Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '14

 
Kategori
Okul Öncesi
Okunma Sayısı
446
 

Ana babalar dikkat! Okul öncesi, sonrasını çok etkiliyor

Ana babalar dikkat! Okul öncesi, sonrasını çok etkiliyor
 

Veliler ve ana babalarla söyleşen Psikolog Şaduman Kaçan, aydınlatıcı bilgiler verdi, soruları yanıtladı.


Güllük Minik Eller Kreş ve Gündüz Bakımevi, hem velileri hem de Güllük'teki ana babaları "Okul öncesi eğitimin önemi, bu yaş grubundaki çocukların özellikleri" konusunda bilgilendirmek amacıyla, Milas'taki İçgörü Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nden Psikolog Şaduman Kaçan'ı konuk etti. Güllük Belediyesi Evlendirme Salonunda düzenlenen söyleşide, soruları da yanıtlayan Şaduman Kaçan, çocuğun gelişiminin en hızlı gözlemlendiği bu dönem hakkında, aydınlatıcı açıklamalarda ve önerilerde bulundu.

Dünya ölçeğindeki bilimsel araştırmaların, 0-3 yaş arası çocukların daha çok ev ortamında, anne sıcaklığı ve güvenini yaşaması, 3 yaşından sonra mutlaka bir eğitim kurumuna gönderilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Kaçan, bunun nedenlerini şöyle anlattı:

"Fiziksel ve zihinsel gelişimin çok hızlı olduğu bu dönemde okul, temel kavramları verecek, kaba ve ince motor gelişimini olumlu etkileyecek yönde katkı sunar. Uzun yıllar alan bilimsel araştırma sonuçlarına göre, okul öncesi eğitim almış ve almamış çocuklar arasında çok önemli ayrımlar göze çarpıyor. Eğitim kurumları, özellikle çocuğun sosyalleşmesi, aile kurumundan çıkıp, yabancıların bulunduğu ortamda kendini ifade edebilmesi, kişilik yapısının ve özgüveninin gelişimi açısından önemlidir. Okul öncesi eğitim kurumunun işlevi, çocuğun her türlü potansiyelini en iyi biçimde ortaya çıkaracak koşulları sunması ve bu donanıma sahip olmasıdır. Deneme ve yanılmayla, çocuğun hangi alanda (spor, sanat, satranç, dans...) daha iyi olduğunu anlamak, çocuğun defalarca çeşitli etkinliklerle uğraşmasına olanak sağlayarak gerçekleşir.. "


Türkiye'de oran çok düşük


Psikolog Şaduman Kaçan, Avrupa'da okul öncesi kurumlara çocukların gönderilmesi oranının yüzde 100'ken, Türkiye'de bu oranın yüzde 20'lerde bulunduğunu belirterek, ebeveynlere de önemli görevler düştüğünün altını çizdi. "Elimizde sihirli değnek yok. Çocukta beklenen, istendik davranışlar hemen oluşmaz. Alışma evresi çocuk için çok zor olabilir" diyen Kaçan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ana babalar, bakıcıyla, anneannesiyle, babaannesiyle uğraşmayayım diye değil, eğitim kurumunun önemini ve gerekliliğini kavrayarak çocuğunu göndermeli. Ailenin güvenli ortamından ilk kez ayrılıp, yabancı bir ortama giren çocuğun alışmakta güçlük çekmesi doğaldır. Anne sabırlı ve kararlı olmalı. Bir iki hafta sürebilecek alışma sürecinde, çocuk önce bir iki saat, sonra yarım gün, sonra tam gün gönderilir... 3-6 yaş arasındaki çocuğun beyni, yetişkinden üç buçuk kat fazla çalışır. Çocuk okulda bazı şeyleri ilk kez kendi başına yapmayı öğrenir. Başka çocuklarla, çeşitli oyun ve oyuncaklarla yeni deneyimler kazanır. Çocuklarımıza, bilmeden, yardım etme uğruna, zarar verebiliyoruz. Oysa, bazı şeyleri kendilerinin yapabileceklerini, becerebildiklerini görmeleri, kendilerine güvenlerini pekiştirir. Okul bunu destekler."


Nasıl disiplin sağlanır?


Disipline edilmemiş evlerde, çocuğun kendi kurallarını uyguladığı vurgulayan Şaduman Kaçan, okul ve ailede eğitim ve disiplinin nasıl birbirine paralel yürütülebileceğini örneklerle anlatırken, son yılların popüler kavramı "Kaliteli zaman geçirme"nin ne demek olduğunu da açıkladı. Kaçan'ın bu konuda kayda değer öneriler içeren açıklamaları şöyleydi:

"Çocuk, eğitim kurumunda herşeyden önce paylaşmayı öğrenir. Evde böyle bir kural yok. Sırasını beklemeyi, sabırlı, saygılı olmayı, iş bölümünü, sorumluluk almayı öğreniyor... Birlikte kaliteli zaman geçirmekten anlaşılması gereken şudur: Onunla birlikte, karşılıklı keyif alarak zaman geçiriyorsanız; ister oyun oynayın, ister sohbet edin, ister gezin, ister oyun parkına gidin, film seyredin, bir şeyler yiyip için, bu kaliteli zaman geçirmektir. Ama, ne yaparsanız yapın, paylaşım yoksa, herkes kendi havasındaysa, bu çocukla kaliteli zaman geçirmek değildir.

Çizgi filmler, bilgisayar oyunları ve bunların yüksek hızı, 'dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu' şikayetlerini artırıyor. İleride okul başarısını olumsuz etkiliyor. Okulda çizgi film ve televizyon izletme oranı çok düşüktür. Okul öncesi eğitim, dil gelişimi, dili doğru kullanma, kibar ve saygılı bir dil kullanma alışkanlığı da kazandırır. Ayrıca, okulda farklı kültür ve ailelerden gelen çocukları da görecek; herkesin farklı özellikleri olduğun gördüğü zaman, ileride de buna saygı gösterecek.

Veliler okul ve öğretmenle ilgili olumsuzlukları, çocuğun önünde konuşup tartışmamaya özen göstermeli; yoksa, çocuk şikayeti alışkanlık haline getirir, okulu ve öğretmeni 'öteki' algılar."


Kardeş kıskançlığı


Psikolog Kaçan, katılımcıların sorularına da yanıt verdiği bölümde, tuvalet eğitiminden, boşanmış çiftlere, cinsel konulardan, kardeş kıskançlığına dek birçok konuya değindi.

Tuvalet eğitiminde baskıcı olmamak, cezalandırıcı bir tutum izlememek gerektiğini belirten Kaçan, çocuğun meraklı, karıştırıcı, keşfedici olduğu bu dönemde, onu kısıtlayıp, kızmak yerine, bu yönünü teşvik edip geliştirmesine olanak tanınması gerektiğini belirtti. Kaçan, çocukta vicdan ve iç denetimin paralel geliştiği süreçte, yapılması gerekenler hakkında şunları söyledi:

"Kızmadan, doğru ve yanlışı nedenleriyle anlayacağı, empati duygusunun gelişeceği eğitim verilmeli. Sağlıklı cinsel gelişimi için, cinsellikle ilgili sorularını yanıtlarken rahat olun, çekinmeyin; onun anlayacağı dilde, bilimsel terimleri de kullanmaktan çekinmeden doğru ve açık anlatın. Aksi halde çocuk ya çok çekingen ve pasif ya da aşırı girişken ve meraklı oluyor.

Anne babaların olaylar ve problem çözmedeki tavrı da çocuğun gelişimini etkiler. Özellikle anneler, çocuğun kişilik oluşumunda çok etkilidir. Dengeli, demokratik, sınırı çizen, kuralları olan, tutarlı, hoşgörülü, başkalarının haklarına saygılı, başkalarının düşüncelerine değer veren kişiler olunmalı. 'Güven verici ve destekleyici' tutum en iyisidir. Anne ve babanın birbirine sevgili ve saygılı davranması, ona vereceğimiz en büyük armağandır. Boşanmış ebeveynlerin zaman zaman bir araya gelmesi, birbirlerini kötülememesi, aksine öbür ebeveynin çocuğunu çok sevdiğini vurgulaması önemlidir.

Yeni bir kardeşi olan çocuğun duyguları, yetişkin erkeğin ya da kadının eşinin eve başka bir kadını ya da erkeği getirmesinin yarattığı duyguya eş değerdir. Bu nedenle, çocuğunuza anlayış gösterin. Küçük kardeşinin sizi çok yorduğunu ya da sürekli ağladığını, altını kirlettiğini, onu daha çok sevdiğinizi söylemeyin. Kardeşiyle ilgili ondan ufak tefek yardımlar isteyin. Daha önceden onunla yaptığınız şeyleri yapmayı sürdürün ya da eşiniz sizin yerinize bazı şeyleri yapsın. Kardeşleri birbirinden uzaklaştıran değil, yaklaştıran mesajlar verilmeli."

İçgörü Psikolojik Danışmanlık Merkezi psikologlarının, Güllük'teki Minik Eller Kreş ve Gündüz Bakımevi'ne düzenli aralıklarla ziyaret ederek, çocuklarla ve velilerle görüşecekleri belirtildi.


 

Gülçin ERŞEN – 18 Mart 2014 / Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster