Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
109
 

Anadolu'dan Öyküler-1

Akşamüzeri  beldeden ayrılan son minibüs hareket ettiğinde  gün batımı ufku kaplamaya başlamıştı. Sarp araziden aşağı inen yolun virajlarını gözü kara kaptanın sürüşü ile geçerken yalpalamamak ne mümkün? Civarın yabancısı olduğum koltuğa sıkı sıkıya tutunmuş  olmamdan belli. Taşıyabileceğim kaygının sınırlarını zorlamaktan kaynaklı omuzlarımdan enseme yayılan gerilim ağrısını yirmi beş otuz kilometre sonra aşağı bir dereye yuvarlanmazsak salacağım. Virajlar biter, düzlüğe varırız. Yol açma çalışmasında ağaçları kestikleri için savrulma sırasında tutacak doğal göstergeler de bulamadığıma göre en iyisi mi gün alacasından görüntüler kapmakla oyalanıyım. Minübüsün içindeki  uğultuya tüm dijital müzik çalarlara kafa tutarcasına katlanıyorum çünkü konuşmalar içinde ayrımsayabildiğim yöresel söz dizimleri ve sözlü kültürün aktarımsal bilgi kayıtları çok değerli. İz sürerek yaşama pratiği geliştiren her katip gibi benim de o kayıtlara gereksinimim var.  

Minübüs, henüz virajlar bitmeden buz gibi berrak su akan koca tekneli, üç gözeli  pınarın yanı başında,  dev çınarların altında durdu. Ard arda ulanmış  üçlü teknesi ile yaban hayata , sığıra, sürüye, gelene geçene… tükenmezcesine akan pınarın sularından yudumlamak , elini yüzünü durulamak için minibüsten inen birkaç kişiden biriydim. Yolun karşısında kurulu yer tezgahlarında kiraz dolu kovalar vardı. Epeyce satın aldığım kirazlardan hareket etmeden yıkarlar diye dolmuşun içinde herkese ikram için uzattım. Alan olmadı. Biz kirazın içinden geliyoruz teyze, bizim bahçede çok var, ağzını duğğle de gosane, hemcena ne datiinsa… Gülümseyişlerin lisanında söyleşerek geçen moladan  sonra yerime yerleştikten az sonra bana bakan bir çift göz sezinledim. O tarafa döndüğümde koltuğunda ufalmış küçük bir kız çocuğu dik dik bana bakıyordu. Gözüm elindeki  torbaya ilişti. Kiraz mı dedim. Gözleri kocaman açıldı,  sevinçle gülümsedi. “Kusura bakma seni görememişim. “ Düğümlediğim torbanın ağzını açıp avuç avuç torbasına koyarken küçük kızın annesi bileğimden yapıştı. “Çok oldu, yeter. “

“Neden dokunur mu? “ Kadın yüzüme mahcup baktı, bir şey demedi. O sırada olan biteni seyreyleyen yaşlı kadın geriden seslendi.  “gendin ye gendin” “Aman teyzecim biz yemesek ki ne, çocuklar yesin. “

Yaşlı kadın ayağa kalktı. Başıma dikildi. “Çocuhlaa yesin ha mi? “ deyip başını ileri geri salladı. Bir eliyle koltuktan tuttu diğer elini omuzlarıma pençeledi, mırıldanıyordu. Ses etmedim, tutunduğunu, az sonra ineceği için ayağa kalktığını düşünmüştüm. Epeyce yolu ayakta o o tekmilde gitti. Minübüs durdu. Omuzlarımdan çözülen eli ile sırtımın orta yerine haydi uğurlar ola diyerek hızla vururken dilinden güzel sözler dökülüyordu, saklısı bende kalsın. Ne diyeceğimi bilemedim. Yaşı sekseni aşmış kadın ananın hörmetine denk gelmişim meğer. Yaşadığım  topraklarda kutsanmanın ritüeline tanıklık bakışlarını geceye salan akşamın alacasından sökülen bütün ışıkları içime ağdı. Aşk ola kadın anam, aşk ola.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 91
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Yazmak gönülden çağlayan bir sanattır. Vakti an, mekanı hayattır.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster