Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
151
 

Anadolu'dan Öyküler -3

Sıcağın avuntusu rüzgârın esmediği, yaprak kımıldamayan bir günün öğleden sonrasıydı. Her yerde bir sebeple kuyruğa geçmeye alışmış olan çokluk, binaların çıkıntılarından oluşan gölgeleri takip ederek art arda sıralanmış ağır adımlarla ilerliyordu. Kaldırımı ortalayarak telaşla yürüyenler ve taşıtlar olmasa uyuşukluk hakim … Karşıda biriken kalabalık caddeyi bu yakaya geçti. En arkada telaşla etrafına bakınan altı yaşlarında kız çocuğu trafik akışı başladıktan epey sonra yola atladı. Gözlerim kitlenmiş halde kalakalmıştım. Çarpmanın etkisiyle çocuk aracın sağ tarafına fırladı ve çarpan aracı -tüm kuvvetimle  kaldırdığımı hissettim. Teker çocuğun sol ayağının üzerinden geçti. Çığlıklar…

Kucağında bebeği ile bir kadın, abla ve baba küçük kızın geride kaldığını fark etmemiş olsa gerek, kargaşaya dönüp yerde yatanı gördüklerinde feryat figan koptu. Anneyi, kucağında ağlayan bebeği, en fazla on yaşlarındaki ablayı yatıştırma görevi bana düştü. Kabahatsiz olsa da, yerdeki çocukla ilgilenen, sürücünün alabildiğine üzgün olduğu belliydi.  Çocuğu hareket etmemesi için yineleyerek uyarıyorlardı. Terliğinin üstü kopmuş, ayağında ezilme görünmüyordu. Baba bir ara anneye yöneldi. Öfkesi kadına taşacakken hiddetli bir kadın sesi yükseldi.  “Hoooop hop kardeşim. Sen tutsaydın  çocuğun elinden. Kucağındaki bebeği alsaydın.”

“Telaşa mahal yok sakin, sakin…” “Ne sakinliği, sakinlik …?”  “Abi bir arasanız.”

“Ambulans nerede kaldı?  ”Aradınız mı?”

Meraktan çok evhamlı kalabalık gittikçe arttı. O sırada yoldan geçen bir kadın kalabalığa emir tonuyla açılın dedi. “Ben hemşireyim."

İşi ehline teslim eden gayretliler ordusu geriledik. Anneye tekrar geçmiş olsun deyip az ilerledim ki ambulansın sireni duyuldu. Genzimden aşağı kayan acı çatallanıp göğüs kafesimi doldurduğunda sendeledim. Daha önce de bir araçla motosiklet kafa kafaya çarpışacakken denk gelmiştim ve motosikletteki genci hızla ittiğimi anımsadım. İçgüdüsel olarak böyle, bilerek yapmıyorum. Motosiklet aracın önü sıra sürüklendi parçalandı . Gence dediler kendini atmakla iyi ettin. “Aklıma mı geldi amca kendimi atmak. Düştüm.”

Hislerin lisanı böyle algılamamıza neden oluyor olabilir. O vakitte orada olmamızın sağlayıcısı hisler değil midir?

Üzerimizde sarsıcı etkisi olan, deneyimlerden geçmiş yetişkinler travmatik durumlar karşısında  şaşkın, öfkeli, gergin, evhamlı … seyirci kalıyoruz.  Neden?

Biz ebeveynliği misafirin ayağına terlik, sırtına yastık vermekle özdeşleştiren birbirini anca büyüten; iletişimlerimizi  aileden biri aileden değil diye ayırarak yorumladığımız için kapalı bir toplumuz. Çocuklarımızın özerkliği öğrenmesi , kendi başlarının çaresine bakabilmeleri ya gecikiyor yada mümkün olmuyor. 

Her bireyin çevreye açıldıkça kazandığı haklar ve bu hakların getirdiği sorumluluklar vardır. Dağılan ilgimizi toplamak için gerekli dikkatten yoksunuz. Hala tedirginiz hala huysuzuz. Bilemedik ki kim nedir, kimdir? Ailenin içinden mi, dışından mı? Kaza etrafında oluşan  tutunma çemberlerinden birinde daha olgunlaşmıştık insan insana. 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster