Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
472
 

An ve an...

An ve an...
 

Daha on üçünde bir kız çocuğu.
Sohbet ediyorduk bir akşam küstü.
Kelimeleri içe dönük, mutsuzdu gözleri, sandım bir sonbahar yeli.
Nedir dedim derdin, niye hiç gülmez yüzün.
Gülmek için neyi bekliyorsun hayatının ilkbaharında.
“Büyümeyi” dedi.
“Büyümeyi bekliyorum. Büyünce daha mutlu olacağım.
Düşlerim var, daha özgürce, istediğim gibi yaşayacağım.”
Büyük insanlar gördüm, düşleri gerçek olan.
Oysa hiç kimseyi görmedim bugüne kadar büyünce çocukluğundan daha fazla mutlu olan.
Hep düne özlem yok mu içimizde, hep özlemez miyiz, kaygısızca geçirdiğimiz o çocukluk yıllarımızı.
Bu yüzden değil midir defalarca anlatıp gözlerimizin parladığı, kahkahalarla andığımız o güzelim okul yılları.
Sonra gördüm kırık dökük bir kapı, içinde iki somya, ortada bir halı.
Hayalleri var bu mekân içindeki insanoğlunun.
Fosforlu pembe satenden perdeler ve pahalı döşemeler üzerinde kan kırmızı ipek bir halı.
Belki de altın basamakların altındaki salonun orta yerinde duran bir piyano.
Zengin olmayı düşler mutluluk için.
Oysa kaç zengin gördüm piyanonun sesini boş duvarlara dinleten.
“Fakirken ne kadar da mutluyduk biz” diyen.
Televizyonda evlendirmeye çalışıyorlar şimdi tüm bekârları.
Peki, kaç evli çift kutluyor bu zafer anını.

Herkes gitmek istiyor bulunduğu an'dan, bir adım öteye ya da geriye.


Mutluluk bir gelecek ya da bir geçmiş mi içimizde.
An'ların değerleri olmuyor mu artık yüreğimizde.
Oysa farkına varabilseydik geri dönüşü olmayan her an'ın değerlerini.
Ne günler biterdi, ne de geceler.
Bir sevginin tene düştüğü an'ı hissedebilseydik eğer,
Cennet mi olurdu acaba tüm sürgün şehirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

özeti sunmuşsun ki bizlere. Bir bilsek ki sadece şu an var sağlıkla aldığımız nefes, gece yarısı ekmek arası bir şeyleri yiyebilme lüksü, kendi kendimizle barışık olmamız bile yeterdi... Büyüyünce büyüdüğünü unutarak hiç dibine kadar gülemiyor insan nedense ve hiç özgür olamıyor çocukluğundaki gibi... Çok güzeldi yüreğine sağlık

kevser şekercioğlu akın 
 08.02.2009 22:51
Cevap :
Kevser'cim duygulandırdın beni. Boğazım düğümlendi sanki yorumunu okurken. Hoyrat olsun yine hayat, özgür bırak sen ruhunu çocukluğundaki gibi. Yorumun çok güzel blog gibi. Herşeyden önce sağlık diyorum ve sağlıklı, huzur dolu günler diliyorum sana...  09.02.2009 8:11
 

Bir ömrü anlatıyor değil mi... Üstelik hiç birimize yabancı olmayan, bizim ömürleri... Çok güzeldi... Güzelliğin dizeleriydi... Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 06.02.2009 21:55
Cevap :
Ömürler benzer birbirlerine, anlar yakalanmalı, sonra akmıyor nehirler tersine. Sevgiler benden sana...  07.02.2009 19:19
 

aynen öyle. ve belki de mutluluk tam burada, tam içimizde, tam da şu anda ama biz görmiyoruz ne yazıkki..ya geçmişte arıyoruz onu, ya da belki de gelmeyecek olan geleceğe erteliyoruz...

beenmaya 
 20.01.2009 15:50
Cevap :
Ne yazık ki yapıyoruz bunu zaman zaman...Yakabileceğin mutlu bir gelecek dileğiyle, sevgiler canım...  21.01.2009 8:22
 

çok güzel dizeler;ama en çok beni "mutluluk bir gelecek ya da bir geçmiş mi içimizde" dizesi etkiledi. nedense yaşamımız boyunca biz kovalarız mutluluğu o kaçar ya da biz kaçırdığımızı sanırız.bu konuda biraz nankör müyüz neyiz? en azında yaşıyor olmanın kıymetini bilmeliyiz.çok etkilendim, çok güzel olmuş.yüreğinize sağlık...

ekinsuuu 
 18.01.2009 22:35
Cevap :
Mutlluk belki gölgemiz, an'ları bekleyen görünmek için. Yeter ki kaçmayalım ondan, değerini bilelim. Teşekkürler, bu güzel yorum için, sevgiler...  19.01.2009 8:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 106
Toplam yorum
: 898
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1382
Kayıt tarihi
: 21.02.07
 
 

Bir yaz gecesi hatırasıyım. Haziran doğumluyum. Bilirler haziran doğumlular. Hele ki haziranın tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster