Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '09

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1421
 

Anadolu'da Bir Çağdaş Halk Şairi: Osman Akkoç

Anadolu'da Bir Çağdaş Halk Şairi: Osman Akkoç
 

Çağdaş Halk Şaiir Osman Akkoç'un resmi


Anadolu’da Bir Çağdaş Halk Şairi Osman Akkoç


Otuz yıl önce ölen isimsiz bir kahraman olan üç telli ustalarından Hüseyin Karakaya’nın ezgilerinin peşine takılmıştım. Çok eskilerde kullanılan, makara bantlara yapılmış kayıtlar buldum. Ancak bu makaraları çalıştıracak teyp bulabilmek için Dirmil’den eski ilçem Gölhisar’a gidiyorum. Yaşlı bir radyo tamircisi olan Ahmet Okatan’a derdimi anlatınca, “hoca bunlarla hiç uğraşma bende kaydı var ustanın; sana hemen aktarıvereyim, ”diyor. Onun sevincini yaşarken bu arada konuşmalarımızı dinleyen, dili yarı tutuk birisi usulca yaklaşıp kendisinin gazeteci, araştırmacı ve şair olduğunu, benim araştırdığım konularla ilgili söyleyeceklerinin olduğunu, yan taraftaki kendi dükkânında beni bekleyeceğini söyleyip gidiyor.

O an elimdeki işi bitirir bitirmez, soluğu o dükkânda aldım. Küçük bir yem dükkânında, sıcakta burçak burçak terliyordu. Anlattığı, sunduğu, şeylerle beni şakına çevirmişti.

“Ben, ”diyor “Çağdaş Halk Şairi, sarı basın kartı sahibi, Yazarlar Birliğinden, araştırmacı yazar ve ayrıca Anadolu Ajansı muhabiri Osman Akkoç, ” diyor ve kartlarını numaralarına kadar okuyor. Ve yaşam öyküsünü tutuk diline karşın, hızlı bir şekilde anlatmaya başlıyor.

1944 doğumlu, yirmi altı yıl orman memurluğu sırasında rüşvet almadığı için otuz sürgün yaşadığını, I990 yılında Çapa Tıp’ta bir beyin ameliyatı geçirdiğini, altı ay hastanede kaldığı sürede ailesinden hiç kimsenin arayıp sormaması üzerine duygulanıp bir bayram günü şiir yazmaya başladığını, bu yazdığı ilk şiirleri doktorların beğenmesi üzerine yazmaya devam ettiğini, şu an on bin şiiri olduğunu söyleyince; abartı olduğunu düşünmeme fırsat vermeden dükkânın arka bölmesinde duran, her biri Meydan Laurus büyüklüğünde tam on altı cilt el yazması şiirini gösteriyor. Kendisiyle ilgili çıkmış, ya da kendi yaptığı haber dosyalarından beş tanesini birden önüme koyuyor.

Belgesel romanını yazmaya çalıştığım sanatçılarla ilgili kendisinin yaptığı radyo programlarının ses kayıtlarını hemen kasetçalara koyuyor. Türkülerle, geleneklerle ilgili araştırma dosyalarını, ilçesine kazandırdığı bir Gölhisar kaynakçasını gösteriyor. Yani gösterdiği şeyi anlayıp tanıyamadan bir başkasını önüme koyuyordu. Çalışmalarını, düşüncelerini paylaşamamanın sıkıntısını yaşıyordu.

Süleyman Demirel Üniversitesi ve Akdeniz Üniversitesi’nin kendisi için verdiği Çağdaş Halk Şairi Beratlarını tozun, dumanın içinden tozlarını silerek uzattı.

Çok beğenilen şiirlerini bana sesli olarak okuturken, bitirdiği şiirlerini bir daha okumadığını söylüyordu.

“Bütün bunlar bir yana sana iki şey söyleyeceğim, ” dedi.

“İlki, benim çocuklarım, babamız ne yazmış bakalım, diye bu güne kadar bir şiirimi okumadıkları gibi şiirlerin bulunduğu defteri yırtıp sobanın ateşini tutuşturdular. İkincisi, Milli Eğitimden bir kişi gelip de öğrencilerin karşısına beni beş dakika konuşturmadılar, ” diyor. Ardından ekliyor; ama ben Osman Akkoç, değil de bu ilçeden ağa sülalelerinden birkaç soyadı söylüyor: falanca filanca olsaydım, durumum kesinlikle çok daha farklı olurdu, ”diyor. (Burada ekleyeyim görüşüp bu yazıyı kaleme aldıktan iki yıl sonra Milli Eğitim bir şiir kitabını bastığını öğrendim.
Osman Akkoç, serbest şiir de yazmış; ancak şiirini değiştirmemesi konusunda hep uyarılmış. Şiirlerinin bir kısmını akrostiş olarak yazmış. İki ayrı şiirinden ikişer dörtlük alıyorum.


Zenginlerin Köşkleri

…..

Bazı zengin kişiler fakiri hor görmekte

Çalıştığından çok az emeğini vermekte

Fakirin parasıyla muradına ermekte

Böyle şeyler olunca ben yazmaya başlarım


Hak adalet tam olsa ülkede fakir kalmaz

Patronların önünde hiç kimse hakir kalmaz

Beddualar kem sözler, kötü bir zikir kalmaz

Haksızlığı görünce şiirimle taşlarım

……


Gölhisar Ovası

Martta nisanda tipin yağmurun karın

Ovamızı süslüyor o yemyeşil pancarın

Şeker olup dönecek bize gelecek yarın

Yörede bir tanedir Gölhisar Ovası


Ortasından geçiyor koca Dalaman Çayı

Birbirine yaslanır güzel olur buğdayı

Pazar kurmuş gibi sıcak ağustos ayı

Sanki tane tanedir Gölhisar Ovası

……

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster