Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
807
 

Anadolu Kağnısı / Çarşıdan aldım bir tane...

Anadolu Kağnısı / Çarşıdan aldım bir tane...
 

***Ne elmadır ne de nar***




Dün Anadolu Kağnısı'nın seyr-ü sefer günüydü ama bir türlü yola çıkamadı. İçimde bir isteksizlik vardı, oysa ki yazı başlığım bile hazırdı: " Perşembe Pazarı", olacaktı başlık. Çarşı-pazar anlatacaktım.

Perşembe Pazarı deyince, insanın aklına İstanbul'daki meşhur büyük Perpa geliyor, lakin bizim burada da halk dilinde "Goca bazaa" denilen haftada iki gün, çok katlı tarihi Kaleiçi mevkiinde kurulan pazar yeri var. Yerel halk, eskiden beri turşuluk, kurutmalık, konservelik, çizmelik (dizmelik) sebze ve meyveleri oradan alır. Hem seçenek boldur hem de fiyatlar uygun olur.

Pazar demişken, şimdiye dek birçok kentin ya da ilçenin semt pazarlarında alış-veriş yaptım ama Denizli pazarları gibisini görmedim. Haftanın her günü farklı yerlerde birkaç pazar kurulur. Hem de birbirine çok yakın semtlerde.

Bir kere bizim köylümüz, üreticimiz ya da manavımız üşengeçtir. Eline torbayı alıp doldurmak zor gelir, sebze yığınının üstünde naylon torbalar tomarıyla durur ya da plastik leğenler. Oturup teker teker seçersin istediğin şekilde. Gülmeyin bakın, bamya, fini biber, börülce, fasulye tek tek seçilir. Vaktin varsa otur teyze ya da amcanın yanına sohbet et, çay iç, börek çörek ne varsa yedirir. " Bizim gız ya da bizim oğlan, seç bakam istediğin yeeden!" derler, doldurursun torbaya, terazi yakınsa bir de tartarsın kendi ellerinle, bir-iki de üstüne koyarlar fazladan.

Hiç aksi, suratsız satıcıya rastlamadım. Pazarlıkta da ısrar etmezler, gani gönüllüdürler. Açgözlü ve kıskanç satıcı da azdır:

-Benimkini beğenmediysen önkü (öteki) arkideşten alıve, bizim gız, derler.

Genellikle pazar yerinin kenarlarına konuçlanmış yaşlı teyzelerden alırım, önlerinde mendil gibi küçük bir örtüye sıralanmış, fazla albenisi olmayan ürünler satarlar, terazi-kilo yoktur önlerinde, hepsi şu kadara olur, derler. Hiç işime yaramasa bile bazen sırf, o teyze, bir an önce satsın kurtulsun ve evine gitsin, diye aldıklarım olmuştur.

Burada tane ile alış-veriş de pek olmaz, her şey kilo ile. Limon, marul, yeşil soğan, tere, roka...vs. vs. Örneğin Aydın'da üretim yeri olmasına rağmen marul tane ile ve iki katı fazla fiyatla satılır. Ve elini süremezsin hiçbir sebzeye, hemen kavgaya başlar satıcılar.

Bu kadar reklam yeter mi? Pazarlarımız dolup taşacak şimdi...

***
Pazar demişken, bir de insan pazarları var. Seç, beğen, al! Geçen Salı günü öğleden sonra FLASH TV'de "Dest-i İzdivaç" isimli bir programa kaydı gözüm. Anne-kız, ikisi de dul, yanyana oturmuşlar, rakipler yani. Allah var, anne kızdan daha bakımlı ve cazibeli, daha bilgili. Tek şartları var, hangisine kısmet çıkarsa ama damat, anne-kızı birbirinden (O kadar da düşkün değiller.) ayırmayacak, torunla birlikte kabul edecek.

İlk telefon Çaycuma'dan, anneye geldi, adamcağız "halim vaktim yerinde, tamam isterlerse olur," dedi. Anne beğenmedi, "İstanbul dışına gelin gitmem," dedi.

Adamcağız, "Öyleyse İstanbul'da TOKİ evlerinden bir ev alırım, her iki yerde de kalırız, dedi. Anne yine "cık" dedi. Amcanın konuşma tarzı ve ses tonu açmadı onu. Kaba-saba buldu sanırım.

İkinci telefon kız için geldi. Bursa'dan, güvenlik görevlisi, boşanmış, çocuklu bir bey aradı. Kızın gözleri ışıl ışıl. Kabul edecek gibi. Damat adayı, "senin çocuğun benim çocuğumdur, senin annen benim annemdir, yalnız ben çok yakışıklı değilim, dedi. Kız da, "senin ruhun güzel olsun, yeter," dedi. Maaşını sordular, 650 YTL imiş. Anne, "olmaz!" dedi. Kızın yüzü asıldı, " Doğru, gencim daha ihtiyaçlarım olur, bu para yetmez," dedi. Anne, "sen çocuğuna nafaka da veriyorsundur o paradan," dedi. Bu iş olmaz, kalsın!

Şimdi, annenin çocuğun hayatı üzerindeki etkisine güzel bir örnek, birinci aday, parası varken kabul edilmedi, ikinci aday, para yok, diye kabul edilmedi. Ben annenin neye değer verdiğini pek anlayamadım. Hem damat adayları sizin üçünüze de bakmak zorunda mı? Niye sizi seçsin ki? Erkekler bu kadar akılsız mı, biri ile başedemezken, bir de eve kaynana alsın hem de genç ve bakımlı?

Son bir haber: Semra kaynana da belediye başkanlığına adaymış! Sponsor buldu galiba...

***
RADYO 1'de canlı yayınlanan "Gecenin İçinden" programını dinlemek için iki saat önceden kuruldum ekran başına. TV'den dinleyeceğim, radyo mutfakta çünkü. Sevgili Nilgün, önceden katılacağını haber verdi bana. Ben diğer MB. yazarlarınınki gibi (Vakayınivüs) Gülname Hanım'a konuk olacak sandım, habire bayan sesi arıyorum. Radyodaki spikerin davudi sesi tanıdık. Metin abimiz, (Hamalosmanoğlu) şaşırdım, ben onu Ankara'da sanıyordum. Metin Bey okuldan arkadaşım, okulun en uzun boylu, en yakışıklı ve sesi en güzel olan delikanlısı, herkesin Metin Abisi. O mezun olduktan sonra öğretmenliği seçmedi, hemen TRT' ye girmişti. Türk Sanat Müziği şarkılarını az mı söyledi o koridorlarda. En çok "Veda Busesi" istek alırdı o yıllarda.

Yarım saat önceden başladım dinlemeye, çok akıcı bir konuşma ile ve düzgün sıcacık, güzel bir sesle "Ergen ve Idol " konularını anlattı, ama başta Nilgün olduğundan emin değildim taa ki Erol Büyükburç, "Nilgün Ok Hanım'a da selamlar! " diyene kadar. Çünkü Nilgün 15 dakikalık süre demişti, ben de telefonla katılacak diye, bakıyorum saate. Dinlediğim güzel sesli bayan zaten Nilgün'müş, iyi ki kaçırmamışım.

Sevgili arkadaşım Nilgün, yine yeni programlarda ve burada güzel yazılarında aynı konuları görmek umuduyla,
çünkü psikolojisi bozuk bir millet olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz, hiçbir konuda sağlayamadığımız başarıyı, maalesef bu konuda başarıyoruz! Kutlarım ve başarılar!

Ne güzel bir duygu, yüzyüze tanımadığımız insanlarla yollarımızın böyle bir yerlerde kesişmesi. Dinlerken heyecan duymak, çocuk gibi sevinmek.

Ha TRT'de bir de öğrencim var, hem de yönetmen, onu da sonra yazarım'

***

Bugünlük bu kadar yeter, yazıyı okuyanın gözlerini de düşünmek gerek. Hani bir de deyim vardır;

"Perşembe pazarı gibi yayılma!" derler. Ben bugün biraz fazla yayıldım, affola!

Selamlar!


Resim alıntıdır:

http://www.wilderrose.blogspot.com

http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=5974

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

pazarları severim.. hele ege bölgesinin pazarını.. hele köy pazarını... yaşlı teyzelerin kendi elleriyle yapı ketirdikleri ürünler çok ilimi çeker. doğaldırlar sonuç olarak.. salçası tereyegı, peyniri, makarnası, börülcesi.. kızım denizlide okuyor pamukkale üniversitesinde... yani bir ayagımız sürekli orada.. Türkiyemizin güzel illerinden bir tanesi... selamlar..

sema öztürk 
 20.01.2008 15:29
Cevap :
Teşekkürler arkadaşım, güzel şehir, güzel bir üniversite, inşallah başarılı olur kızınız...selamlar-sevgiler...  20.01.2008 17:08
 

Aynen yazınızdaki gibi... Bir de bizim buralara göre ucuzluğu dikkatimi çekmişti. Hem sıcak insanlar hem de ucuzluk, ne güzel! TV pazarından uzak durmak gerek. Selam ve sevgiler.

murat ertaş 
 18.01.2008 22:24
Cevap :
Üstelik sizin gördüğünüz biraz daha sosyetik pazar sanırım, kenar semttekiler daha iyidir. Dün akşam,Şoray Uzun Yolda programında bir köyde FB'li çeşme vardı, gülerek izledim...karlar, kızaklar ve uzaktan seyretmek bile üşütüyor insanı, kolay gelsin tüm soğukla mücadele edenlere! Selamlar...  18.01.2008 22:32
 

bugün bizim çarşı pazar günüydü...oh !bır keyıf dolaştım kı sormayın... üzerıne de yazınız eklenınce değmeyın keyfıme...sevgimle nergizlerım kucağınızda, mutlu günler...

Yaşam Çiçeklerim 
 18.01.2008 19:46
Cevap :
Aldım kabul ettim nergizleri, sağolun, sevgilerimle...  18.01.2008 21:22
 

İçten ve bizden pazar manzaraları ile başlatmışsın kağnını yolculuğunu. Bizim buralarda-İstanbul- öyle pazarlar yok ne yazık ki! Satıcının bazen alıcıyı bir dövmediği kalıyor! Diğer uçta ise son derece sınırın bilmeyen , gevşek bir muhabbete meraklı olanlar var .Ben burada pazarları hiç sevmem ve gitmem velhasılı.:) * Dest-i izdivaç türü programları izlemiyorum çünkü insanların satılık mal gibi görünmeleri , gösterilmeleri beni insanlık adına incitiyor, üzüyor. * Sevgili Vakayinüvis- Gülname- 'nin sıcak teklifini reddedemedim ve hayatımda ilk kez canlı bir yayında dilimin döndüğünce mesleğimin içinden birkaç satır söylemeye çalıştım, hatalarım olduysa affola:) Beğenin ve güzel , motive edici övgülerin için çok teşekkür ediyorum, mutlu oldum. Bu arada programın yapımcısı Gülname Hanım, sistem gereği bir başka kişi programı sunuyormuş. Radyo oldukça gizemli bir dünya, benim için çok değişik bir yaşantı idi. Buradan da Gülname Hanım ve ekibine teşekkür etmek isterim. Sevgilerimle.

nilgun 
 18.01.2008 19:11
Cevap :
Teşekkürler Nilgüncüğüm, dedim ya, bir garip duygu, bir garip heyecan. Görmeden sadece ses ile hayal ediyorsun...Ben de tüm ekibe selam gönderiyorum, arasıra dinlerim artık...Benim izlemem de sırf eleştirmek için, devamına bakmıyorum, hergün var o program...sevgilerimle...  18.01.2008 19:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2011
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster