Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün

http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana

03 Eylül '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
5081
 

Ana kuzusu erkekler

Ana kuzusu erkekler
 

Anne bağımlısı olarak yetiştirilen gölge tipler neden mutlu olamıyorlar?
Bu kişiler ne gibi psikolojik sorunlar yaşarlar?


Evlilik sorunlarının bilinmeyen nedenlerinden birisi de bağımlı çocukların evlilikleridir.

Çocuğundan kopamayan bağımlı anneler hem oğluna hem de onun eşine neler yaşatıyorlar?
Mutluluk hülyası ile başlanan evlilikler bağımlı annelerin hangi davranışları nedeniyle kabusa dönmemektedir?
Eşi ve annesi arasındaki rolünü doğru belirleyemeyen erkeklerin ruh dünyalarında neler yaşanır?
Anneler neden gelinlerini çocuklarından kıskanır ve neden sürekli gözden düşürmeye çalışır?
Eş ve anne ile sağlıklı ilişki nasıl kurulur doğru iletişim nasıl sağlanır?

Bu konuyu Hürriyet.com ve Milliyet.com.tr http://www.milliyet.com.tr/ okurları için, Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden psikiyatri uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver cevapladı.

- Anne bağımlısı kişiler evliliklerinde de neden aynı alışkanlıklarını sürdürürler, annelerinden kopamazlar?

Çünkü başka türlü bir hayatı bilemezler. Anne, hayatlarında hep birinci sıradaki yerini korumuştur ve annelerinin yerini bir başkasına bırakabileceği söz konusu olamaz. Anneleri adeta kişiliklerinin bir parçasıdır. Annenin onayı olmadan kendi başlarına karar vermeleri neredeyse imkansızdır. Verseler bile anneden gelecek tepki korkutucudur.

- Anneler çocuklarının evliliklerine müdahil oluşlarından dolayı mutsuz olmalarından neden rahatsız olmuyorlar?

Anneler çocuklarının mutsuz olduğunun ya farkında değildir, ya da yaptıkları müdahalenin doğruluğundan o kadar emindirler ki çocuklarının kendilerini anlayacağını ve hatta teşekkür edeceğini bile düşünebilirler. Bu anneler hala çocuklarını gerçek bir yetişkin gibi görememektedirler ve küçük bir çocuklarmış gibi onların hayatını düzenleme hakkını görürler kendilerinde.

- Anneler ikinci kadın olarak mı görüyorlar gelinlerini?

Yanıtı biraz zor bir soru bu aslında Uğur Bey. Bilinçli olarak anneler ya da babaların çocuklarına cinsel duygular beslemesi kabul edilemez bir tabudur. Ama anne için bilinçdışında oğlu bir sevgili gibiyse gelin de "ikinci kadın" olarak görülebilir. Hatta bu nedenle oğullarının seçtiği gelin adayını bir türlü beğenmeyebilirler. Bunun yanı sıra eşleriyle ilişkilerinde duygusal doyum yaşayamayan bazı kadınlar oğullarını eşleri yerine koymuş olabilirler ve bu durumda oğullarının da kendilerini terk ettiği hissine kapılıp gelinlerini bir rakip gibi görebilirler.

- Oğlu ve gelininin arasında yatan annelerin de varlığını duyuyoruz. Durum bu kadar ileri boyutlara varır mı gerçekten?

Ne yazık ki varabiliyor. Az önce bahsettiğim anne oğul sevgili ilişkisi her ne kadar bir tabu olsa da bazen bu durumun bilinçdışına atılamadığını görüyoruz. Bazen de sevgili ilişkisinde farklı olarak anne hayat boyu oğlunun ruhsal gelişimini o kadar çok engelliyor ki oğlu ruhsal yapı olarak adeta bir bebek gibi kalıyor. Nasıl bir bebek her şey için annesine ihtiyaç duyarsa o da kocaman bedenine rağmen bir bebek gibi davranıyor.

- Anne bağımlılığı nedir tam olarak? Tanımlar mısınız?

Yetişkin bireyin sorumluluklarını yerine getirememe ya da yerine getirmesi gerektiğinde yoğun sıkıntı bunaltı yaşama ve kendi başına karar alamama, böyle durumlarda çözümü hep anneden bekleme tablosuna anne bağımlılığı denebilir. Hem kadın hem de erkekte olabilir. Aslında "anne" ile kastedilen her zaman biyolojik anne olmayabilir. Bebeklikten itibaren birincil bakıcıdan bahsedilmektedir. Doğumdan itibaren çocuk annesine bağımlıdır, bu bağımlılık bağlılığa geçemediğinde anne bağımlılığı oluşuyor.

- Anne bağımlılığı nasıl oluşuyor?

Ortalama üç yaşına kadar çocuk anneye bağımlıdır. Üç yaştan itibaren çocuk yavaş yavaş anneden ayrılarak birey olmaya başlar. Artık annesi sürekli orada yanında olmasa da, anneye duyduğu özlem ve rahatsızlığa rağmen anneden ayrı olarak hayatını sürdürebilir. Bu döneme kadar doğumdan itibaren bebeğin yanında olma, ihtiyaçlarını karşılama, yani bebekle olumlu, doyurucu ve tutarlı bir ilişki kurmanın sonucu olarak çocuk anneden ayrılmayı başarabilir. Böylece anne yanında olmadığında ondan nefret etmez. Kendi başına oyun oynayabilir. Arkadaşlık ilişkisi kurmaya başlayabilir. Bu aşamalarda sorun yaşanmışsa, yani anne özellikle ilk üç yıl yeterince doyurucu olmamışsa çocuk anneden uzaklaşmaktan korkuyor. Ayrıca bebeğin ayrılmasında annenin verdiği tepki de önemli. Anne ne kadar doyurucu bir anne olursa olsun, eğer bebeğinden ayrılmaya hazır değilse ve bebeğin kendinden uzaklaşıp kendi dışındaki dünyayla tanışmasını engelleyen bir tavır sergiliyorsa gene anne bağımlılığı oluşuyor. Mesela çocuğu düşüp yaralanmasın diye sokağa çıkmasını engelleyen ya da hasta olmasın diye başka çocuklarla oyununa izin vermeyen anne çocuğun hayata karışmasını engelliyor. Böyle anneler "yapamazsın, beceremezsin" diyerek çocuğun becerilerinin gelişimini köstekliyorlar. Bazen de aşırı doyurucu bir anne çocuğun başka kişilere merak duymasını kendi sınırlarını zorlamasını engellemiş oluyor. Çocuğun her işini onun yerine yapıldığı, daha dile getirmeden istekleri anlaşılıp yerine getirildiği zaman çocuğun kendi başına bir şeyleri başarmak için arzusu olmuyor, bu yüzden de yalnız kalınca eli ayağına karışıyor.

- Bu durumda yanlış eğitimin etkisi nedir?

Yanlış eğitimin pek bir rolü yok. Çünkü bu annenin kendi kişiliği ve eşiyle kurduğu ilişkiden etkilenen bir durum.

- Anne bağımlısı erkeklere gölge tipler diyebilir miyiz?

Evet diyebiliriz rahatlıkla. Annelerinin gölgeleri ya da annelerinin bir uzantısı. Birey olamamış kişiler.

- Hem anneyi hem de eşini idare etmek zorunda kalan erkek neler yaşıyor?

Sürekli yetersizlik, gerginlik, suçluluk duyguları yaşıyor ve bunlara tepki olarak kolay sinirlenme ve huzursuzluk gelişiyor.

- Anne bağımlısı erkeklerde sanırım özgüven sorunu yaşanıyor? Neden burada dik duramıyor dersiniz?

Hayatta bir şeyleri kendi başına yapmasına izin verilmemiş kişi elbette ki kendine güvenemez. Dik durmanın kabul edilemez olduğu, öğretilmediği ve teşvik edilmediği yerde boyun eğmekten başka davranış beklememek gerekir.

- Bu çocuklar neden eşine değil de annesine yönelerek mutsuzluğu seçiyorlar?

Anneyle kurulmuş olan bu sağlıksız ilişkide kendi başına var olamamış erkek adeta halen annesinden beslenmeye devam ediyor. Böyle olunca anneden ayrılmak ölüm demek olur. O halde yaşayabilmek için annesini seçmekten başka çare yoktur. Mutsuz da olsa bildiği tek yaşama biçimi budur.

- Anne bağımlısı olan erkeklerin sık yaşadığı evlilik sorunları nelerdir?

Eşle sık sık tartışmalar, evlilikte mutsuzluk, cinsel ilişki sorunları olabiliyor.

- Çocuğunu kendine bağımlı eğiten anneler baskın karakteri olan kişilerden mi çıkmaktadır?

Baskınla kastedilen müdahaleci, herkese kendi istediğini yaptırmaya çalışan, tüm dünya kendi etrafında dönüyormuş gibi hisseden kişilerse, evet böyle anneler kendilerine bağımlı erkekler yetiştirebiliyor. Bununla birlikte, kendi annelerinden yetersiz ilgi görmüş, evlenince de kocasından ilgi görememiş kadınlar anne olduklarında mağduriyetlerini sızlanarak, hasta olduklarında sıkıntılarını abartarak çocuklarının ilgisini alan geri plandaki kişiler de olabilir.

- Bu anneler çocuklarına davrandıkları gibi eşlerine de davranmakta mıdır?

Çoğunlukla hayır. Zaten eşlerinden yeterli ilgi göremeyen kadınlar ilgiyi oğullarına aktarmaktadırlar denebilir. Kendisi de kendi kararını verme becerisine sahip olamamış anne ancak çocukları adına karar vererek neredeyse yetişkin bir insan gibi olur.

- Oğlunu kendine bağımlı yetiştiren annelerin bazı korkuları olduğunu düşünebilir miyiz?

Yalnız ve ilgisiz kalma korkusu olabilir. Zaten çoğunlukla çocukluklarında kendi anneleriyle doyurucu olmayan bir ilişkisi olan kişilerdir.

- Sevgi açlığı yaşamış olmanın bu yaklaşımda bir etkisi var mıdır?

Evet. Az önce söylediğim gibi anneyle babayla doyurucu bir ilişkisi olmayan kişi kendini güvenli hissedemez. Hayata bağlanması güvensiz biçimde olmuştur. Anne de aslında yetişkin olamamıştır.

- Bir yandan da kendisini oğlu olmadan eksikli görme eğilimi var gibi geliyor bana ne dersiniz?

Elbette, anne olan kadın oğluyla birlikte bütün bir insan olabilmiştir çünkü. Oğlu onun eksik parçalarını tamamlama işlevi görmüştür hep.

- Burada erkeğe düşen nedir? Bu durumu nasıl düzeltebilir?

Erkek, eşini ön plana almalıdır. Anneyi dışlamamalı, ama ona sınırlarını göstermelidir.

- Bağımlılık ilişkisinde bir mesafe sorunundan bahsedilebilir mi o halde?

Elbette, bağımlı olunan kişiyle sınırlar karışmış gibidir. Anne çocuğunu halen karnındaki bebek gibi görmekte ve çocuk da hala annesinin bir parçası sanmaktadır kendisini.

- Oğlu ile bağımlılık yaşayan anneler, çiftlerin cinsel yaşamlarına da olumsuz bakıyorlar mı?

Bazen gelinlerine karışan, tavsiyelerde bulunan, cinsel ilişkiyi sorgulayan anneler olduğunu duyuyoruz. Gelinine iç çamaşırı alan ya da dolaplarını karıştıran anneler olabiliyor. Oysa mahrem bir konu olan cinsel hayat sadece karı kocanın meselesi olarak kalmalıdır.

- Anne bağımlısı erkeklerle evli olan eşler sanırım büyük bir yıkım yaşıyorlar?

Evet kesinlikle. Evlilik doyurucu olamıyor. Eşlerin kendilerine olan güveni sarsılıyor. Eşlerine duydukları saygı ve sevgi sarsılıyor. Çoğu zaman klinik depresyon ya da konversiyon bozukluğu denilen psikiyatrik tablolar gelişiyor ve tedavi görmeleri gerekiyor.

- Onlara neler önerirsiniz? Neler yapmalılar?

Eşlerinin yaşadığı zorluğu, çaresizliği görüp, bu durumun kendileriyle ilgili olmadığını anlamaya çalışmalılar öncelikle. Buradaki sorunun anne-oğul ilişkisinde olduğunu düşünürlerse kendilerini sorundan dışlayabilirler. Eşlerine destek vermeye çalışmalılar. Ancak, eşlerine yaşanan sorunu da gösterip eşlerinin de "artık" bir yetişkin gibi sorumluluk alıp annelerine sınır koyma konusunda teşvik etmelidirler. Eşler kendi sınırlarını koyarak hep müsamahalı olamayacaklarını anlatmalılar.

- Burada size göre tedavi gerekiyor mu?

Bağımlılığın derecesi ve yarattığı sorunların şiddetine göre evet tedavi gerekli olabiliyor.

- Tedavide kimin destek alması gerekiyor? Anne mi, erkek mi? Yoksa her üçü mü?

Bence her üçü mutlaka psikolojik destek almalıdırlar. Profesyonel yardım zorunludur.

- Sessiz kalınarak mutlu olunabilir mi?

Hayır. Sessiz kaldıkça zaman içerisinde kadınlarda depresyon gelişebilir, ya da boşanmaya kadar gidilebilir. Burada önemli olan çıkan sesin ne şiddette çıktığıdır. Yapıcı olmayan ve özellikle eşe karşı "hep annenin yanındasın" tarzında suçlayıcı yaklaşımlar işe yaramayacaktır.

Aile boyu mutluluklar...

Bilmediğimiz ve öğrenmek istediğimiz ne kadar konu ve soru varsa, geliniz ''önce'' öğrenmenin yollarını araştıralım.. Sonra da benimde bu konulara bir katkım olsun diyorsanız, soru hanesine sorularınızı, yorum hanesinede fikir ve görüşlerinizi bize yazarsanız, konusunda eğitim almış, uzmanlaşmış, hocalarımızla birlikte, sizlerden gelecek olan bütün bu sorulara yanıtlar arayacağız.. Hepinize şimdiden teşekkür ederiz..

Ayrıca psikiyatri hakkında her türlü detaylı bilgi http://www.psikoegitim.com/ 0216 633 06 76 nolu telefondan alınabilmektedir.

Gönül Notum;

Benim bu çalışmalarımda benden yardımlarını esirgemeyerek, (ayrıca) tarafıma gelen sorulara cevaplar aramamda büyük kolaylık gösteren, NPSİTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesine ve değerli uzmanlarına, ''özellikle'' bana bu olanağı sağlayan, Sayın Prof. Dr. Nevzat Tarhan Hocama ve İşletme Müdürü Sayın Uğur Canbolat Beyefendiye çok teşekkür ederim..

Saygılarımla.

''Melekler yüreğinizden öpsün''

Sabiha Rana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ana kuzuluğu dediğiniz şey anaların ölümünden sonra da devam ediyor mu? Merak işte:)

bumerang 
 03.09.2009 19:45
Cevap :
Sevgili Bumerang, ne güzel noktaya parmak basmış gibi yapmışsınız (!) :) Desenize bana yeni araştırma konusu çıktı.. Hem bu araştırma öte tarafta blog yazmama da vesile olacak.. :) Bu güzel yoruma Kıbrıs'tan teşekkürler yolluyorum.. Ve sağlık ve sevgiyle diyorum!  04.09.2009 9:44
 

öncelikle çok güzel bir konuya değinmişiniz buyüzden sizi kutluyorum .Bende bir kayınvalde mağduruyum,evliliğim bu yüzden bitti.Eşim annesi ve benim aramda dengeyi sağlayamadı.Bunun eğitimle ilgisi olduğunada inanmıyorum çünkü eşimde ünüversite mezunu.Şuan kayınvaldemide suçlamıyorum ama biliyorumki o olmasaydı evliliğim sonsuza kadar devam ederdi.İkisini başbaşa bıraktım ve hayatıma kaldığım yerden 9 yıldır devam ediyorum.Benimde bir oğlum var ve çokta düşkünüm fakat asla kayınvaldem gibi olmıycam.Esen kalın.

Hüray 
 03.09.2009 14:15
Cevap :
Sevgili Hüray, Değer verip okuduğunuz ve de yorumladığınız için ben teşekkür ederim efendim.. Bizler şanslıyız çünkü bir okuyan olarak bizimle yaşadıklarınızı paylaşmışsınız.. İsteriz ki herşey gönlümüzce olsun.. Sevsinler saysınlar hep bizi.. Bazen sevmek saymak istesek de olmuyor.. Ruhlar uyuşmuyor gibi geliyor bana.. İşte o zaman sevmek zorunda değiliz elbette ama insan olarak karşımızdakini istemesek de saymamız gerekiyor.. Saymamızın yanında bir de karşımızdaki kişiyi üzmememiz, sevmiyoruz diye, hırpalamamız gerekiyor.. Bilinç şart diyorum! Galiba öncelikle insanlık kılıcımızı kuşanmamız gerekiyor.. ''Melekler yüreğinizden öpsün'' Sağlık ve sevgiyle efendim..  04.09.2009 9:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2057
Toplam yorum
: 5305
Toplam mesaj
: 713
Ort. okunma sayısı
: 3726
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

Gazeteci Yazar, NLP Uzmanı - İlişki ve Yaşam Koçu Yaşarken dünyayı dolaşmayı, topraktan güneş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster