarafından, senatoca uygun görülerek atanıyor. İsterlerse ölünceye kadar iş başında kalıyor veya  70 yaşından sonra emekliye ayrılabiliyorlar. Yüce mahkemenin, çoğunlukla yaşlı ve tutucu üyelerden kurulmuş olması toplum düzenini hafifçe değiştirmek isteyen başkanları zorluyor. Başkan, yapmak istediği şeyleri gerçekleştirmek için kongreyi peşinden sürüklese ve istediği yasaları çıkarsa bile yüce mahkemenin elinde, bu yasaların Anayasaya uygunluğunu denetleme yetkisi vardır.

Güçler ayrılığı ve bunlara tanınan yetkilerin çığırından çıkmaması için frenler koyulmuştur. Yürütme görevine, başkanın yapacağı atamaları, senato onaylar, yürütme organınca imzalanan uluslararası antlaşmaların da senatoda , üçte iki çoğunlukla onaylanması gerekir. Başkanın da yasamayı veto etmek, kongreden yasa olarak yayınlanması için kendisine gelen yasalara hayır diyebilme yetkisi vardır. Başkan bu yetkiyi on gün içinde kullanabilir. Vetoya rağmen tasarının yasalaşması, geri çevrilen metnin, her iki meclisin ayrı ayrı üçte iki çoğunlukla tasarı lehine oy kullanmasına bağlıdır.

Böylece güçler ayrılığı ilkesi, bir fren ve denge sistemi ortaya çıkarmıştır. Sistemin tıkanma noktası, başkan bir partiden, yasama organındaki çoğunlukta bir başka partiden olabilmesidir. Bu pekala mümkün çünkü, iki yılda bir Temsilciler Meclisinin tümü, senatonun da üçte biri yenileniyor. Başkan seçimi ise dört yılda bir. Başkan iş başındayken kongredeki çoğunluk değişebiliyor. Başkanlık görevinde kişiliğin taşıdığı önem nedeniyle, aynı tarihte yapılmış seçimlerde, bir partinin başkanlığı kazanmasına karşılık, öbür partinin kongre seçimlerinde çoğunluğu alması mümkün.

Cumhuriyetçi ve demokrat partilerin temel inanç bakımından büyük ayrılıkları yok. Ayrılık ancak federal devletle federe devletlerin ilişkileri ve kamu gücünün ekonomik hayata katılma ölçüsü gibi konularda toplanıyor. Cumhuriyetçi parti, federe devletlerin yetki kaybetmesine, federal yürütme organının güçlenmesine, devletin ekonomik ve sosyal hayata karışmasına karşı biraz daha fazla direniyor. Demokrat parti ise, zaman zaman yeni gelen göçmenlerin, ezilmiş insanların, işçilerin savunuculuğunu üzerine aldığı için biraz daha az tutucu.

Amerika’da sistemin nasıl işleyebildiğini anlayabilmek için iç politika hayatının özelliklerini ve partilerin durumunu bilmek gerekir. Başlangıçtan beri görülen sosyal hareketlilik, bireysel girişimlerin olağanüstü elverişli koşullar sayesinde başarı kazanması ve herkesin yükselme umudunu gönlünde taşıyabilmesi, toplum hayatının sınıflar arasında büyük gerilimler yaratmadan gelişmesine yol açmıştır. Üstelik Yüzyıl boyunca batıya doğru yayılma, gittikçe genişleyen ufuklar insanlara neredeyse fizik anlamda bir ferahlama getirmiş, gerilimler bu genişleme sayesinde daha da azalmıştır. Böyle bir durum politik sistemden,  onun kurumlarından ve partilerden beklentilerin az olmasında da rol oynamıştır. Birey kendi kişisel girişiminin ne derece önem kazandığını görmektedir. Partiler de özellikle yöresel düzeyde politika yoluyla güç kazanmak isteyenlerin kişisel girişimlerini birleştirmeye yarayan birer seçim şirketi olmaktan öteye gidememişlerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

http://www.karar.com/gorusler/prof-dr-osman-can-yazdi-anayasal-duzenin-temel-tercihlerine-dokunulmuyor-372515 prof.dr. osman can

Salih ERDAGI 
 20.01.2017 10:14
Cevap :
Teşekkür, aydınlatıcı bir yazı.  27.01.2017 16:21
 

Yaziniza bazi eklentiler yapilmasi dusuncesiyle; House kesinlikle bolge insaninin temsilcisi olup baskanin kesin kontrolunda degildir. Bu acidan kalkan parmak insani hic degildirler. Fedaral yargiclarin baskanin bile kanun hukmundeki yasalari dondurma yetkisi vardir.Siyasiler yolsuzluklarinda emniyet guclerine kesinlikle etki edemezler ve gereken cezayi alirlar. Sanirim onemli bir nokta bu gune kadar kamu onunde birbirlerine saygisiz ve kufur eden siyasiye pek rastlanilmaz. Kulaga hos geliyor degil mi? Ulkem ve dusundukleri acisindan. Selamla

Newyorker 
 17.01.2017 18:36
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. Ahtapot benzetmesi geldi hemen aklıma, Amerika'daki başkanlar için böyle bir benzetme yapamayız öyleyse. Selamlar.  18.01.2017 3:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 17.04.16
 
 

 “Söz uçar yazı kalır.” Bilgi, duygu ve düşünceler paylaşıldığında çoğalır, anlam kazanır. Zaman ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster