Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

10 Ocak '18

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
822
 

Ana-Babasının Burnunun Direğini Sızlatan Evlatlar…

Ana-Babasının Burnunun Direğini Sızlatan Evlatlar…
 

İnsanımız, insan ilişkileri üzerine özellikle de ana-baba-evlat ilişkileri üzerine çok şeyler söylemiş. İçi yanmış acısını türkülere dökmüş. Kalbi kırılmış, çaresizliğini kısacık bir meselle (ders veren öykü) anlatıvermiş.

Adam yaşlanmış. Eli ayağı tutmaz olmuş. Bu arada hayat arkadaşı, yoldaşı olan eşini de yitirmiş. Oğlunun ve gelinin eline kalmış. “İnsan eti ağır olur” derler. Öyle de olmaya başlamış. Gel zaman git zaman adam itilip kakılmaya başlanmış. Evin gelininde de oflayıp puflamanın bini bir para. Kocasının kafasının etini yiyormuş. “Bu adamı bu evden uzaklaştır” diye. Adam da çareyi bulmuş. Kendi oğlunu da yanına alarak babasını dereye atacakmış. O gece sabaha kadar düşündükten sonra sabahleyin yaşlı babasını kamıştan örme bir sepete koyarak tepenin arkasındaki dereye götürmüş. Sepetle birlikte tam atacağı sırada çocuk babasına seslenmiş:

 “Baba sepeti atma”

Adam:

“Neden”

Çocuk:

“Sepet ileride bana gerekecek. Ben de ileride seni bu sepetle atmak istiyorum.”

Eh ne diyelim, bu kısacık öykü neler anlatmıyor, neler…

Tabi ki anlayana!

Günümüzde evlatlar ana babalarını dereye atmıyor, atmıyor ama işin şekli değişti. Şimdilerde yaşlı bakımevlerine bırakıyorlar. En hafifinden Moldovyalı bir kadın tutup baktırdıklarını zannediyorlar. Oysa bilmezler mi ki bir yaşlının en çok gereksinim duyduğu şey; para, pul, aş, ekmek değildir. Onların muhtaç oldukları birincil şey sevgi, saygıdır. Bunları öncelikle evlatlarından, torunlarından beklerler.

Sevgi okurlarım, beni tanıyanlar bilir, öyle tutucu biri değilimdir. Yaşam tercihimi hep dengeden yana koymuşumdur. Dengenin bozulduğunda her şeyin alt-üt olacağına inanırım. Ama gel gör ki adına çağdaşlık, modernlik dediğimiz yaşam tarzında sözünü ettiğim ilişkiler bir tuhaf olmuş. Bu anlayışa göre babalar çocuklarına kayıtsız şartsız itaat edecek. Onlar ne derse yerine getirecekler. Evlatlar ne yaparsa yapsın onlara eleştirmeyecek. Onlarla gurur duyacak.

Hayatımda en çok etkilendiğim zamalardan biri Reşat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü” romanıdır. Okuyanlar bilir.

Türkiye’de sadece cahil ana-babalar yok ki, nice okumuş yazmış, entelektüel yazar, bilim adama ana-baba var. Adam ekonomik yokluklar içinde yetişmiş. Ülkesinin insanının derdiyle dertlenmiş, kitap üstüne, kitap üstüne kitap yazmış. Kızının derdi yüzünü gerdirmek, poposunu küçültmek, arabasının markasını değiştirirken baba desteği beklemek. Listeyi daha da uzatabilirsiniz. Aralarında anlaşmazlıklar çıktığında hep evlatları haklı gören anlayış…

Peki ana babaların hiç mi hakkı yok? Onların umutları boşa çıkmış olamaz mı? Onlar da hayal kırıklığına uğramış olamaz mı? Hiç mi çocuklarından beklentileri olamaz?

Rahmetli anacığım kendisini üzüp kırdığımızda bize şöyle derdi: “Ah be evladım burnumun direğini sızlattın.” Biliyorum iş işten geçti. Bu filin tekrarı yok. Bilerek asla yapmadığımı düşünüyorum eğer bilmeden de olsa burnunun direğini sızlattıysam ne olur affet…

Sevgili evlatlar, SİZ HİÇ BUĞDAY EKİP DE AYÇİÇEĞİ HASAT EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1037
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster