Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1726
 

Anadilde eğitim; O çocuk hayallerini bile Kürtçe kuruyor!

Anadilde eğitim; O çocuk hayallerini bile Kürtçe kuruyor!
 

Kürt çocuk, sadece Türkçe konuşabilen öğretmenine, “öğretmenim tuvalete gidebilir miyim?” sorusunu soramadığı için altını ıslatıyor! Çünkü O’nun annesinden öğrendiği dil Kürtçe! Anadili Türkçe olmayan Kürt çocuğunun yerine şimdi kendi çocuğunuzu koyun ve düşünün…

Ya da okuma ve yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede, çocuğa verilen okuma fişlerinden sökmesini hedefleyen bir eğitim sisteminde, ses ve konuşma olarak dahi hiç Türkçe bilmeyen bir Kürt çocuğunun bu işi nasıl beceripte elmasını kızartabileceğini düşünün…

Bu çocuk Kürtçe hayaller kurarken, anadilinden düşünürken, kendini anadili ile ifade edebiliyorken, nasıl Türkçe eğitilecek? Onca müfredat bu çocuğa Türkçe nasıl öğretilecek? Bu çocuğun bir birey olarak ilerideki başarısı sadece şans ve tesadüflerin sonucu değildir de nedir? Toplum içindeki başarı şansı, anadilinden ne kadar uzaklaşırsa, anadilini ne kadar unutursa, Türkçe’ye ve Türk’lüğe ne kadar asimile olursa o kadar mı artacaktır? Ya bu süreç içerisindeki travmaları? Kimlik ve kişilik bölünmeleri? Gelinen nokta işte koskocaman bir Kürt sorunu! Bir toplumun dili zorla yasaklanıyorsa ve bir başka dil zorla öğretiliyorsa bunun adı şiddettir, baskıdır, asimilasyondur…

Anadilde eğitim insanın en temel hakkıdır, bunun yasalanması da bu hakkın ihlalidir.

Bir çocuğu yok etmek istiyorsanız o zaman ona annesinden öğrendiği dili yasaklayın, 80 yıldır yapıldığı gibi…Kürt çocukları 80 yıldır, evinde annesi, babası, kardeşleri ile konuştuğu dili okulda arkadaşları ve öğretmenleriyle konuşamıyor. Kendi diliyle şiir, hikaye yazamıyor, duygularını anne dilinden ifade edemiyor. Kimin hakkı var bu çocukların dünyasını ve geleceğini karartmaya?

Anayasa`nın 42.maddesi diyor ki; "Türkçe`den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez". Bu madde zaten başlı başına tuhaf. Resmi dil Türkçe olduğu için çocuğa Kürtçeyi anadili olarak değil ancak yabancı bir dil olarak öğretebilirsin! Bu çocuğun anadili Kürtçe iken sen bunu ancak yabancı dilmiş gibi nasıl okutursun, hoş öyle bir derste yok ya, seçmeli bile olsa böyle bir ders yok. Ayrıca bu madde ; “Eğitimin resmi dili Türkçedir” demiyor, böyle demiş olsaydı bugün İngilizce eğitim veren pek çok okul ya da üniversite olmazdı.

Resmi dil saplantısı artık en geri kalmış Afrika ülkelerinde dahi yok. Bugün dünyadaki pek çok ülkede birden fazla resmi dil var, birden fazla anadilde eğitim yapılabiliyor. Hiç birisi de şimdiye kadar bölünmedi! İsveç’te tam 112 dilde eğitim görülüyor, bir sınıfta beş kişi bir araya gelip kendi dilinde eğitim alabiliyor.

Dil, haktan da öte bireysel bir varoluştur. Bir insanın varoluşunu red ederek, görmezden gelemezsiniz. Temel hak olarak bile düşününce, anadil, yaşama hakkına eş değerdir. Bu hak kullanıldığında sonucu nereye gider diye düşünemezsiniz. Kürtçe eğitim vermek ne üniter yapıyı bozar ne de Türkçe’ye zarar verir. Yeter ki Kürtçe eğitimin alt yapısı doğru düzgün hazırlansın, uzmanlarla el ele verilsin.

Ancak bu ülkede her konuda olduğu gibi bu konuda da çifte standart söz konusu. Bir yanda türbana inanç özgürlüğü gereği diyeceksin, diğer yanda “Kimse bizden resmi olarak anadilde eğitim beklemesin” diyerek çift dilli veya çok dilli eğitimin Türkiye’nin iç barışı açısından sıkıntılı olacağını söyleyeceksin! "Böyle talep olur mu"diye Kürtçe eğitime itiraz edeceksin. Bu alenen çifte standarttır ve demokratik açılıma gölge düşürür.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’da “asimilasyon insanlık suçudur” diyor, Türk dilinin ve kültürünün Almanya’da büyümesini istiyor. Ya ülkendeki Kürt vatandaşlarının anadilinde eğitim almasına karşı çıkmak…bu asimilasyon değildir de nedir?

Özünde bir kimlik sorunu, kimliğin özünde ise ‘anadil’ sorunu olan bir Kürt sorununu şiddetten ayırabilmenin çözümü öncelikle Kürtçe eğitime olanak ve alt yapı sağlamakla olur.

Bir insanın anadiline yasak koyarak, başka bir dilden kendini ve bir diğerini anlamlandırmasını ve anlamasını bekleyemezsiniz.

Anadilde eğitim Kürtler ile Türkler arasında bölünmeye yol açmaz, aksine bütünleşmeyi sağlar, çünkü insanlar birbirini anlayabilir hale geldikçe aradaki uçurumlar yok olur.

Asıl, yasaklar bizi bölünmeye götürür, bırakın insanlar anne dillerinden hayallerini kurduğu gibi konuşsun, yazsın, okusun, şarkı söylesinler...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmış olduğunuz bu blog , Kurşunkalem 2010 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülü'nü kazanan 10 blogdan birisi olmuştur. Tebrik ediyor ve başarılarınızın sürmesini diliyorum. Sevgi ve saygılarımla.

kurşunkalem 
 02.01.2011 23:17
Cevap :
Emeğiniz için size ve değerli önerileri için de arkadaşlarıma çok teşekkür ederim...onurlandırdınız beni, sevgiler  03.01.2011 10:46
 

Yazmış olduğunuz bu blog Kurşunkalem 2010 - MB'de en çok önerilen 10 blog ödülleri' ne aday gösterilmiştir. Konuyu blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=274070 'dan takip edebilirsiniz. Bol şanslar.

kurşunkalem 
 14.11.2010 10:15
Cevap :
Sürpriz ama hoş bir sürpriz oldu...onurlandım. Bilgilendirme için teşekkür ederim. sevgiler  14.11.2010 16:23
 

Haklısınız, Kürt çocuğu hayallerini 0-6 yaş arası kürtçe kurabilir. Lakin bu hayalleri yazıyla pekiştirmek isterse Türkçe' yi öğrenmek zorundadır. Bu ülkede yaşıyorsa, bu vatanın topraklarında ikamet ediyorsa ve bu ülkenin dili Türkçe ise öğrenmelidir. Hayatını idame ettirmesi için öğrenmelidir. O kürtçe hayal kuracak diye, koskoca T.C onun güzel hatırına Türkçe' den vazgeçemez. Rahmetli anneminde ana dili Kürtçe idi. Ama hem Kürtçeyi hemde Türkçeyi gayet güzel konuşurdu. Konuşmasını özellikle anası babası sağlamış. Düşünsenize 70 sene öncesinde! O günden bugüne hiç bir şey değişmedi ve inşallah değişmeyecek. Annemin ailesi ile Kürtçe konuşmasına kimse bir şey söyleyemezdi. Ama dışarıda bunun mümkünatı yoktu. Bence Kürtler artık anlamalı. Özgürlük falan bırakın bu işleri Berran Hanım. Sizin bu yazınız kusura bakmayın ama benim gözümde aynen küçük bir çocuğun boş hayali gibi...Olmayacak dualara amin diyerek boşuna hayal kurmayın. Selam ve sevgiler...

Muhalefet geldi hanım. "Hımm" 
 20.10.2010 13:39
Cevap :
yok, kesinlikle kusurunuza bakmıyorum, çünkü zaman kaybı olacak...neyin hayalini kuracağımı da bana bırakın lütfen...teşekkürler  22.10.2010 20:47
 

Yazınızı ve yorumlarınızı dikkatle okudum. Farklı görüşlerde olduğumuz kesin. Ama sizden dürüstçe bir itiraf beklerim: "Bölüneceğiz ve hatta bölünmeliyiz" diyebilmelisiniz. "Bölüneceğimizi nereden çıkartıyorsunuz?" gibi karşı görüştekileri paranoyak gibi göstermeniz, ya sözlerinizde dürüst olmadığınızı ya da dünyaya tek yönlü baktığınızı gösterir. Nato çalıştaylarında yayınlanan bölünmüş haritalarımızı gördünüz mü? Bir kere olsun Türkçe'yi geliştirip yabancı diller saldırısından kurtaracak bir projeye AB ya da Soros desteği gördünüz mü? Aynı kurumların Çerkes dili için bir desteğini gördünüz mü? Son ferdi de ölen Ubıhça için AB ya da Unesco desteğini gösterirseniz mutlu olurum, aydınlanırım. Haydi gelin birbirimize saygımız gereği çok net konuşalım. Benim anadilimde "bekara karı boşamak kolay" derler. Gelin zor olanı yapalım. Önce bağımsız ve bir olalım; sonra diller ve renkler ardı ardına şelaleler gibi akacaktır. Saygı ve iyilik dileklerimle.

Ceyhan 
 19.10.2010 21:42
Cevap :
Sn.ceyhan, benim gizli gündemim yok! bu nedenle dürüstçe itirafa da hiç ihtiyacım yok,bugüne kadar bölünme paranoyasına da hiç kapılmadım.Ancak ana dilde eğitime karşı çıkanların "bölünme" korkusuna kendilerini çok kaptırmış oldukları da aşikar.Çünkü bu konuyu politik kutuplaşmaların gölgesi altında değerlendirip, en temel bir hakkı sadece bu ülkede yaşayan "Türk" kökenliler için uygun görüp,Türk kökenli olmayan diğer halklar için hak görmemeleri,işte asıl bu zihniyet dünyaya tek yönlü bakış açısıdır.Aynı tek yönlü bakış açısı,dünyadaki şu teknolojik gelişmeleri göz ardı ederek,sınırların artık önemini yitirdiği bir küreselleşme aşamasında, halen "bağımsız" olabilmekten bahseden ilkel bir zihniyetidir.Bu ülkedeki tüm problemleri "emperyalist güçler" bağlamında değerlendirip,kendi kapımızın önündeki pislikleri görememek de yine bu tek yönlü bakış açısının sonucudur.Evet,bu ülkedeki 34 dilin hepsinde eğitim verilebilmeli,bunun için dış dünyadan kopmaya da ihtiyacımız yok! sevgiyle...  19.10.2010 23:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2272
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster