Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
191
 

Anadolu'dan Öyküler -4

Sabah,  gün erkeni işe güce koyulan kimse etrafta gözükmüyor. Derin sessizliği aralayan rüzgarın uğultusu ürpertici. Az ilerde, bahçe duvarına yaslı duran kırık kanepenin üzerine tüneyen tavuklar, horozlar yem eşelemeye mi gitti? Yooo…Kümesleri dahi açılmamış, tel örgünün arkasında duruyorlar. Yukarı doğru yürüyüp açıklıktan etrafı seyretmeye karar verdim.Yerleşkenin etrafı domuz telleri ile çevrilmiş olduğundan güvenlik sınırı olarak kabul edebilirim. O tuhaf ürperti yanım sıra gelmekte. Kuşlar da mı göçtü? Herkes nerede? Hakim bir tepenin üzerinden üç yüz altmış derece dönerek etrafı seyredip geri döneceğim. Yönümü henüz çevirmiştim o yöne.Yoğun sis bulutları dağların burçlarından dökülen şelaleler gibi aşağılara dek hızla dağılıyor, etrafı kaplıyordu. Kaçarcasına gerisin geri döndüm. Gün öğleye varmadan görüş mesafesi en fazla on metreye kadar gerilediğinde anladım. Burada yaşayanlar, doğa ile bütünleşmiş yaşantılarının seyrini tahmin edebiliyorlardı. Sis dağılmayacaktı, yükselecek, koyulaşacak ve yağacaktı. Güneş bulutların ardından aydınlatamadığı için dört gün boyunca gece-gündüz evlerin aydınlatmaları açık kaldı. Yağmurlu günlerin ardı arkası kesilmedi derken güneş yeniden parladı. İş güç telaşı başladı, yine uzaktan uzağa seslenmeler, çığrışmalar, kuş sesleri…

“Geliyor musun?”

Nemli ve ılıman iklimi seven kayın, akçaağaç, karaağaç, meşe, kızılağaç kestane, gürgen, ıhlamur, dişbudak … ne ararsanız bulabileceğiniz  orman örtüsünün kuzeye bakan yamaçlarına geçeceğiz. Birbirine kenetlenmiş ağaç dallarından dökülen gazellerden yayılan çürük kokusu nefes almayı güçleştiriyor. Nem alabildiğine yoğun. Işık huzmelerinin düştüğü yerlerde kıpırdayan aydınlıkta birbirimizin yüzünü seçebiliriz o da belki. Peş peşe gölgelerimiz yürüyor.

Bir açıklığa çıktık. İki yamacı ayıran yol aşağı ve yukarı doğru kıvrılarak uzanıyor. Yeniden ağaçların arasına dalıyoruz. Çam ağaçlarından dökülen yapraklar, kabuklar… asit özelliğinden dolayı ot çıkartmadığı için yosunlaşan zeminde aradığımız mantarlar oluşmaktaymış. Ağaçların alt dallarından sakınmak için iki büklüm ilerlediğimiz halde o tarafa bu tarafa kaçışarak ,dökülen yaprakların altından görünmeyen mantarları nasıl bulduklarını sordum. “Yerlerini daha önce belledik, aynı yerde yuvalanırlar.“ “Tahmin yürütmekten başka şansım yok sanırım.“ Gülüşmeler… Neşeli toplayıştan müsaade isteyerek çıktım. Keskin, asitle karışık kokudan kendimi açıklığa, yola attım.

“Oradan bir yere gitme, biz dolanır aynı yere çıkarız, kaybolursun.“ “Geri gelirsen burdan gitmişsek seslen, sesimizi duyamazsan geri yola çık.”

Yolun kenarına oturup soluğumu topladıktan sonra etrafa dikkat kesildim. Vızıldayan arılar, cesur böcekler, gezinen iri karıncalar, her nefeste koku salan ıtırlı bitkiler…Kasketli  bir emice yanı sıra katır ile yolun üst başından aşağı doğru ilerlemekteydi.   Emice gülümseyerek, başını öne yaslayarak selam verdi. Selamını başımı öne yaslayarak, gülümseyerek aldım. Katırın üzerinde değildi. Kolunun altında bir tutam ot taşımaktaydı. Katır otun peşinden gelmediğine göre katırı yanıltıcı kapan değildi. Yan yana yürüyorlardı.Yol arkadaşıydı, sırdaşıydı, can yoldaşıydı… Aklıma Yahudi’lerin katırları geldi. Katır olan her yerde Yahudi izi vardır. Peki ya  mantarlar? İspanya’da yaygın ve ülkemizin bazı yerlerinde… Avrupa tarihinin utanç göstergeleri olan engizisyon mahkemeleri, Yahudiler, ispanya…  

Kasketli emice ile katır  kıvrılarak inen yolun sonunda gözden kaybolana dek ardlarından baktım. Yahudilerle ilgili okuduğum kitapların ayrıntılarından yakalayabildiğim denkliklerde oturduğum yerden Yahudilerden izler gördüğümü ilan ettim ya kendi kendime. Pes doğrusu.

Epey sonra mantar avcısı kızlar bir yığın mantarla aşağıdan ağrı çıkageldiler. Onlar da katırlı emiceyle karşılaşmışlar , mantar çıkınlamışlar, vermişler. Ne bir iyi olmuş rast gelmeleri. Koltuğunun altındaki otu damızlığa ayırdığı dana  güce gelsin diye toplamış. Burada hayvan güttüklerini görmedim. Besledikleri kıymetleri peşlerinden gelirler, yanlarından yürürler. Hakkında binlerce hikaye yazdıracak kadar güçlü edep, başka bir hikaye konusu olsun.

gözükmek- gözükmemek *istemsiz gelişen durum hissiyatı

görünmek- görünmemek * iradi bir durum

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster