Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
111
 

Anadolu'dan Öyküler-2

Hayat koşuşturması sabah yedi akşam beş buçuk- altı olan ilçenin sosyal ilişkileri akşam ziyaretlerinden ibaretti. Konu komşu,  akraba, hısım… iç içe yaşantısında yemekten sonra  çayında bir araya gelirlerdi. Altıdan sonra çekirdek çitleyerek dolaşan aileler dışında sokaklar boş gezenlerin, başı boş dolaşanların, ayyaşların, serserilerin… açık ara fark attığı mekanlar olarak kabul edildiği için o çerçeveden sakınıyorduk.  Evler dışında vakit geçirilecek dernek, parti, sendika … daireleri dışında mekan yoktu. Daire diyorum çünkü merkez denilen tek cadde üzerinde sıralanan apartmanlar avukat, doktor, muhasebe uzmanı, berber, bakkal, tekel bayii, kahvehane, pastahane,dernek, sendika… içindi. Pastanesi de postane gibi vakitlice kapanır bakkal belki biraz daha geçe kalabilirdi.

O yaşantının içinde bir gün;

Vakitler gece yarısını çoktan geçmişti. Açık kalan tek yer olan tekel bayisinin bile kapandığı geç saate kadar umutsuzluk, karamsarlıktan bahis açtığımız için entelektüel söyleşimize bütün birikimi yatırmıştık. Vals Kralı Johann Strauss 19. yy esintileri açık pencereden içeri esip perdeyi uçuşturan rüzgara karışmakta. Arşivinde yaklaşık 7 milyon eser  bulunan Viyana kütüphanesindeymişiz edasını birbirimizden alarak epey söz yuvarladık.  Evin içinde terlikle dolaştıkça ve sesimizin ani yükselmelerinde aşağı kattaki kadın fırça sopasıyla tak taka tak tak tavana vurdu. Terliklerimizi de çıkardık. Kahkaha krizini atlatmaya çalışırken söyleşinin ayarını bir turlu tutturamamıştık. Sırf kriz gitsin diye-ne alakaysa- koca kase reçel kaşıkladık.

Arkadaşım, birkaç bina ilerdeki evine geçmek için vedalaştı. Aydınlatmaların  yetersiz olduğu sokağa doğru pencereden başımı uzattım. Görüş mesafemden çıkana dek arkasından bakacağım. “Müziğin sesini biraz kıs.” Neden der gibi başımı salladım. “ Sokağa yayılıyor.” ”Kısma, kısma yayılsın. “ Gülüşmeler…  el sallaştık. Tam pencereyi kapatacağım karşı binanın hizamızdaki balkonunda bir hareket oldu.  Pencereyi hızla kapayıp gece perdesini tam çektim. Karşılıklı da olsa arada epey mesafe var. İki kaldırım bir sokak hesap edersek… O evde kimse oturmuyor diye hatırlıyorum. Anne babaları dünyadan göçtükten sonra evi dağıtmamışlar. Kardeşler yazları bir araya gelirmiş. Yazları biz buralarda olmuyoruz.

Birkaç gün sonra tanımadığım bir adam “Afedersiniz, bir şey sorabilir miyim ?” Diye seslendi.

“ Buyrun. “ Siz ………..” “ Neden soruyorsunuz? Ayıp değil mi sizin gibi yaşını başını almış birine seviyesiz yaklaşımlar göstermek. “ Hayır hayır, yanlış anladınız.” Hızlı adımlarla uzaklaştım.

Sonra bu seviyesiz (!) adamın kim olduğunu öğrendim. Plankton seviyesinde düşünmüşüm.  Hoşgördü. Yine de özür dilemedim. İnatçı ve dik başlı olduğum o dönemler özür dilemek tutunduğum dallarla ilgili… Ukalalık da vardı tabi.

Hiç unutmam kırlangıç mevsimiydi. Bambaşka ufuklara yelken açtıran dâhiyane bir insan tanımış oldum. Burada dedi en fazla üç ay kalacağım. Merak ettiğin her şeyi sor. Gizli sorularının yanıtını sen ara. Sakın gizli sorularını aşikar etme. Neden diye sordum. “Karanlıkta kalırsın diyor ya şair. Gerisini de sen anla.”

(Anadolu’dan kastım kırsallık değil. Bilirsiniz ;Anadolu, Asya anakarasındaki toprağımızın adıdır. Kültürel dairemizin aksına bağdaşık gelişen, birbiriyle birçok bakımdan uyuşan özdeş yapısı ile gerçekleşen hikayeler bütününde paylaşmaya çalışacağım. Sevgi ve muhabbetle)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 93
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Yazmak gönülden çağlayan bir sanattır. Vakti an, mekanı hayattır.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster