Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
199
 

Anadolu'nun Hikayeleri -8- Paspala Düşleri

Bulgaristan sınırındaki Paspala Köyünün üzerine hem gece hem de şu meşhur Balkanlar'dan gelen soğuk hava kütlesinin lapa lapa serpen karları çökmüştü... Köy akşamdan beri bembeyazdı.
 
Bu havalarda Paspala'nın diğer köy ve kasabalarla olan bağı kesilirdi. Hele kaza merkezi, vilayet falan hak getire! Uzun kış geceleri -bir de kar bastırmışsa aynen bu geceki gibi- ne bir kimse köye gelebilir ne de köyden biri, bir yere ayrılabilirdi. 
 
İşte bu gece de öyle bir geceydi...
 
Ramiz Aga, uzandığı peykeden perdeyi araladı. Akşamdan beri sürekli yağan kar, tüm Paspala'yı beyaza bürümüştü.  Bir süre öylece köyü seyretti. Köyün hemen aşağısındaki hudut karakolunda yanan ve geceyi aydınlatan pasparlak ışıklara baktı. Işığın parladığı yerde, nöbetçi kulübesindeki asker belli belirsizdi. Askeriyeyi görmek her zaman güven duygusu verirdi O'na. Sonra;
 
Karşı peykede uzanmış Kocakarı'ya gözü ilişince, güzden beri yanan ama bugün tam mesai yapan peçkaya* bir meşe odunu daha attı. Üşümesindi Kocakarı! Tekrar pencerenin önüne oturdu.  Bir sigara ateşledi. Perdeyi araladı ve yağan karlara bakarak, bir sigara içimi, derin düşüncelere daldı...
 
"Bu sene kış geç geldi ama kuvvetli geldi. Ceremesi başladı. Ama tümü bu olsun. Eskiler ne sıkıntılar çekmişler be?! Sen kalk Balkan'dan buralara kadar gel, muhacir ol! Muhacirlik zor iş. Rahmetli anam babam ne zorluklar görmüşler. Orada Türk diye burada macır diye itelenmişler. 3 tane kızan, biri paçada, biri kundakta! Öbürü yolda dayanamaz, ölür! Ah güzel kardeşim benim! Ne de güzel bir oğlandı, hayal meyal hatırlarım hep! Anacığım, o erbap kadın, çok ağlardı ama nafile! Büyük acı be! Ya babam? O koca adam, 110 okka çeken adam, üzüldüğü zaman bilirdi ki herkes üzülecek, geri dururdu, içine atardı acısını, belli etmezdi. Sonra peşine iki kızan daha geldi ama evlat evlattır, hiçbiri tutmaz birinin yerini. Hem bak, bizim kızanlara. Nerdeler? Yoklar! Biri Burgaz'da, öbürü vilayette. Kız desen evlendi gitti. Olsun, hayırlıdır hepsi. Hiç kötülüklerini görmedik. Torunlar da ayrı bir güzel. Dey be! Hele o küçük kız yok mu? En şirinidir O! Burgaz'da da kar vardır şimdi ama burası gibi nerdee? Kızan oynamıştır bütün gün karda. Bak şu işe! Bizim kızanlar büyüdü, onların kızanları da büyüdü. En büyüğü üniversiteye gider, miendis** olcam der! Okusun tabi be ya! Bizim gibi köylük yerde ömür mü çürütsün? 5 yaşında gelmişim şu köye demek 70 seneyi geçmiş, hep bir ömürdür bu. Hep burda. Allah Atatürk'ten razı olsun! Büyük adamdı. Bak bizi yaban elde komadı, açıkta bırakmadı. O kafile kafile yollarda perperişan muhacirleri hatırlarım, el kadar çocuktum. Bulgar zulüm yaparmış da ben pek bilmem. Rahmetli anacığım anlatırdı ya hep; Bulgar çetelerinin köylerini bastıklarını, gelinlik kızlara musallat olduklarını, hayvancağazlarını boğazladıklarını hatta bir seferinde yaşlı bir köylüyü öldürdüklerini... Hey be Atatürk, sen ne büyük insanmışsın! Bu Bulgar deyuzuna karşı tüm milleti nasıl da önüne katıp, yekvücut kovalamışsın haydutları? Ne Bulgar'ı Ramiz? Kaç Bulgar kadar! Yedi düvel derler, İngilizi, Yunanı, Amerikanı... Araplar bile dikilmiş derler karşımıza, eskiler! Doğrudur, yalan mı söyleyecekler! Bu Arap milleti de bi tuhaf! Nasıl din kardeşi bunlar böyle? Adam Bulgar gavuru gibi müslümanın karşısına dikilir mi hiç? Bak şu karlara. Hiç yağar mı Arap çöllerinde? Yağmaz tabi! Allah rahmetini kesmiş pezevenklerden! Töğbe estafurullah!.. Sonra bu yurtlukda o zamanlar Bulgarlar, Rumlar yaşarmış. Onlara zulüm etmiş mi bizimkiler? Olmaz öyşe şey! Bak hala vilayette Yahudi takımından adamlar var, ticaret yapıyorlar. Bi fenalık olsa onlara da olurdu. Ama adamlar senden benden zengin, karışan gören var mı? (...) Vay anasını asker buz kesti be kumandan! Değiştir nöbetçiyi, elcağzı dondu kızanın be! Yarın kahveye gelirse söyleycem Kumandana, sende Enver Paşa gibi dondurarak öldürcen kızanları deycem, yazık be bu kızanlara! Türk askeri dayanıklıdır ama sen bilmezsin daha burlarda yenisin, Balkan'ın soğuğu da pistir be Kumandan! Sahi nereliydi bu başçavuş? Dedilerdi ama unuttum, ihtiyarlık işte!.. Aman neyse! 25-30 asker, hepsi bir memleketlerden gelmişler te buraya. Allah başımızdan eksik etmesin onları. Ben ta Erzurum tabyalarında 3 yıl yapmışım, hem de ne soğukta! Sayılı gün gelir geçer çarçabuk! Gerçi burası da son durak be Ramiz! Memleketin burdan ötesi yok. Taş atsan Bulgar'ın kafasını yararsın! Ne demeye Bulgar'dan kaçıp, yine Bulgar'ın kıçına yerleşmiş eskiler bilmem ki? Bak ovadaki köylere! Dümdüz, derya gibi tarlalar, ne eksen bana mısın demez, verir. Bizim gibi her taraf orman değil ya! Ama o kadar macır nereye sığacaktı be Ramiz? Elbet, bu ormanlara da birileri yollanacaktı. Hem bu memleketin oduna ihtiyacı yok muydu sanki? Olmaz mı be?! Yıllarca şu dağlardan kerestelik odunu elimizle kesip, Ada limanından kosterlere biz yüklemedik mi? Nereye giderdi o gemicikler? İzmit'e gitmez miydi, kağıt fabrikasına?.. Tabi, devletimiz herşeyi düşünmüştür; ovadaki macır ekinini ekecek buğdey biçecek, pancar ekecek şeker yapçak, böyle orman kısmı macırı ise kereste kesip mobilya, kağıt, kalem yapacaktı. Herkes buğdey ekse hiç olur mu? Olmaz tabi! Herşeyin bir ölçüsü, nizamı var Ramiz! Zaten bizimkiler Bulgardayken de ormancıymış, kendi zanaatları buymuş, burada da böyle istemişler... Yarın bakkalda cıgara da kalmaz kar bastırınca. Sabah birkaç paket almalı, bu kar kaç gün kalır acaba? Millet kaçtı gitti bu köyden, niye? İş yok, para yok! Gençler hep birden gittiler fabrikalara. Oralarda maaşlı çalışırlar, sigortaları da var. İyi ama buralarda toprak da işlenmek ister. İster ama işlesen nolcak? Kime ne yeter? Kardeşler arasında hır gür çıkacağına bırak boş kalıversin, aman be Ramiz Aga!.. Yok be Ramiz, bugünlere şükretmeli! Baksana iyi kötü bir yurtluk, birkaç parça ekmek, bir de senin gibi görmez, duymaz bir Kocakarı... Allah ömür versin O'na! Eskittik birbirimizi onca yıl. İyi kadındır, kalenderdir! Çok güçlüydü gençken ama ömür işte, gelip geçiyor, insanın canını çıkarıyor. Nerde o gençliğimiz? Te bak şu ağaçlara! Nasıl da sırtlar götürürdüm, bana mısın  demezdim 100 kiloyu! Şimdi, iki adım camiye bile zor giderim. Gençlik gibisi var mı? Şu kocakarı bembeyaz, güzelce bir genç kızdı. Ada iskelesine odun götürürken Maglovita'da rastlamıştım 50 sene evvel. Maglovita, şimdilerde Gökyaka derler ya nedense? Paspalaya da Armutveren derler şimdilerde ama hiç alışmamış ağzım. Neye değiştirirler bu güzelce isimleri? Ne bileyim be ya? Kocakarı, Boşnak'tır O, ben gibi Pomak değildir! Olsun hiç dert etmemişiz bunu, gül gibi geçinip gittik onca yıl. Rahmetli kayınpederim ile kaynanam da iyi insanlardı. Hem derler ya 72 buçuk millet yaşar bu Türkiye'de! İşte bizim gibi pomaklardan tut da, kürdüne çerkezine kadar... Tam 72 buçuk millet vardır, vardır da bu buçuk ne millettir çözemem bi türlü! Yarın imama sormak lazım, malumatı varsa söyler. O da bir garip! Geçen gün İsmet Paşa'ya dokundurdu ufak ufak. Milleti aç bırakmış da, tilki gibiymiş de bilmem ne! Öyle demeycen İmam Efendi! Hem sen ne biliyorsun o devri? Biz yaşadık Alman Harbi yıllarını. Zor günlerdi, sıkıntı çok çektik ama İsmet Paşa, İstiklal kahramanıdır! İmam konuşurken biraz düşünmeli! Muhtar da biraz bozuldu zaten kahvede uluorta böyle konuşmasına! Dey be! O vakitlerdi işte Kocakarı'yı görmem! Bir sene sonra beygir sırtında Maglovita'ya gidişimiz, beyazce kızın çay, kahve yokluğunda bize şerbet ikram etmesini nasıl unuturum?! Ey gidi ey!.. Ne güzel kızdı benim(...)
 
Birden evin içindeki tıkırtıyla düşünceleri bölündü. Başını camdan içeri çevirdi. Kocakarı:
"Hayırdır İhtiyar, gece gece yine tüttürürsün!"
 
"Ooo! Kocakarı uyandın he! Gel bakalım gel, şu yağan karlara bi bak hele! Te bak, ne de güzel yağarlar! Şu karlar yağdığında, bembeyaz kızdın, sen gelirsin aklıma hep! Gel bakalım gel...
 
Ramiz Aga, sigarasını söndürdü ve Kocakarısıyla beraber sere serpe yağan karları seyretmeye devam etti...
 
* peçka: kuzineli soba.
** mühendis.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7752
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster