Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
494
 

Anakronizmanın sefaleti

Anakronizmanın sefaleti
 

Dün akşam NTV kanalında Can Dündar’ın sunduğu “Neden” programında Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay’ın sözlerini işitenler kulaklarını ister istemez şöyle bir yoklayıp sormuşlardır kendi kendilerine: “Acaba yanlış mı duydum, benim kulaklarımda mı bir sorun var, yoksa konuşan kişinin fikrinde mi?”

Mustafa Balbay, AKP’nin kapatılma davası tartışılırken, dava nedeniyle Türkiye’nin içine düştüğü/düşeceği siyasi kaos ortamına çözüm olarak, “Ah keşke şimdi rahmetli Bülent Ecevit sağ olsaydı ya da Süleyman Demirel 60 yaşında olsaydı da duruma el atsaydı, hatta belki Hüsamettin Cindoruk bile rol üstlenebilir” dedi! Tam olarak bu sözlerle ifade etmemiş olabilir ama söylediği bu anlama geliyordu. Yani AKP'yi kapatmakla yetinmedi, sonrası için senaryoyu bile hazırladı. Ama bulduğu çözüm acınası bir çaresizliğin dışavurumuydu.

Bu belki de üzerinde hiç düşünülmeden edilen sözler aslında bir kesimin zihniyetini ve dünyayı algılama biçimini çok iyi ele veriyor. Bu kesimi nasıl adlandırabiliriz bilmiyorum ama Cumhuriyet gazetesi ve günümüzdeki CHP yönetimi çevresinde kristalize olmuş çevrelerin zihniyeti tam da bu... Yani Türkiye’nin sorunlarına çözüm olma/üretme yeteneklerinin olmadığının itirafı en özlü biçimde ancak bu şekilde yapılabilirdi. Koskoca bir ülkenin siyasi ve toplumsal sorunlarının çözümünü bir rahmetliden ve biri 75, öteki 84 yaşındaki iki emekli politikacıdan beklemek!.. Üstelik bu isimlerden ikisi Balbay gibi sözümona “solcu” değil, sağcı politikacılar!.. Üstelik sanki Ecevit'in, Demirel'in başbakanlık yaptığı dönemlerde bu ülke tarihinin en ağır krizlerini yaşamamış gibi...

Halk neden CHP’ye değil de AKP’ye oy veriyor, niçin AKP’nin oyları artıyor diye yakınıp halkı cahil, “göbeğini kaşıyan”, “bidon kafalı”, bilinçsiz maganda olarak görenler Balbay’ın bu lafı üzerinde iyi düşünsünler. Düşünsünler de bu "cahil", "demokrasiye layık olmayan" halkın kendilerinden on kat daha sağlıklı biçimde akıl yürüttüğünü, doğruyu sezgi yoluyla bile olsa kendilerinden çok daha sağlam kavradığını görsünler. Tabii görebilecek idrak kalmış mı o da ayrı mesele...

Yani sen Türkiye için bir çözüm üretebileceğine kendin bile inanmıyorsun, ortalığı toparlamak için bir ölüden ya da en genci 75 yaşını geçmiş iki emekli sağcı politikacıdan medet umuyorsun, ondan sonra da “solcu”, “laik”, “Atatürkçü” kanaat önderi olarak gündemi yorumlamaya kalkıyorsun.

Dediğim gibi, Balbay’ın sözleri bir boşboğazın ağzından öylesine kaçmış sözler değil. Onun ve onun gibilerin zihin dünyasının çapını en iyi gösteren sözler. Halkla ve gerçekle bağı kopmuş, dünyaya imtiyazları ellerinden kayıp giden statükocu Cumhuriyet seçkinlerinin dar ufkundan bakan, zamanın dışına düşmüş, ama fikir üretirken, konuşurken bu anakronizmanın farkında bile olmayan bir zavallılığın resmi...

Balbay, “60 yaşındaki bir Demirel olsaydı” diyor. Demirel 84 yaşında olduğuna göre demek ki o 24 yıl öncesinde yaşıyor. Bence Balbay’ın anakronikliği yine de o kadar vahim sayılmaz. Çünkü onun temsil ettiği çevrenin mensuplarının çoğu yirmi dört yıl da değil, 60-70 yıl öncesinde yaşıyor. Hatta yaşıyorlar mı o bile belli değil. Ama zihniyetleri en kilit noktalarda hâlâ...

.......

Resim: http://danidaeskye.deviantart.com/art/anachronism-61389807

Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Çelik! Sabahleyin bu sayfa açılmadığı için cevabımı mesajlar bölümüne yazmak zorunda kalmıştım özür dilerim. Cavabınıza cevabım şu:Halkın bilinçsiz oy kullandığını ileri sürenlere, AKP oylarının çokluğu nedeniyle; “ Halkın kendilerinden on kat daha sağlıklı biçimde akıl yürüttüğünü “ söylemiş olmanız: Bana göre çokluğa dayanan idare şeklini savunduğunuzu algılatıyor. Aslında haksız değilsiniz. Ancak bu bizim ülkemiz ve yürürlükteki seçim sistemine göre değil. AB ve ABD sözlerine gelince: “ Bu gidiş Erdoğan’ı padişah yapar “ bloğunuzdaki Dünyadan soyutlanma sözcüklerinizle ilgili idi. Çünkü AB ve ABD den yükselen sesler çokluğa kulak verilmesini ima eden seslerdi. Bu yorumda yer almayabilirdi. Sizin gibi olup bitenlerden haberdar olan birinin; ülkemizin nerelere sürüklenmekte oluşunu görmemezliğe gelişinize bir sözüm yok. Ancak: Yorumlardan birine verdiğiniz cevapta “ Bazen bir konuşmanın bir cümlesi “ diyorsunuz. Üzüldüm. Saygılarımla

Hilmi Polat 
 21.03.2008 17:07
Cevap :
Sevgili Hilmi Bey, düşüncelerimi yazımda ve yorumlara verdiğim cevaplarda açıkladım. Şimdi cevaba cevabın cevabını verip daha fazla uzatmak istemiyorum. Evet bence Türkiye kötü bir yere sürüklenmiyor, ama bazıları böyle bir korku ticaretiyle prim yapmaya çalışıyor. Saygılarımla...  22.03.2008 13:39
 

Celal bey,Cumhuriyet gazetesi ve yazarlarına karşı bir tutumunuz varmış gibi hissediyorum.Ekrana çıkan ve Mustafa Balbay'ın sözlerinden daha uçlarda konuşan nice insan var.Ha,bu insanların konuşmaları da sn.Balbay'ın sözlerini haklı çıkarmaz,ayrı.Programı da izleyemedim.Siz sadece görmek istediğiniz ya da duymak istediğinizi duyuyor gibisiniz.CHP yönetimini eleştirdiğiniz kadar bu sayfalarda hiçbir zaman AKP yönetimini ya da başka bir partiyi eleştirmediniz.Bunlar benim gözlemim tabi ki,dışarıdan bana öyle görünüyorsunuz Celal bey.Selamlar.

Ahmet AYDIN 
 20.03.2008 22:51
Cevap :
Sevgili Ahmet Bey, Cumhuriyet gazetesine karşı bir tutumum yok, onun yöneticilerinin ve kimi yazarlarının temsil ettiği zihniyete karşı tutumum var. Bugün Ergenekon soruşturması kapsamındaki gözaltıları duyduysanız o tutumumun nedenini de anlarsınız. NTV'deki programa gelince, ben ordaki tartışma hakkında yazmadım, sadece Balbay'ın o sözlerini işitince onun konumu itibarıyla temsil ettiği zihniyeti sorguladım. Herhalde bana yönetilecek en haksız suçlama "görmek istediğimi görme" tavrı içinde olduğumdur. Beni fazla tanımıyorsunuz. Eğer AKP'nin önünü hukuki katlederek kesme çabaları olmasa AKP'yi en sert biçimde eleştirenler yine benim gibi düşünenler olacaktır. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Selamlar... (Not: Cumhuriyet gazetesi ve yazarlarıyla ilgili değerlendirmemi bugünkü gözaltıları da dikkate alarak okuyun bence)  21.03.2008 10:43
 

Yazınızda belli bir sol kesimi eleştiriyorsunuz sanırım, aslına bakarsanız haksız da sayılmazsınız, çünkü ne de olsa Chp, solun merkez partisidir ama oylarla aldığı misyonunu yerine getirememiştir. Cumhuriyet çevresi ise, bir bakıma özel bir güçtür. Yani oylarla gelen kamusal bir şey değildir. O yüzden, onları suçlama hakkı olamaz. Burada iki hata yapılabilir. Birisi, solu sadece bu eleştirdiğiniz kişilerle birebir görmektir, ikincisi de, ülkenin geçmişinin, solu paralize ettiğini gözden kaçırmaktır. Bu ikisi gözden kaçtığında, sanki, eleştiri bir tür hınç taşıyor hale geliyor. Oysa, bir insan ya da kurum, sadece art niyetliyse suçlanabilir hınç duyulabilir. Ve ayrıca, her fikir sahibi, bütüncülde, kendine eleştirmelidir. Çünkü, kimse solcu olmakla görevli değildir. Siyasi özne olmak bir tür bir öne çıkıştır.

Erdal Aydın 
 20.03.2008 19:21
Cevap :
Efendim, ben o eleştirdiğim "sol"dan bahsederken devamlı surette "sol"u tırnak içinde kullanmaya özen gösterdim. Bunu o eleştirdiğim kesimlerin solcu olarak bilinmesi ya da kendilerini öyle tanıtmasına karşı olduğum için bilinçli olarak yapıyorum. Sizin söylediğinizin tam aksine, solu bu kesim ve kişilerle bire bir aynı görmüyorum, zaten bu yazıları yazmamın nedeni de gerçek solla bu tür "sol"un birbirine karıştırılıyor olmasıdır. Kimseye hıncım yok, ama kendimce onların gerçek yüzlerini sergileme gayretim var.  21.03.2008 10:32
 

Sayın Çelik, Balbay'ı eleştirmenize değil de yazınızın Halk neden AKP ye oy veriyor kısmına üzüldüm. Sizin gibi bir aydının; AKP nin ülkemizi nereye sürüklediğini görmemezliğe gelişine üzüldüm. Çoğunluğa dayanarak; her toplumun layık olduğu idare şekline razı olmalıdır anlayışı içinde olmanıza üzüldüm. Görevini yapmakta olan bir savcının, demorasi zırhına bürünerek, AB ve ABD nezdinde onaylanmıyacağı ve ülkemizin aleyhine sonuç vereceği savıyla tarafınızdan eleştirilmesine üzüldüm. Dava gerekçelerini ciddi bulmayışınıza üzüldüm. Saygılarımla...

Hilmi Polat 
 20.03.2008 14:13
Cevap :
Sevgili Hilmi Bey, ben hakikaten ülkemizin bir yerlere sürüklendiği düşünmüyorum. Yaş itibarıyla siz benden daha iyi bilirsiniz bu ülke şimdikinden çok daha kötü dönemler atlattı. "Çoğunluğa dayanarak idare etme hakkı vardır" demedim, aksine bunun tam tersini söyledim. Evet dava gerekçelerini ciddi bulmadım, bir vatandaş olarak o kadar da hakkımız olsun artık değil mi? Ayrıca benim yazımda AB, ABD sözleri hiç geçmiyor. Zaten böyle, ona buna karşı ayıp olur diye bir savunma anlayışım da yok. Bence yazımı bir defa daha okuyun. Selamlar, saygılar...  20.03.2008 15:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3523
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster