Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
720
 

Anadolu'nun Hikayeleri - 4 : Komünist Doktor

Jandarma Komutanı, Kaymakam’ın kapısını çalarak içeri girdi ve selamını verdi. Elinde bir dosya tutuyordu. Kaymakam, O’nu görünce ayağa kalktı, elini sıkmak için hamle yaptı:

-Yüzbaşım hoş geldin. Buyur, otur şöyle.  Nasılsın, ne var ne yok?

-Merhaba Kalender Bey, hoş bulduk. Her zamanki gibi, ne olsun?

Yüzbaşı elindeki dosyayı kaymakamın masasına bıraktı ve:

-Yeni tayin olan şu doktorun istihbari sicil raporunu istemiştiniz. Adamın dosyası hayli ilginç! Biraz kabarık, baksanıza!

Kaymakam hafif tebessüm ederek:

-Bırak şimdi bunu, çay içer misin? Ya da kahve?

-Çay içerim.

Kaymakam odacıyı çağırdı ve iki çay istedi. Sonra dosyayı eline aldı ve Yüzbaşı’ya dönerek:

-Ne varmış sicilinde?

-Ne yok ki Kalender Bey? Hastaneye tuhaf bir adam geliyor! Yazılanlara bakarak konuşuyorum tabi!

Kaymakam, dosyadaki evrakı gözden geçirmeye başladı. Personel Sicil Raporu’nda şunlar yazıyordu:

“Hasan Ali Düzgün. Sağlık Bakanlığı personeli. Tıp doktoru, genel cerrah. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Malatya ili Hekimhan ilçesi doğumlu, Alevi kökenli. Sol görüşlü, komünist ideolojiye yakın.

Adı geçen personelin ilk görev yeri olan Kahramanmaraş ili Nurhak ilçesi Devlet Hastanesi’nde 1982-1986 yılları arasında 4 yıl görev yaptığı, bu süre zarfında ilçe halkına ücretsiz sağlık hizmeti ve ilaç temini konusunda Devlet’in görevli olduğu yönünde  telkinlerde bulunduğu, Başhekim ile ilişkilerinde sorunlar yaşadığı, adı geçen ilçedeki Nurhak Dağları’nda, Devlet’in güvenlik güçleri ile girdikleri silahlı çatışmada öldü sanılarak hastane morguna getirilen aşırı-sol örgüt üyesi  teröristlerden birini ameliyat ederek hayata döndürdüğü, bu olayı müteakiben Hastane Başhekimi’nin disiplinsizlik gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı’ndan müfettiş istediği, gerçekleştirilen teftiş neticesinde adı geçen personelin görev yerinin değiştirildiği;

1986-1989 yılları arasında Erzincan ili Tercan ilçesi Devlet Hastanesi’nde görevlendirildiği, buradaki görevi boyunca Tercan köylerini dolaşarak, köylüleri hastaneye gitmeleri yönünde teşvik ettiği ve ideolojik propaganda yaptığı, bu nedenle diğer hastane personeli ile uyuşmazlık yaşadığı, buna istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından rutin tayin işlemi yapıldığı;

1989-1991 yılları arasında Kars ili Arpaçay ilçesi Sağlık Ocağı’nda görevlendirildiği, burada da aynı uygulamaları devam ettirdiği, ilçe kaymakamının bu uygulamalar neticesinde Valilk’ten, Valiliğin de Sağlık Bakanlığı’ndan teftiş istemesi sonucu görevde ihmali bulunduğu gerekçesiyle görev yerinin değiştirildiği;

1991-1996 yılları arasında Hatay ili Yayladağı ilçesi Devlet Hastanesi’nde görevlendirildiği, Sağlık Emekçileri Sendikasının eylemine izinsiz katıldığı ve bunun üzerine Hatay Valiliği’nin resen açtığı soruşturma neticesinde devlet memurluğu ile bağdaşmayan eylemleri nedeniyle görev yerinin aynı ilçe sınırlarındaki sınıra sıfır noktasındaki Yeditepe Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda görevlendirildiği, burada Suriye sınırından kaçak yollarla ilçeye gelen kişileri kayıtsız ve usulsüz şekilde tedavi ettiği, bunun üzerine kınama cezası alarak, görev yerinin Sağlık Bakanlığı’nca değiştirildiği;

Buna istinaden son olarak Çanakkale ili Gökçeada İlçesi Devlet Hastanesi’nde görevlendirildiği görülmüştür.

Adı geçen personelin aldığı kınama, uyarma, maaşta kesinti ve görevde ilerleme durdurulması cezaları aşağıda listelenmiş olup ayrıca Yayladağı ilçesindeki faaliyetlerinden ötürü Türk Tabipler Birliği tarafından 1994 yılında ödüllendirildiği görülmüştür…”

Kaymakam, okumayı yarıda keserek Jandarma Komutanı’na döndü:

-Bu ne böyle Komutan? Adam doktor değil, bildiğin terörist! Bu yazılanları Ada’da da yaparsa işimiz var bu hergeleyle!

-Öyle görünüyor Kalender Bey. Adamın normal tayini yok! Hep soruşturma görmüş, sürgün…

-Ne sürgünü Komutan?! Gökçeada gibi yer sürgün mü olurmuş? Bunu verecen Hakkari’ye, Diyarbakır’a, zaten O’nun gibilerden çok var oralarda! Görsün dünya kaç bucakmış? Ben 20 yıllık memuriyetimin 15 yılını OHAL bölgesinde geçirdim, ne taltif ne takdir aldım? Esas sürgünü bizim gibi vatanını seven, devletine bağlı, namuslu memurlar yiyor, bu hergeleler ise hem teröristlik yaparlar hem de oh Ege kıyılarında koltuk kaparlar! Şuna bak! Soyadı da Düzgün’müş!

Jandarma komutanı tebessüm etti:

-Kalender Bey, çayınız soğudu!

-Bırak komutan, çay içecek hal mi kaldı? Ne zaman geliyor bu hergele buraya?

-Pazartesi başlayacakmış, öyle yazıyor. Yalnız iyi cerrahmış, bilginiz olsun!

-Boşversene! Her tarafı cerrah olsa ne olur? Şu sicile bak; iki uyarı, bir kınama, iki maaş kesme, kıdem cezası; adamda yok, yok! Nasıl memuriyette tutuyorlar bunları? Git, özel muayenehane aç desen bu hergeleye açmaz, komünist ya hesapta! Devlet hastanelerinin sidikli odalarında tatmin olur bu tipler!

-Bilemiyorum Kalender Bey! Ben müsaadenizi istiyorum.

-Müsaade senin Komutan.

Aylar sonra Gökçeada Hükümet Konağı lojmanında bir olay vuku bulur; Kaymakam Kalender Bey’in küçük oğlu lojmanın ikinci katının penceresinden düşer. Çocuk hastaneye kaldırılır, iç kanama geçirmektedir. Görevli doktorlar, bu ameliyatı yapamayacaklarını ve hastanın acil olarak Çanakkale Devlet Hastanesi’ne sevkedilmesi gerektiğini söylerler. Kaymakam ,en yakın feribotun 1 saat sonra kalkacağını ve 2 saatten fazla sürecek yolculuğun çok uzun olduğunu düşünerek, hemen kararını verir: Komünist Doktor’u bulmak!

Gece nöbet tutmuş olan Doktor Hasan Ali Düzgün ise evinde istirahat etmektedir. Birden kapısı şiddetle çalınır. Bu gibi durumlara alışkın olan Doktor, sakince kapıyı açar. Ama karşısında ilçe kaymakamını görünce şaşırır. Tam “yine soruşturma mı” diye düşünmeye başlarken, Kaymakam korku ve telaş içinde kolundan tutar:

-Doktor! Gözünü seveyim, çocuğum hastanede, acil ameliyat edilmesi gerekiyor. Hemen giyin, götüreyim seni.

-Görevli doktor arkadaşlarım yok mu hastanede Beyefendi?

-Aman Doktor! Onların hepsi dünkü çocuk, Çanakkale’ye sevk veriyor beceriksizler! 4 saatlik yol, iç kanamadan gider çocuk! Hadi, lütfen, hiç zamanımız yok!

Doktor Hasan Ali, tüm meslek yaşamı boyunca yaptığı gibi, hiçbir mazeret öne sürmeksizin ve hastanın kim olduğuna bakmaksızın, hayat kurtarma güdüsüyle hemen giyinip, daha önce hiç layık görülmediği makam arabalarından birine bindirilip hastanenin yolunu tutar…

 

Nil ALAZ, Akın Yazıcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

30 yıllık bir sağlık emekçisi olarak yazdığınıza yakın hayat hikayesine tanık oldum. "O" insan doktor ... örgütü'ne kayıtlı diye fişlenmişti. Sürgün edilip duruyordu. Onunla kimse çalışmak istemiyordu. Kim olursa olsun ayırmazdı. Hastalara insancıl yaklaşımı, o eşssiz yardım etme ve sonucu görme çabası görülmeye değerdi..Çalıştığım diğer doktorlardan hastaya el değdirmeden muayene yapanlarını, hastanın başı açık diye sevk edenleri....vb gibileri de çok gördüm... Anadolu'muzun açık yara- kapalı yara- ezik- direnen-dirilen- umut veren öyküleri bitmez .... Teşekkür ediyorum ....Kaleminize- yüreğinize sağlık...

Nil ALAZ 
 12.03.2015 19:52
Cevap :
Öncelikle Tıp Bayramınız kutlu olsun. Evet, Öykü bir kurguydu ama bu ülkede yaşanması mümkün olan, Görevini layıkıyla yerine getiren insanların başına gelebilecek türdendi. Doktorluk sadece seçilmiş, diğer mesleklerde de sanırım böyle uygulamalar olmuştur. Saygılarımla, esen kalın Efendim.  13.03.2015 16:30
 

Tıp Bayramı haftasında ellinci yılını doldurmuş, benzer nice olayları yaşamış bir cerrah olarak öykünüzü ilgi ve hüzünle okudum.Yüreğinize sağlık,selam ve sevgilerimle...

Akın Yazıcı 
 12.03.2015 15:17
Cevap :
Hocam, öncelikle teşekkür ederim. Meslekte 50. yılınızı ve Tıp Bayramınızı tebrik ederim. Burada esasen önyargıların düşüncelerimize set çektiğini ve farklı düşüncelerin de toplumun içinde varolması gerektği mesajını vermeye çalıştım. Türkiye bu farklılıkların çokca yaşanabildiği bir ülke. "Doktorluk" mesleğini, hayati bir önem taşıması nedeniyle vurgusunun daha güçlü olacağını düşünerek eksene oturttum. Saygılarımla, esen kalın.  12.03.2015 19:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7771
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster