Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
457
 

Anadolu Kağnısı / Sordum Sarı Çiçeğe

Anadolu Kağnısı / Sordum Sarı Çiçeğe
 

Yeter ki istesin, kuru toprakta bile çıkar!



Havaların serinlemesini fırsat bilip her sabah atıyorum kendimi bahçeye. Kurak geçen yazın etkisiyle baharda bir yazıma konu olan çayır-çimen çöp olmuş durumda, temizlemek gerek. Hem bu arada ter atıyorum, zayıflamaya başlayan kaslarımı çalıştırıyorum, bu yıl Fenerbahçe'nin vermiş olduğu stresimi dağıtıyorum, bu arada gelen -giden insanlarla ayaküstü laflıyorum.

Bazen benim tembel komşular konaklıyor yanıbaşıma, beni işimden alıkoyuyorlar. "Avareyi yanına koyma, ya soğuk suyunu içer, ya yelden yanına s....r." der annem her zaman. Ne kadar örnek olmak istesem de insanların içlerinde yok, bir işin ucundan tutarlarsa incileri dökülür, havaları söner sanki. Benim görevim değil aslında, site görevlisi var, ama bahçe büyük, küçük çocuk sayısı çok fazla. Çikolata yiyorlar atıyorlar, kağıt mendil kullanıyorlar atıyorlar. Büyükler sigara içiyorlar atıyorlar, tükürenler bile var. Kazık kadar insanlar.

Ben atmıyorum dersem yalan olur, kuşlara kuru ekmek, kedilere yoğurtlu ekmek, köpeklere de kemik atıyorum bazen. Bazen de yediğim meyvanın çekirdeğini. Ama onlar kalıcı çöp değil. Birçok fidanı öyle elde ettik. Kayısı, şeftali, erik. Doğa senin verdiğini inkar etmiyor, gerisin geri iade ediyor hem de fazlasıyla.

Bahçenin çöp görünümlü kuru dallarını, otlarını toplayıp kazdığımız çukurun içine dolduruyoruz, gübre niyetine. Kimyasal madde içermiyor, maliyeti de yok üstelik. Yağmurla rüzgarla eksilen toprağın yerini doldurmaya çalışıyoruz.

****
Haftasonu bizim derneğin yıllık toplantısı vardı. Yeni binamızı görmemiştim. İskoçyalı veterinerin ısrarcı tutumundan sonra Denizli Belediyesi konuyu sahiplenmiş ve artık derneğin bağlı olduğu bir kurum, finans kaynağı ve kadrolu 3 veteriner hekimi var. Bir de henüz kadrosu olmayan görevlileri. Sokak hayvanları daha modern binada ve profesyonellerin elinde gönüllüler kadar ilgi ve sevgi görüyor mu, onu bilemem. Para karşılığı yapılan işlerde verim olur belki ama sevgi o kadar olmaz, Ümit Davala'ya dedikleri gibi "memur zihniyeti" olur, nitekim öyle.

İskoçyalı hekimi acil durumlarda 24 saat arayıp ulaşabiliyorduk, şimdi vardiya usulü çalışıyorlar, yönlendirmeli telefonla, birisi nöbetçiyse diğeri ilgilenmiyor, bir sürü kurallar konulmuş, 2 aydan küçük yavrular kabul edilmiyor. Asıl onlar yardıma muhtaç, büyükler zaten başının çaresine bakar, değil mi?

Toplantıda öğrendiğime göre; (Daha önce üretilmesi yasak biliyordum.) Pittbull cinsi köpeklerin sertifikasız ve kısırlaştırılmadan beslenmesi, üretilmesi kesinlikle yasakmış ve 3000 YTL cezası varmış. Orman Müdürlüğüne bağlı çevre ve doğal hayatı koruma (isimde hata olabilir) şubesi, eğer şikayet olursa baskın yapıyormuş. Bizi de uyardılar, bildiğiniz, duyduğunuz varsa uyarın, diye. Ben de buradan duyurmak istedim tüm okuyanlara. Çünkü son hafta yine "Pittbull Dehşeti" başlıklı haberler var, fuhuş çetesi bile kurdurtmuşlar köpeğe, terörist yapmışlar hayvancağızı, ürettikleri yetmiyormuş gibi.

****
Bir de şu "güvenilir üyelik" için iki laf edeyim. Üstteki konularla ilgisi yok ya, olsun. Kağnı bu, ne yüklersen götürür, nazlanmaz...

Bazı yazılara yorum olarak katıldım ama yeterli değil. Baştan söyleyeyim, kavgayı, hır-gürü sevmem, polemiğe girmem, tahriklere aldırmam. kalabalık ortamlarda zırt-pırt oradan buradan çıkmayı kendime yakıştırmam, ayıp gelir. Nazik olmak, saygılı olmak, haddini bilmek, DOBRA olmaktan daha çok değer katar, bilirim.

Henüz 5 aylık acemi bir yazardım teklif geldiğinde. Editörlerin kriterleri neydi, nasıl seçtiler bilemem. Yaşım, mesleğim, duruşum, kategorim, seçtiğim konular (KÜLTÜR-SANAT) ve diğer yazarlarla olan ilişkilerim etkili olmuştur belki.

*Asla yalakalık, yağcılık, vurdumduymazlık, bencillik, huysuzluk yapmadım.

*Editörleri, benimle ya da burayla ilgili hiçbir konuda özel mesajla rahatsız etmedim.

*Kimseyi şikayet etmedim.

*Günde 2 yazıdan fazla yazmamayı, diğerlerine haksızlık olacağı gerekçesiyle, kendime ilke edindim.

*Lay lay lom yaptığım yorumlarım vardır ve adresi bellidir. Bir-iki kişi, onlar da sempatik bulduğum insanlar.

*Kişisel tartışmalarda yer almadım, tek katıldığım Orhan Pamuk konusu. (O da iyi bir okur olarak en çok beni ilgilendirir her halde. )

Şimdi ben 3 maymunu mu oynuyorum?

Talep etmeden bir hak verilmişse ve ben uygun görüp kabul etmişsem, bu da bana bazı avantajlar getirmişse, yalakalık- yağcılık mı yaptım iddia edildiği gibi?

Bana, yazılarımın hemen yayınlanması dışında bir getirisi yok güvenilir üye olmanın. Gerçi değilken de 10 ila 30 dakika arasında yayınlanıyordu yazılarım. Bir buçuk yılda sadece bir yazım reddedildi, o da seçim yasağı nedeniyle.

Ben şimdi kendimi yazıları, yorumları, mesajları ikidebir silinen bir üye ile nasıl eşit göreyim?

Yazılarımı kurallar çerçevesinde yazıyorsam, diğerlerine saygı gösteriyorsam, yazım kurallarına ve Türkçe kullanmaya özen gösteriyorsam, sınırlarımı biliyorsam, zaten doğrusu da budur, ayıp mı ediyorum?

Anlamıyorum, burası kavga etme yeri mi? Durup dururken hakaret etme yeri mi? Otokontrolünü sağlamayı becerebilen bir insanım; elim, kolum, dilim nerede ne yapacağını iyi bilir. Üstelik her zaman iddia edilen bir durum var, üye sayısı görünürde 4000 deniyor, kafa sayısı kaç bilen var mı? Editörler farkında değil midir ki tüm bunların? Bazıları seçilmişse vardır elbette bir bildikleri.

Tamam, adlandırılma biçimi (güvenilir, güvenilir değil) pek uygun düşmüyor. Başka bir şekli olabilir, gerekirse anket yapılır. Toptan kaldırılması yine etkilemez beni. Sistemde düzenleme olur mu, bilemem. Diğer ücretsiz bloglarda onaylama yok. Sorumluluk yazara ait. Ancak kavgalarda, tartışmalarda şikayet olursa yazı siliniyordu sanırım.

****
Resimdeki sarı çiçek bahçede gözüme ilişti, hiç olmayacak bir yerde çıkmış, bir de sapsarı açmış. Seramik saksıya diksen, gübre versen, her gün sulasan bu kadar canlı gözükmez.

İlginç değil mi? Doğallık kadar güzel şey var mı?

Yeter ki iste, bahanelere sığınma, önce kendine bak, sarı çiçeği örnek al, dedim kendime.

"Sordum sarı çiceğe anne-baban var mıdır?
Çiçek eydür derviş baba annem babam topraktır.
......."

İyi akşamlar!
....


Selamlar-sevgiler!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Neden tartışırlar bilmem ki? Dikkat ettiyseniz ben hiç tartışmam:) Zati ayda dört yazı ya yazarım ya yazmam. Güvenilir olsam ne olacak ki? İnsan önce kendine güvensin, değil mi Hocam:) Güvenilir üyelerin yorumları anında gidiyormuş! Bu yorum elinize ne zaman geçer Allah bilir. Selamlar, sevgiler:)

Ümit Culduz  
 28.10.2008 0:37
Cevap :
Elime hemen geçmiştir de ben şimdi okuyabildim, özür. İşte bize sağlanan bu kolaylıkları seviyorum ben. Bir tek size geç ulaşıyor, çünkü açmıyorsunuz hemen. Aslında üç günlük blog dünyasında tartışmaya değmez, bugün varız yarın sansürlüyüz:)) Benim blogspotta sayfam vardı, ruhuna El-Fatiha...O sistemi öğreneceğim diye az emek vermemiştim. Bakalım MB. ne kadar sürecek, köklü kurum olsa da?..selamlar-teşekkürler Ümit Bey!  28.10.2008 19:32
 

çok güzel bir yazı olmuş,ok beyendim,yeminle,,,,bir ara sizin adres benim habercimden silinmiş,,,,bulmadım sizi,iyi oldu bana yorum yazmanız,,,,,,harikasınız,,,,,sevgiler size,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 25.10.2008 11:05
Cevap :
Teşekkürler, hem yorum için, hem beğendiğiniz için, hem de yazılarıma değer verdiğiniz için...ben de mutlu oldum sizi sevindirdiğim için..selam ve sevgiler!  25.10.2008 18:18
 

önemli değil elbette olsa bile benim önem vereceğim şeyler değil zaten :)) hani bu konuya bu kadar çok önem verildiği için belki önemli bulan arkadaşlar tarafından nedeni biliniyordur diye sormak istedim sadece :)) sevgiler selamlar...

beenmaya 
 24.10.2008 17:11
Cevap :
Tamam, anlaşıldı...selamlar-sevgiler ve de teşekkürler...  24.10.2008 17:39
 

kolay gelsin, siz ne kadar duyarlı olursanız olun çevreye karşı malesef çevremizi kırletmeye vargücüyle çalışan bir sürü insan var(ben onlara kötü ruhlu dıyorum)...güzelim doğamızı kırletiyorlar...sarı çiçekte onlara inat "bakın size ınat açıyorum" dercesıne açmış olacak...sizi okumak hep keyifli oldu kağnıya bınıp tur atmayı seviyorum...tam zamanıdır nergizlerimde boy göstermeye başladı mıs kokulu nergizlerimden bır demet sevgimle kucağınızda...esen kalın...

Yaşam Çiçeklerim 
 24.10.2008 14:55
Cevap :
Çiçeklerin ömrü az işte açtı ve bitti, toprağı hazırlıyorum şimdi, kış çiçeklerine, yazın susuzluktan olmuyor, kışın daha kolay olur belki, Nergislerden diksem olur mu acaba? Kağnıda yolculuk ederken yoldan geçenlere el sallamak zevkli değil mi? Keşke daha bir çok farklı araç (havada, karada , suda) seyr-i sefer etse, birbirine çarpmadan, kırmadan dökmeden trafik işlese... Teşekkürler, sevgiler, selamlar...  24.10.2008 17:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2013
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster