Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '15

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1986
 

Anadolu'nun Hikayeleri -I- Köy Öğretmeni

Babası, elinden tuttuğu küçük kızını, köyün orta yerindeki izbe bir binanın önüne getirerek şöyle dedi:

- Bak Pelin! Burası da benim  okuduğum okul.

- Okul mu?

- Evet! Okul.

Küçük Pelin, Ankara’da okuduğu kendi okuluyla, şimdi karşısında duran bu binayı karşılaştırınca, şaşırdı:

- Ama, Baba! Sizin okulunuz çok kötüymüş!

Babası kızının şaşırdığını anlamıştı ama kendisi daha farklı duygular içindeydi. En güzel yıllarını geçirdiği bu binanın bahçesine yıllar sonra bir kez daha girmeye karar verdi. Bahçeyi yabani otlar bürümüş, etraf hayvan gübreleriyle dolmuştu. Adeta ahır gibi olmuştu! Atatürk büstünün olduğu bölüme doğru geldiklerinde gördüler ki; otlar büstü de sarmış, büstün mermer kaidesi kırılmış, boyası dökülmüş… Kaidenin üzerindeki yazı halen okunuyordu. Pelin, yeni yeni okumaya başlamış olmanın verdiği heyecanla yazıyı okumaya çalıştı;

Köy-lü, mil-le-tin e-fen-di-si-dir! M.-Ke-mal Atatürk…

- Aferin Pelin! Evet, köylü milletin efendisidir.

Küçük kız, Ankara caddelerinde kocaman siyah arabalarıyla ilerlerken trafiği yararak, hiçbir kurala uymayan, kelli felli, takım elbiseli adamlarla; demin kendisini öpen köylü dedesini düşündü! Bir anlam veremedi tüm bunlara. Babasına dönerek:

- Anlamadım ben bunu Baba!

Babası güldü ve:

Kızım, ülkemiz kurulduğunda, toplumun büyük bölümü köylüydü. Atatürk, köylü toplumunun Osmanlı zamanında sürekli ezilen ve sömürülen kaderini değiştirmek ve köylüyü hakettiği yere ulaştırmak için, Genç Türkiye’nin onların yaptığı üretimle kalkınacağını belirtmek için bu güzel sözü söylemiş. Neyse, büyüdüğünde daha iyi anlayacaksın. Gel, bir bakalım okulun içine.

Okul binası, 1940’lı yıllarda inşa edilmiş ve  yapıldığı yıllarda civar köylerin çocuklarının da geldiği tek katlı, iki derslikli bir binaydı. Köyde o zamanların en modern binasıydı ama ne kaloriferli ısıtma sistemi, ne laboratuvarı ne de işliği vardı. Okul, uzun yıllar önce  kaderine terk edilmişti. Tıpkı Anadolu’nun diğer tüm köy okullarında olduğu gibi, bu okul da Devlet tarafından kapatılmış, öğrencileri ise uzak kasabalarda eğitime devam etmeye zorlanmışlardı!

Baba ve küçük kızı okulun paslanmış, örümcek ağıyla kaplanmış, tozlu kapısından içeri girerek etrafa bakınmaya başladılar. Duvarda eski bir Türkiye haritası, Gençliğe Hitabe,  İstiklal Marşı ve camı kırılmış Atatürk resmi örümcek ağları içinde öylece duruyordu. Dersliklerdeki birbirine girmiş sıra ve oturaklar, kitaplıkta tozdan, güneşten iyice yıpranmış kitaplar ve halen üzerinde son yazıları silinmemiş tebeşir izleriyle karatahta, terkedilmişliğin hüznünü yansıtıyordu.

-“Bak Pelin”, dedi Babası, “bu sınıfta okudum ben. Bir-iki ve üçüncü sınıflar bu sınıfta, dördüncü ve beşinci sınıflar öteki sınıfta beraberce okuyorduk.”

Pelin, bu söylenenleri de anlamamıştı!  Bu arada, babası kitaplıkta bulunan tozlu bir dosyayı alıp, karıştırmaya başladı. Günlük ders programı, öğrenci faaliyetleri ve öğretmenin diğer notları yazılıydı. Öğretmenin adı da yazılıydı altında: Sınıf Öğretmeni Mustafa Çankaya. Bir düşündü, tanımıyordu bu öğretmeni. O sırada Pelin babasına sordu:

- Ne yazıyor Baba?

- Öğretmenin adı.

- Senin öğretmenin mi?

- Yok. Benim öğretmenim 30 yıl önce görev yapmıştı.

- Nasıl bir öğretmendi?

İyi bir öğretmendi! Köy çocuğuydu O da. Buralara çok uzak bir memleketten,  Denizli’nin bir köyünden geldiğini söylerdi. Atatürkçü, aydın, açık görüşlü bir adamdı. Çalışkandı. Okulun bütün tamir, boya-badana işlerini yapar, ağaç diker, kış sabahları biz gelmeden sobayı yakar, sınıfları ısıtırdı. Disiplinliydi; ama çocuklara vurmaz, itip kakmazdı. Ağa çocuklarının diğer çocuklarla alay etmesine izin vermez, herkesin heryerde eşit olduğunu söylerdi. Bizlerin, köylü çocuklarının, okuyup, iyi bir meslek sahibi olacağımızı söyleyerek okumaya teşvik ederdi. Köylü aydınlanmadan Anadolu Devrimi tamamlanamaz derdi her zaman. Derslerde Atatürk ve vatan sevgisini işler, Kurtuluş Savaşı’nın önemini anlatırdı. Ayrıca, iyi bir yazardı! Çok güzel öyküler yazar ve bunları bize sınıfta okuturdu. Bizlerin de öykü, şiir yazmasını ister ve örnek olurdu. Bir de biliyor musun? Dedene bile okuma-yazmayı O öğretmiştir. Çünkü okuma-yazma bilmeyen köylülere akşamları ders vererek onlara da öğretmenlik yapardı. Kısacası Pelin, benim öğretmenim hayatını eğitime, öğrencilerine ve köylülere adamış bir adamdı!

- Peki nerede O şimdi?

Babası bir an duraksadı. Aklına yıllar önceki o sahne geldi: Ders sırasında okulun kapısında beliren jandarma cipi ve az sonra sınıfın kapısını açarak içeri giren jandarma komutanının “Hocam, savcılık emri gereği sizi tevkif etmemiz gerekiyor. Bizimle kazaya kadar geleceksiniz” diye emir veren ses tonu ve Hoca’nın “peki, anladım” deyip, sınıfa dönerek;  “çocuklar, bu sizlerle son dersim olabilir. Ben olmasam bile yerime mutlaka yeni bir öğretmen gelecektir. Derslerinizi iyi çalışın ve bu devletin bozuk düzenini tamir etmeye çalışın. Benden bu kadar, bir daha görüşemezsek Allahaısmarladık!..”

Gözleri dolan adam, tüm bunları küçük kızına anlatmanın doğru olmayacağını düşünerek, Pelin’in sorusunu cevapladı:

-Şimdi nerededir, yaşıyor mu yaşamıyor mu bilmiyorum? Kimbilir, belki de…

Bir an sustu adam. Aklına geleni söylemek istemedi. Devam etti sonra:

 - Ama bize kattığı değerler, verdiği eğitim ve emekler için O’na hem hayranım hem de minettarım! Keşke O’nu bir daha görebilsem ve elini öpebilseydim. Benim yargıç olmamda en büyük pay O’nundur. Yıllardır O’na yapılan haksızlığı düşünerek, hep adaletin yanında ve izinde olmaya çalıştım. Çünkü Pelin, adalet herkese lazımdır!

Baba-kız, bu konuşmalardan sonra sessizce okul binasından çıkıp köyün toprak yollarında elele yürümeye koyuldular.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7771
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster