Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
455
 

Anadolu’dan Bir Tutam Yaşam

Anadolu’dan Bir Tutam Yaşam
 

BİR ZAMANLAR ANADOLU'DA


Nuri Bilge Ceylan’a 64. Cannes Film Festival’inde Jüri Büyük Ödülü’nü kazandıran son filmi ”Bir Zamanlar Anadolu’da” seyredilmesi kolay bir film değil. Seyirci olarak öykü ve karakterler ile bir empati kurmak, benzer şartlarda yaşamının bir bölümünü Anadolu’nun ücra bir yerinde geçirmiş olanlar için mümkün olabilir. Yönetmen olarak Ceylan da seyirciyi dışarıda bırakarak, tarafsız bir gözlemi hedefliyor düşüncesindeyim. Zamanın adeta durduğu bir Anadolu kasabasının küçük yaşamını, filmin adının çağrıştırdığı gibi “gerçek değil bir masal” gibi anlatıyor. Masal benzerliği, anlatımın dilinden değil, yirmi birinci yüzyılın modernitesine olan uzaklığından kaynaklanıyor. Kesilen elektrikler, eski püskü devlet araçları, dökülen bir hastane ve tüm bu şartlara uyum sağlamış karakterler. Öykü bir cinayet sonrası doktor, savcı, baş komiser, jandarmanın oluşturduğu araştırma ekibinin üzerinden gelişiyor. Cinayet ve nedeni çok önem taşımıyor daha çok karakterlerin iç dünyalarını tanımamıza, onların geçmişlerindeki travmalarını, sıkışmışlıklarını keşfetmemize vasıta oluyor. "Pencereyi bir açabilsem, önce derin bir nefes alıp sonra atlayıp kaçabilsem " ruhu filmin tümüne hakim.

Bir cinayet sonrasının 12 saatini anlatıyor öykü. İlk bölüm gecenin karanlığında kırsal alanda geçiyor. Zanlının ifadeleri rehberliğinde cesedi gömdüğü yeri keşfetmeye çalışıyor araştırma ekibi.  Karanlığın içinden otların hışırtısını, rüzgarın sesini olanca doğallıyla hissediyor seyirci. Gittikçe uzayan araştırma esnasında, karakterlerin aralarındaki konuşmalardan ve iç seslerden geçmişleri hakkında ipuçları yakalanıyor. Hepsinin geçmişlerinden gelen hayal kırıklıkları, içlerini yakan olaylar vardır. Hepsi memnun olmadıkları bir hayata mahkum devlet memurlarıdır. İkinci bölüm ise otopsi için cesedin taşındığı hastanede ve otopsi odasında geçiyor. Kasaba yaşantısının tek düzeliğini ve çıkışsızlığını karakterlerin ruhunda yakalamak istercesine yakın plan çalışıyor kamera. Geniş açı çekimlerde ise bozkırın ruhunu, pastoral bir tablo inceliğinde yansıtıyor. Gökhan Tiryaki yönetimindeki görsellik tek kelime ile mükemmel. Soruşturmanın bir an evvel bitmesi için bıkkınlık içinde çalışan bürokratlar, gerçeğin ne olduğu konusunda da çok meraklı değildirler. Hayat bir şekilde akıp gitmektedir, ölüm de bunun bir parçasıdır sonuçta. Hiç birisi işlenen cinayetin dramatik veya sosyal yönüyle ilgilenmez aralarındaki konuşmalar güncel hayatın sıradan mevzularıdır. Çocuğun hastalığı, yoğurdun sertliği, prostat sorunları gibi…

Erkeklerin egemen olduğu böyle bir toplum yapısında kadınların adı yoktur. Bir sahnede kadın masumiyetin simgesi olarak diğer bir sahnede ise “nerede kadın varsa orada sorun vardır” şeklinde cinayetin sebebi olarak sembolleşiyor.Anadolu topraklarının erkek egemen toplumunda, kadının "hizmet veren" kimliği olanca gerçekliği ve silikliği içinde yansıyor öyküye. Suskun, duygularını içine gömen "insanlar" kadınlar.    

Böylesine karakter odaklı bir öyküde oyuncuların performansları önem kazanıyor. Tüm oyuncular mükemmel bir ekip anlayışı içinde filmi sırtlıyor. Muammer Uzuner doktor, Taner Birsel savcı, Yılmaz Erdoğan baş komiser, Ahmet Mümtaz Taylan şoför Arap Ali karakterlerinde birbirinden rol çalmadan mükemmel oyunculuklar sergiliyorlar. Kısa rollerde muhtarı canlandıran Ercan Kesal, morgtaki memur rolünde Kubilay Tuncer akıllara kazınan performanslar sunuyorlar.

Nuri Bilge Ceylan kendisine örnek aldığı Andrej Tarkovsky, Robert Bresson, Michalengelo Antonioni gibi ustaların sessiz ve doğal akan sinematografilerini bir kez daha başarıyla tekrarlıyor. Her seyirciye hitap edecek bir sinema dili olmadığı muhakkak.  Aksiyondan uzak fakat yaşam kadar gerçek bir sinema dili.

 

BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA

YÖNETMEN: NURİ BİLGE CEYLAN

OYUNCULAR: MUHAMMET UZUNER, TANER BİRSEL, YILMAZ ERDOĞAN, ERCAN KESAL, FIRAT TANIŞ.                             

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ya, savcının yüzündeki o izler? Bu arada, Sinema dergisi Altyazı'nın NBC kurgu günlüğü tam arşivlikti, edinmişsinizdir umarım.

üç nokta 
 31.10.2011 22:50
Cevap :
kurgu günlüğü mükemmel bir kitapçık filmi seyreden herkes edinmeli yüzündeki izler şark çıbanı skarları gibi duruyor sanki o bölgelerde de görev yapmış....   03.11.2011 18:46
 

Merhaba, her sazı eline alanın aynı türküyü başka türlü çalması gibi, çağrışım ve yoruma açık bir seyirlik Nuri Bilge sineması.Yine de -bloglarınıza bakılırsa iyi bir film izleyicisi olduğunuz anlaşılıyor-sormak isterim: Doktor,diri diri gömülerek işlendiği anlaşılan o cinayetin üstünü sizce neden örttü? O kısmı pek çözemedim.

üç nokta 
 29.09.2011 16:46
Cevap :
Yorumunuz için tşk. NBC sineması her daim yorumlara ve geleceğe açık bir şekilde sürer yaşamlar film ile birlikte son bulmaz herkesin senaryosuna uygun bir şekilde sürer gider doktorun da diğer bireyler gibi zamanın durduğu bu kasaba yaşamında motivasyonu kalmamıştır, istemediği kendi seçmediği bir yerde yaşamak onu da ruhen bitirmiiştir aynı savcı, komiser gibi işler bitsin günler geçsin yeter, cinayetin farklı bir şekilde işlendiğini bulmak buradaki yaşamda hiç bir şeyi değiştirmeyecektir.   10.10.2011 14:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 54
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1084
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

İzmir’de doğdu. Viyana Tıp fakültesini bitirip doktor ünvanını aldıktan sonra Genel Cerrahi ihtis..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster